Onsuz Olmaz

Onsuz Olmaz

Mevlânâ hazretleri, “Duâ kapıyı çalmaktır. Gerisine karışmak haddi aşmaktır” buyurmaktadır. Tasavvufta “Edep haddini bilmektir” diye tarif edilir. Herhangi bir mevzuda derin bilgisi olmadığı halde, görüş belirtmek ve hatta bunda ısrar etmek haddini aşmaktır. Cemiyetimizde maalesef çok ciddî mevzularda yanlış görüş serdeden payeli ve payesiz cahiller vardır. Konya’da bir Lise’de Üniversite imtihanı için Bina Sınav Sorumlusu idim. İlahiyat mezunu olan ve din dersi öğretmenliği yapan bir zat, bana hitaben “Hocam! Vatan sevgisi imandandır.” meâlindeki hadîs-i şerîf uydurmadır değil mi? diye sordu. Bir din dersi öğretmeninin böyle bir zihniyete sahip olmasına son derece üzüldüm ve şaşırdım. Ben de kendisine, “Vatanın olmasa, hürriyyetin, malın, canın olabilir mi? İnancını serbestçe yaşayabilir misin? Namusunu ve şerefini koruyabilir misin?” diye sorunca, hepsine hayır cevabını verdi. O halde “Vatan sevgisi imândandır.” dedim. “Hubbü’l-vatan mine’l-îmân” (Vatan sevgisi imandandır) sözü, hadîs-i şeriftir. Nitekim Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin (672/1273) Mesnevî ve İmam-ı Rabbânî’nin (1034/1624) Mektûbât adlı eserlerinde de böyle geçer.

Mesela İmâm-ı Gazâlî'nin İhyâ adlı eserinde uydurma hadîs vardır diyen kendini bilmez zırcahiller de vardır. Kısaca diyelim ki, hicrî beşinci asırda İslâm dinini kuvvetlendiren, yayan Hüccetü’l-İslâm, kendinden önceki âlimlerden yetiştiği, onların izi üzere gittiği gibi, kendinden sonraki her âlim de ondan istifâde etmiştir. Hüccetü’l-İslâm, 300 bin hadîs-i şerifi râvileri ile ezberden bilen hadîs âlimine denir. İmâm-ı Gazâlî, Nizâmü’l-mülkün meclisinde âlimlerle münazara ve mibahase edip, hepsine galip geldi. Üstünlüğünü hepsi itiraf ettiler. Onun fazilet pınarından avuç avuç alıp kandılar. Nizamü’l-mülk Bağdad Üniversitesi rektörlüğüne İmâm-ı Gazâlî'yi tayin etti. Müderrislikten başka fetva ve tasnif ile de meşgul oldu. Üniversite rektörlüğünde kaldığı 488 yılına kadar Yunancayı öğrenip, yunan feylesoflarının eserlerini orijinallerinden okudu. (Tehâfütül-felâsife) ve (el- Münkızu ani’d-dalâl) kitaplarını yazdı. Avrupalılar Ortaçağın karanlıklarında yaşarken ve dünyayı tepsi gibi düz zannederken İmâm-ı Gazâli’nin dünyanın yuvarlak olduğunu, bu ikinci eserinde, delillerle nasıl ispat ettiğini okuyanlar, bu büyük âlimin bir feylesof değil, derin bir din ve fen âlimi olduğunu anlarlar.

Hazret-i İmâm müçtehid idi. İçtihadının ekseri Şâfiî mezhebine uygun olduğundan, o mezhepden addedildi. Yazdığı kitaplar ömrüne bölününce, gününe onsekiz sahife düşmektedir. Kitapları Batı dillerine çevrilmektededir. (Eyyühel-veled) kitabı, 1945’de kurulmuş olan, Milletler arası ilim yayma teşkilatı (UNESKO) tarafından 1951’de fransızca’ya, ingilizce’ye ve ispanyolca’ya terceme edilerek, hepsi basılmıştır. 1959’da dört alman ordinaryüs profesörünün, Gazâlî’nin kitaplarını okuyarak, İslâm dinine âşık ve İmam’in kitaplarını almanca’ya çevirmekte oldukları gazetelerde yazıldı. En meşhur kitabı, İhyâü’l-ulûm’dur.

Tasavvufta mürşidi, Silsile-i Zehebin en büyük halkalarından olan Ebû Ali Farmadî hazretleridir. Onun huzurunda kemâle geldi. Zahir ilimlerinde eşşiz âlim olduğu gibi, tasavvuf ilimlerinde de mürşid oldu. Her iki ilme sahip olup, Resûlullahın vârisi oldu. Tus şehrinde fıkıh âlimleri için bir medrese, sofiyye için bir hânekah yapıp, vaktinin bir kısmını ilim öğretmekle diğer kısmını da tasavvuf yolunda olanlara feyz ve nur sunmakla geçirdi. 55 yaşında Tus’ta Hakkın rahmet ve ve rıdvanına kavuştuğu 1111 senesi Cemaziyel âhır ayının 14. Gününe (Pazartesi gününe) kadar böyle devam etti. Allahü teâlâ şefaatlarına nâil eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Recep Dikici Arşivi