Mehmet GÜLER
YAŞAM-DOĞA-VİCDAN-YAZI
Yazarlık, insana birtakım imkânların yanında ciddi sorumlulukları da beraberinde yüklüyor.
Yazılarımı inşa eden hususlar, temel insani değerler ve evrensel insan haklarıdır.
Yazılarımda Hürriyet, Hukuk ve Hoşgörü kavramlarını önceliyorum.
İnançtan ziyade düşünceyi, toplumdan ziyade bireyi, teklikten ziyade çokluğu, benzerliklerden ziyade farklılıkları, kısıtlamalardan ziyade özgürlüğü, kişilerden ziyade olayları/fikirleri önemsiyorum.
Hukukun egemenliğini, anayasal demokrasiyi, kuvvetler ayrılığını, serbest piyasa ekonomisini, güçlü hak ve özgürlükleri savunuyorum.
Hesap verilebilirlik ve şeffaflığın olmadığı, liyakatin ötelendiği devlet ve toplumların ahlaki çöküşe mahkûm olacaklarına iman ediyorum.
Öz eleştiriden uzak, sorunu hep başka mecralarda arayan zihniyetin sağlıklı düşünme yetisini kaybettiğini düşünüyorum.
Genelin kabullerine, genele rağmen, genele karşı “bireysel” bir duruş sergileyebilme erdemine sahip bireylere özel bir saygı besliyorum.
Bulunduğu konumu kaybetmemek yahut bir üst konuma yükselebilmek için haksızlıklar karşısında pragmatist bir sessizliğe bürünme tutumu gösteren zavallıları acınası, aciz varlıklar olarak görüyorum.
Şer ittifakı, iç ve dış mihraklar, büyük oyun, kumpas, üst akıl, büyük resim, işbirlikçi, vb. kavramları kullanmaktan kaçınıyor, bu kavramlarla yapılan analizleri dikkate almamaya gayret ediyorum.
Doğrularımın yanlışlanabilir, yanlışlarımın doğrulabilir olma hakikatini gözden kaçırmıyorum.
İnsan zihnini “ipotekleyen” parti, dernek, cemaat, tarikat vb. bütün oluşumları ülkenin geleceğine pranga olarak görüyorum.
Farklı, dinlerden, kültürlerden, ırklardan benim gibi düşünmeyen/inanmayan/yaşamayan milyarlarca insan olduğu hakikatini unutmamaya gayret ediyorum.
Evrenin salt insanlardan oluşmadığı, canlı cansız tüm varlıklara saygı gösterilmesi yaşam alanlarına/haklarına saygı duyulması gerektiği bilinciyle yaşıyorum.
En temel insani değerin “vicdan” olduğunu düşünüyorum.
“Vicdan” kavramını, evrendeki adaleti sağlayacak en önemli insani değer olarak yorumluyorum.
Doğayı, yaşamı, canlıları gözlemlemekten büyük keyif alıyorum.
Hareketleri, tavırları, tutumları, duyguları, bakışları, söylemleri, yanlışları, doğruları, yapılanları, yapılmayanları, konuşulanları, konuşulmayanları...
Karıncaların koşturmacası, arıların vızıltısı, kelebeklerin uçuşu, evrenin sonsuzluğu, gecenin karanlığı, dağların heybeti, gökyüzünün maviliği, bitkilerin kokusu, yıldızların ışıltısı, yaprakların dökülmesi, kitapların kapakları, romanların ilk ve son satırları, kedilerin sırnaşması, kentlerin dokusu...
Zaman, geçmiş, gelecek, an, kader, şans, emek, mücadele, gece, gündüz, insan, hayvan, bitki...
Sevinç, hüzün, özlem, nefret, öfke, huzur, utanç, gurur, haz...
Ölüm-yaşam…
Yaşama tanıklık etmek; bu hazza vakıf olanlar için büyük şans ve bu hazzı, bazılarını yayınlayıp bazılarını yayınlamadan gün be gün sessizce satırlara aktarıyorum.
Yaşama tanıklık etme serüvenimizle vedalaşırken yazılarımız şahit olsun diye…
Bütün anketler ve eğitimciler ara sürelerin devamı hususunda görüş beyan ederken sahanın sesi yine mi dinlenmeyecek?
04 Mayıs 2026 Pazartesi 16:14Türkçe Öğretmenlerinin Çığlıklarını ve Taleplerini Duyan Var mı?
28 Nisan 2026 Salı 08:46Ek Ders Sistemi Sil Baştan Düzenlenmelidir
01 Nisan 2026 Çarşamba 14:51Gömelim Gel Seni Tarihe Desem Sığmazsın
18 Mart 2026 Çarşamba 11:36Nöbet Görevi, Güvenlik, Sağlık ve Yardımcı Personel ile Yürütülmelidir
05 Mart 2026 Perşembe 14:55Sessizce işini yapanlar neden değer görmüyor?
25 Aralık 2025 Perşembe 11:25Sustukça Değersizleşeceğiz
20 Aralık 2025 Cumartesi 12:08Veli Merkezli Eğitim Sistemine mi Geçildi?
26 Kasım 2025 Çarşamba 17:16Bütün çocuklar onun öz yavruları gibiydi…
29 Ekim 2025 Çarşamba 10:34MEB’de Çığırından Çıkan Proje Baskısı ve Evrak Yükü
15 Ekim 2025 Çarşamba 09:42

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.