Büyük Ozanımız, Bazo Mehmet

Büyük Ozanımız, Bazo Mehmet

1942 yılında beş çocuklu bir ailenin ortancası olarak şirin kasabamız Kanlıkavak'da doğan şair ve ozanımız Bazo Mehmet (Ayar), Göksunumuzun yetiştirdiği çok önemli bir ozanıdır. O, sadece ilçemiz bazında değil, ilimiz genelinde yetişmişlerin ilklerindendir.

O aynı zamanda geç fark edilen bir değerimzidir. Hakkettiği tanınma fırsatını bir türlü yakalayamadığından, yöresel düzeyde kalsa da, O büyük ozanlardandır. Halk tabiriyle elinden tutan olsaydı, şairimiz Türkiye çapında tanınma fırsatını yakalayabilecek kapasitede biriydi.
Ozanımızın hak ettiği yere gelememesinde geçim derdi başta olmak üzere, yani bir kısım iç şartların dışa açılmasına engel olsada, dış nedenler olarakta da, yöresel bazda şimdiki gibi basın-yayın ve televizyonların O'nun ihtiyaç duyduğu zamanlarda İl ve İlçemizde o kadar yayğın olmayışına bağlamak da mümkündür.

3bcfb3dd-d32a-4565-b3d7-4cb1afe0a5f5.jpg

"Dert söyletir !" Derler yâ, ozanımızın İçsel nedenlerden biride; dört evliliği ve dokuz çocuk sahibi olmanın getirdiği zorlu hayat mücadelesinin önemli rolü olmuştur. Ozanımız aşağıda vereceğim "Zaman" ve "Geldim Bugüne" adlı şiirleriylede zaten bunu kendiside belli etmektedir.
Zaman
Bindokuyüz kırkikiymiş bilmiyom ya
Şu benim anamdan doğduğum zaman
Kayıt oldum köyümdeki okula
Tam yedi yaşıma geldiğim zaman

Babam Hüseyindir anam Hatça
A'dan B'ye okur oldum netice
Bir yıl geçtim iki sene bitince
Zor geldi sınıfta kaldığım zaman

Üçüncü sınıfta taktılar nişan
Gidemem okula kaldım perişan
Talebe önlüğüne durmadan koşan
Kaçardım dostları gördüğüm zaman

İlkokulu yedi yılda bitirdim
Tam yaşımı ondördüne yetirdim
Güzün düğün edip gelin getirdim
Yenice kendimi bildiğim zaman

Kul Ayar'ım derde sonu ne olur
Ancak kötü kader dert beni bulur
Korkarım cenazem ortada kalır
Bir zengin ölürse öldüğüm zaman

Ozanımız burada çocukluğunu yaşamadan, daha ondördünde evlilik sorumluluğu almasını, okuyamamanın içinde bir üste ukte kaldığı serzenişindedir.

Evlilik hayatından sonra bölgede meşhur kağnı ustası babası Bazo Hüseyin Ustadan, keser tutup kullanmayı, oradanda marangozluğa geçen Bazo Mehmet, şairliğinin yanında iyi bir marangoz ustası olarak hayat mücadelesine devam eder.

Asırlar öncesi Konya'dan türkmen oymağı olarak Kanlıkavak'a gelen ecdatları, köyün hemen hemen bir kaç kurucularından biri olurlar. Bazo lakapları da, büyük dedelerinin boylu-poslu, geniş omuzlu, babayiğit ve gelişmiş pazularından, daha doğrusu düzgün fiziklerinden dolayı bu lakabı aldıkları söylenir. O gün bugün aileye "Bazolar" denile gelmiştir.

Azda olsa şiire meraklı olan biri, Bazo Mehmed'imizin dizelerini okuduğunda, ondaki kafiye ve güzel anlatımını keşfetmemesi mümkün değildir. Kelimeyi yerli yerinde kullanma marifetinde ki, bu büyük ozanı tekrar rahmetle yâd ediyorum.

O'nu daha iyi anlamanız için "Geldim Bugüne" dizelerini birlikte okuyalım.
Geldim Bugüne
Gençlik yıllarımda oğlak güderdim
Etinen büyüdüm geldim bugüne
Ala tazıynan ava giderdim
İtinen büyüdüm geldim bugüne

Dam üstüne sererlerdi yerimi
Ham çarığa bağlandım sırımı
Kenger, gelin eli, yemlik dürümü
Oturan büyüdüm Geldim bugüne

Bir çulsuz pencerede örtümüz
Bir yatakta yataridik dördümüz
Sabahaca kaşınırdı sırtımız
Bitinen büyüdüm geldim bugüne

Önümde dağ gibi babam varıdı
Bir şalvarım birde abam varıdı
Bir çift camız kara saban varıdı
Çiftinen büyüdüm geldim bugüne

Ayar oğlum artık gücüm kalmadı
Ömrüm bitti kader bana gülmedi
İki yakam bir araya gelmedi
Kıtınan büyüdum geldim bugüne

Ozan ve şair seven, şiir okuyucusu hatta bir şair olarak soruyorum size, meramını bu kadar sadelikle anlatan ünlenmiş şairler ozanlar dışında sahi başka bir bildiğiniz ozan var mıdır? diye.

Eleştirmen değilim, haddimize de düşmez. Benim hayıflanmam bu büyük ozanımızı neden layıkıyla keşfedilip, O'nu hak ettiği zirvelere neden taşıyamadığımızdır. Zaten yer yer ozanımızda yeterince anlaşılamamasının derin acısını çekmiş olmalı ki, elinde sazıyla düğünü şenlendirmek için gittiği ortamda, lâkayıt tavırla davranan birinden dolayı sazını orada kırar, sazsızdır, o büyük ozan.

Büyük Ozanımız aşıklıktan anlayan, aşıklar diyarı Afşin'imizin ozanlarca hep saygı, ilgi ve takdir-kıymet görmüş, baş tacı edilmiştir. Sadece bu mu ? Rivayet odur ki; meşhur aşıklarımızdan Kul Mustafa'yla sazlı sözlü bir atışmasında, Kul Mustafa'nın Bazo'muza "Git gardaşım git, ben senin gibi birini ne gördüm ne duydum pes doğrusu !" dediği rivayet olarak hâlâ bizim oralarda söylenir durur.
"Söyle" diyerek ayak verilen atışmada, Bazo'muz Kul Mustafa'ya aşağıda ki dizeyi okur.
Ezanı serbestten okuyan fakı
Sabaha dört ayak öğlene iki
Akşam üç ayakla gezeni söyle ?
Burada ki anlam yükünde Bazo Mehmet ; insanı tarif etmektedir. Doğduğunda kulağına okunan ezan, emekleme, yürüme ve nihayetinde bastonla gezen ihtiyardır insan...
Bazo'muz bir başkasıyla yaptığı "Kim idi" ayak verilen atışmada da, yılanı şöyle dizeyle tarif eder.
Ne yaptı da ayakları kesildi
Sürüne sürüne gezen kim idi ?

Ruhu şâd olasıca, 2008 yılında vefat eden bu büyük ozanımız Bazo Mehmet, bizlere "Gönülden Esintiler" adlı eserini emanet ederek, bu fani alemden göçüp gitti.
Anadolu denince, aşıklar, şairler, ozanlar yurdu akla gelir. Yüz yıllardır süzüle süzüle bize ulaşan bu kültür mirasımızı canlı tutma, gençleri özendirme amacıyla her il ve ilçede yarışmalar, festivaller yapılmalı ki kabiliyetli insanlar önceden keşfedilsin.

Rahmetli Bazo'muz böyle tanıtımlarla keşfedilseydi, belki Maraş'ımız; Göksun'umuzla birlikte, Türkiye çapında bir ünlü kazanmanın bahtiyarlığınada sahip olacaktı.
Bari yeni ve meraklı nesillerin tanıtımdan dolayı istikballerinin açılmasına fırsat verelim, derim...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Mustafa Coşkun Kale Arşivi