Mehmet GÜLER
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
Tüm dünyayı etkisine altına alan küresel salgın,
Irrasyonel, plansız göç politikası,
Doğalgaz, elektrik, ekmek, su, benzin, mazot, kira, ev, otomobil,meyve,sebze ve temel besin maddelerine gelen ateş pahası zamlar,
Ekonominin asgari ilkeleriyle çelişen ekonomik adımlar,
En ufak bir muhalif fikre dahi tahammülü olmayan erk ve kitleler,
Her yerinden ciddiyetsizlik akan, toplumla alay edercesine yapılan laubali açıklamalar,
Liyakatsiz atamalar,
Muazzam bir sinmişlik…
Ülkede fiyatı iki-üç katı artmayan hiçbir şey kalmadı.
Kamuoyunda güvenilirliği tartışılan TÜİK’in açıkladığı rakamlar dahi içler acısı.
Asgari ücretli, emekli, kamu çalışanı, esnaf, işçi, çiftçi TÜİK’e göre bile açlık-yoksulluk sınırının altında.
Maaşlar, enflasyon ve zamlar karşısında çöp oldu.
Ev sahibi olmak lüks iken kirada oturmak lüks hale geldi.
En basit bir araç almak dahi hayal oldu.
Elektrik faturaları, ev kiralarıyla eş değer hale geldi.
Otobüs-uçak biletleri fırladı.
İstanbul-İzmir ve Antalya’da vb büyük şehirlerde turistler hariç ülke insanının yaşaması imkansız hale geldi.
Herhangi bir ülkenin vatandaşı, ülkemizin cennet sayılabilecek en güzel muhitinde kolaylıkla yaşam kurabilirken, kendi vatandaşlarımız için ortalama bir Anadolu şehrinde asgari şartlarda yaşamak dahi zorlaştı.
Antep-Urfa-Hatay-Mersin ve Maraş’ta düzensiz göçler ve hayat pahalılığı hasebiyle kiralar aldı başını gitti.
Kimse durumun ciddiyetinde değil ama Maslow primadinin en alt basamaklarından olan barınma ihtiyacının karşılanamayacağı evreye gelindi.
Halihazır da bir barınma kaosu mevcut.
Bazı tatil yörelerinde yabancılara daha fazlaya kiralamak için Türklere ev bile verilmiyor.
Mülteciler ucuz iş gücü olarak görüldüğü için işsiz ordusu artıyor.
Kontrolsüz göçler hasebiyle demografik yapısı değişen şehirler ciddi sorunlara gebe.
Asgari ücrete %50, Memur ve memur emeklilerine %28 ve iyileştirme adı altında ek %2.5 zam yapılırken Enflasyon daha yıl bitmeden TÜFE %61 ÜFE %114’e fırladı.
Açlık sınırının 4.bin 928, yoksulluk sınırının 16 bin 52 TL olduğu bir ülkede ülkenin neredeyse tamamı açlık ve yoksulluğa mahkum edildi.
30-40 yıllık çalışma neticesinde, tatil beldelerinde eşiyle huzurlu bir yaşamın tadını çıkarması gereken emekliler, ucuzluk sıralarında hayata tutunmaya çalışıyor.
Bırakın yılda bir iki gün tatili, ortalama bir restoranda yemek yemek dahi lüks hale geldi.
Tek maaşla aile geçindiren memurlar artık çift maaşla ev kirası ve faturaları zor ödüyor.
Kendi vatandaşı için ateş pahası olan ülkemiz, yabancılar içinse ucuzluk cenneti.
Tatil beldelerinde Türk görmek neredeyse imkansız.
Dünyanın öbür ucundan gelen yabancılar, ortalama bir bütçe ile ülkemize aylarca tatil yapabilirken; kendi vatandaşımız dibindeki denizinde bile tatil yapma imkanından yoksun.
Bunca yoksunluğun ve yoksulluğun arasında siyasal ve ideolojik kutuplaşmalar/kutuplaştırmalar had safhada.
Yabancı para birimleri karşısında hazine ve maliye bakanımızın tabiriyle en alt seviyede olması hasebiyle gideceği başka yeri olmayan TL’sı için atılan adımların da beyhude olduğu görülüyor.
Masalvari, ışıltılı açıklamalar yerine hayatın gerçeklerine odaklanmamın zamanı geldi geçiyor.
Avrupa ve Amerika’daki tek haneli oranlar için enflasyon fırladı, son kırk yılın enflasyonu diye ortalığı velveleye verip bağımsız araştırma şirketlerince %123 tespit edilen enflasyondan bahsetmeyen medyayı,
Her konuda fikri olan tartışma programlarının vitrininde yer alan sözde aydınları,
İşçinin, emeklinin, memurun mali haklarını koruma noktasına 3 maymunu oynayan sendikaları da tarihe not düşmeden geçmeyelim.
Yüksek zamlar ve enflasyon karşısında takati kalmayan halkın sorunlarını gündeme getirme noktasında Twitter muhalifliğinden öteye gidemeyen muhalefet de başarısız bir imaj çizmeye devam ediyor.
Kısır siyasal çekişmelerden uzak, ülkenin tek gündemi; hayat pahalılığı ve fahiş fiyatlar olmalıdır.
Bu coğrafyanın, Mezopotamya’nın Anadolu’nun güzide insanları bu yaşamı hak etmiyor.
Yaşamı; savaşlarla, yoksullukla, yoksunlukla geçmiş bu halka bunca kaynağın arasında refah bir yaşam sunmak bu kadar mı zor?
Gerçek bir ışıltıyı hak etmiyorlar mı?
Bütün anketler ve eğitimciler ara sürelerin devamı hususunda görüş beyan ederken sahanın sesi yine mi dinlenmeyecek?
04 Mayıs 2026 Pazartesi 16:14Türkçe Öğretmenlerinin Çığlıklarını ve Taleplerini Duyan Var mı?
28 Nisan 2026 Salı 08:46Ek Ders Sistemi Sil Baştan Düzenlenmelidir
01 Nisan 2026 Çarşamba 14:51Gömelim Gel Seni Tarihe Desem Sığmazsın
18 Mart 2026 Çarşamba 11:36Nöbet Görevi, Güvenlik, Sağlık ve Yardımcı Personel ile Yürütülmelidir
05 Mart 2026 Perşembe 14:55Sessizce işini yapanlar neden değer görmüyor?
25 Aralık 2025 Perşembe 11:25Sustukça Değersizleşeceğiz
20 Aralık 2025 Cumartesi 12:08Veli Merkezli Eğitim Sistemine mi Geçildi?
26 Kasım 2025 Çarşamba 17:16Bütün çocuklar onun öz yavruları gibiydi…
29 Ekim 2025 Çarşamba 10:34MEB’de Çığırından Çıkan Proje Baskısı ve Evrak Yükü
15 Ekim 2025 Çarşamba 09:42

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.