Prof. Dr. Recep Dikici

Prof. Dr. Recep Dikici

İşin doğrusu

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumadıkları için, bazı profesör ve din adamlarının medyada din ve ilim adına affedilmez hata yaptıklarını görünce, üzülmemek ve hayıflanmamak mümkün değildir. Ecnebîlerin görevlendirdiği veya şöhret için zehir kusan payeli cahillerin ve selefi zihniyet sahiplerinin topluma verdiği zarar, topla tüfekle düşmanların verdiği zarardan daha büyüktür. Bir ülkeyi tahrip etmenin en kolay yolu, itikâdı bozuk kişilerin konuşturulması veya yetki sahibi yapılmasıdır.

Hristiyanlıktaki teslis inancını (baba-0ğul-ruhulkudüs) ilk olarak ortaya çıkaran Eflâtun’un İsâ aleyhisselâm zamanında yaşadığı, Burhân-ı kâtı kitabında yazılıdır. Avrupa kitaplarında, Eflâtun’un, miladdan yani İsâ aleyhisselâmın dünyaya teşrifinden 347 sene önce öldüğü yazılıdır. Platon ismi de verilen bu Yunan filozofunun dersleri meşhur olduğundan, ölüm zamanına inanılırsa da, İsâ aleyhisselâm gizli dünyaya gelip ve dünyada az kalıp, göke çıkarıldığından ve kendisini ancak oniki havârî bilip, Îsevîler az ve asırlarca gizli yaşadıklarından, milâd yani noel gecesi doğru anlaşılamamıştır. Milâdın birinci kânun (aralık) yirmibeşinde veya ikinci kânun (ocak) altıncı veya başka gün olduğu sanıldığı gibi, bugünkü milâdî senenin beş sene fazla olduğu, çeşitli dillerdeki kitaplarda, örneğin Hasip Beyin 1333 (1915) baskılı Kozmografya kitabında ve Takvîm-i Ebüzziyâ’da yazılıdır.

O halde mîlâdî sene, Müslümanların senesi olan hicrî sene gibi doğru ve katî olmayıp günü de, senesi de şüpheli ve yanlıştır. İmâm-ı Rabbânî’nin (kuddise sirruh) ve Burhân-ı kâtı’nın bildirdiklerine göre, üçyüz seneden fazla olarak noksandır ve İsâ aleyhisselâm ile Muhammed aleyhisselâm arasındaki zaman, bin seneden az değildir. Mevâhib-i ledünniye, ikinci cilt, üçüncü fasılda şöyle demektedir: “İbni Asâkir’in, Şa’bî’den haber verdiğine göre, İsâ aleyhiselâm ile Muhammed aleyhisselâm arasında 963 sene fark vardır.”

Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam, miladi 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsî yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının 1. günü de, hicri kamerî yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların yılbaşı gecesidir. ‎

Şevâhidü’n Nübüvve kitabında, Hicret şöyle anlatılmaktadır:

“Resûlullah efendimize Mekke’den Medine’ye hicret etmesi bildirildiği zaman, bisetin, Peygamberliğin 14. senesi idi. Mekke’den ayrıldığı gece, Kureyş müşrikleri aralarında, Resûlullah efendimizi öldürmek için anlaştılar. Gece uyku vakti gelince, Resûlullah efendimizin kapısının önünde toplanıp, uyusun da öldürelim diye beklemeye başladılar. O gece Yâsîn sûresinin ilk âyetleri nazil oldu. Resûlullah efendimiz yerden bir avuç toprak aldı ve meâli; “Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler” olan Yâsîn sûresi 9. âyetini üzerlerine okuyarak ve elindeki toprağı da başlarına saçarak, aralarından geçip gitti.

Resûlullah efendimiz mağaranın içine girer girmez, o gece mağaranın kapısının önünde bir ağaç yeşerdi. İki yabani güvercin o ağacın üzerine yuva yapıp yumurtladılar. Bir örümcek de mağaranın ağzını ağıyla ördü. Resûlullah efendimizin Mekke’den ayrıldığını haber alan müşrikler ok ve yaylarını alıp, takibe çıktılar ve mağaranın yakınına geldiler. Aralarından birini mağaranın içine girip bakması için gönderdiler. O kimse mağaranın önüne geldi ve geri döndü. Sebebi sorulunca;

-Mağaranın kapısı örümcek ağıyla kaplı ve orada iki güvercin var. Anladım ki içeride kimse yok, dedi. Peygamber efendimiz, yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye vasıl oldu ve İslâm tarihinde yeni bir dönem başlamış oldu. Allahü teâlâ doğru bilgileri hayatına tatbik edenlerden eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Recep Dikici Arşivi