Mehmet GÜLER
Küçük Adımlarla Çözülecek Büyük Sorunlar
Eğitimin kronikleşen sorunları yıllardır konuşuluyor, konuşulmaya da devam edilecek.
Her gelen bakan/yönetici meselelerin özüne değil, üzerindeki tozlara odaklanıyor.
Hazırlıksız, plansız, programsız günübirlik istişare edilmeden (meseleye doğrudan temas eden öğretmenlere danışılmadan) getirilen ideolojik yenilikler ise sorunları daha da karmaşık hale getiriyor.
Birçok sorun var ama bu köşeye sığmayacağı için “sınav odaklı sistem”, ders saatleri/süreleri” ve “Öğretmen itibarı” olmak üzere üç temel meseleye eğilelim;
Öncelikle oyun çağındaki çocuklar tamamen sınavlı odaklı sistem ile dersaneler, kurslar, denemeler, sınavlar derken yoğun ders saati ve ağır müfredat ile çocukluklarını yaşayamadan heder olup gidiyorlar.
Öğrencileri okuldan soğutan yoğun ders saatleri azaltılıp müfredat sadeleştirilerek işe başlanmalıdır.
Ders saatleri;
İlkokullarda günlük 5 saat
Ortaokullarda 6 saat
Liselerde 7 saat olarak güncellenmelidir.
Ders süreleri;
İlkokullarda 30 dakika
Ortaokullarda 35 dakika
Liselerde 40 dakika yapılmalıdır.
Ders sürelerinin kısaltılması uygulaması ilk olarak pandemi sürecinde denendi ve öğrencilerin derse odaklanma sürecine olumlu katkıları olduğu görüldü.
Böylelikle öğrenciler; hem derslere hem de katılmak istedikleri kurslara daha motivasyonlu katılım gösterebilirler.
Böylece öğrenciler; sabahın ve akşamın karanlığında sırtlarında kilolarca ağır çantalarla güne uyanıp gün kapatmak zorunda kalmazlar.
Sistemi içinden çıkılmaz hale getiren diğer sorun ise “sınav odaklı sistem”.
Sistem olunca eğitim-öğretim sürecinin “eğitim” boyutu doğal olarak ihmal ediliyor.
İhmal edilen “eğitim” boyutu ile okullarda baş gösteren disiplin sorunları günden güne artıyor.
“Öğrenci merkezli” algılanması gerekirken, öğrencinin tüm ciddiyetsiz/disiplin dışı davranışlarını görmezden gelmek olarak algılanan yapılandırmacı sistem ile de iş iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Öğretmen’in; öğrenci/veli/toplum/idare/ bakanlık nezdinde itibarsızlaştırılması ise öldürücü son darbe oldu ve sistem nereden tutulursa tutulsun elde kalır hale geldi.
Bu sebeple hangi adım atılırsa atılsın reformlara/yeniliklere önce Öğretmenliğin kaybettirilen itibarı iade edilerek başlanmalıdır.
Bu da Öğretmeni; önce toplumda maddi olarak itibarlı kılmakla ve elindeki yaptırım gücünü arttırmak ile olur.
En mühim soru da bu zaten;
Asgari yaşam şartlarını ikame etmekte zorlanan eğitimcilerin olduğu bir sistemde eğitimden nasıl verim beklenebilir?
Bütün anketler ve eğitimciler ara sürelerin devamı hususunda görüş beyan ederken sahanın sesi yine mi dinlenmeyecek?
04 Mayıs 2026 Pazartesi 16:14Türkçe Öğretmenlerinin Çığlıklarını ve Taleplerini Duyan Var mı?
28 Nisan 2026 Salı 08:46Ek Ders Sistemi Sil Baştan Düzenlenmelidir
01 Nisan 2026 Çarşamba 14:51Gömelim Gel Seni Tarihe Desem Sığmazsın
18 Mart 2026 Çarşamba 11:36Nöbet Görevi, Güvenlik, Sağlık ve Yardımcı Personel ile Yürütülmelidir
05 Mart 2026 Perşembe 14:55Sessizce işini yapanlar neden değer görmüyor?
25 Aralık 2025 Perşembe 11:25Sustukça Değersizleşeceğiz
20 Aralık 2025 Cumartesi 12:08Veli Merkezli Eğitim Sistemine mi Geçildi?
26 Kasım 2025 Çarşamba 17:16Bütün çocuklar onun öz yavruları gibiydi…
29 Ekim 2025 Çarşamba 10:34MEB’de Çığırından Çıkan Proje Baskısı ve Evrak Yükü
15 Ekim 2025 Çarşamba 09:42

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.