Savunma Sanayi: Türkiye’nin Sessiz Devrimi

Türkiye, son yirmi yılda savunma sanayinde yalnızca bir sektör inşa etmedi; stratejik bir bağımsızlık alanı oluşturdu. Bugün gökyüzünde uçan bir İHA’dan, denizlerde devriye gezen milli gemilere; sınır ötesinde görev yapan zırhlı araçlardan, elektronik harp sistemlerine kadar uzanan bu başarı hikâyesi, aslında Türkiye’nin “kendi kaderini tayin etme” iradesinin somut karşılığıdır.

Bir zamanlar ambargolarla, kısıtlamalarla ve “verilmeyen parçalarla” anılan Türkiye, bugün ürün geliştiren, ihraç eden ve teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna gelmiştir. Bu dönüşüm tesadüf değildir.

Ambargodan Bağımsızlığa
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargolar, Türkiye’ye çok acı ama öğretici bir ders verdi:
Savunma başkasına emanet edilemez.

İşte ASELSAN’dan TUSAŞ’a, ROKETSAN’dan HAVELSAN’a uzanan yolculuk bu bilinçle başladı. Bugün savunma sanayiinde yerlilik oranının %80’lere yaklaşması, sadece teknik bir başarı değil; jeopolitik bir kazanımdır.

İHA–SİHA Devrimi ve Değişen Dengeler
Türkiye’nin özellikle İHA ve SİHA teknolojilerinde yakaladığı ivme, savaş doktrinlerini değiştirdi.
Karabağ’dan Libya’ya, Suriye’den Ukrayna savaşına kadar birçok coğrafyada, Türk savunma ürünlerinin etkisi konuşuldu.

Bu noktada önemli bir hususun altını çizmek gerekir:
Türkiye bu sistemleri sadece satmıyor, aynı zamanda kullanan ülkelere doktrin, eğitim ve entegrasyon kabiliyeti de sunuyor. Bu da savunma sanayiini klasik ihracatın ötesine taşıyor.

Savunma Sanayii = Ekonomi + Diplomasi
Savunma sanayii çoğu zaman sadece askeri bir başlık olarak görülür. Oysa bugün bu sektör:

Yüksek katma değerli üretim demektir

Nitelikli istihdam demektir

Üniversite–sanayi iş birliği demektir

Dış politikada caydırıcılık ve pazarlık gücü demektir

2024 itibarıyla savunma ve havacılık ihracatının 5 milyar dolar sınırını aşması, bu sektörün artık ekonomik bir lokomotif haline geldiğini göstermektedir.

Sessiz Kahramanlar: Anadolu’daki Üretim Gücü
Bir diğer önemli ama çoğu zaman gözden kaçan gerçek ise savunma sanayiinin sadece Ankara veya İstanbul’dan ibaret olmadığıdır.
Anadolu’nun birçok şehrinde yüzlerce KOBİ, savunma sanayiinin gizli omurgasını oluşturmaktadır.

Bu firmalar; yazılım geliştiriyor, parça üretiyor, mühendis yetiştiriyor. Savunma sanayii bu yönüyle aynı zamanda bölgesel kalkınma projesidir. Kahramanmaraş'ta TUSAŞ fabrikaları kurulmaya başladı.

Tehlike Nerede? Rehavet
Ancak her başarı beraberinde bir risk getirir: rehavet.

Savunma sanayiinde:

Süreklilik esastır

Teknoloji her gün eskir

Bugünün başarısı, yarının garantisi değildir

Bu nedenle:

Genç mühendislerin önü açılmalı

Üniversitelerde savunma odaklı Ar-Ge desteklenmeli

Siyasi tartışmalar bu alandan uzak tutulmalı

Liyakat ve kurumsallık titizlikle korunmalıdır

Savunma sanayii, günü kurtarma alanı değil, gelecek inşa etme meselesidir.

Son Söz
Türkiye savunma sanayiinde bugün bir noktaya gelmiştir ama henüz yolun sonuna gelmemiştir. Asıl mesele; bu başarıyı kalıcı kılmak, derinleştirmek ve sürdürülebilir hale getirmektir.

Unutulmamalıdır ki:
Bağımsız savunma, bağımsız siyaset demektir.
Ve bu topraklarda bağımsızlık, her zaman bedel ödenerek kazanılmıştır.

2 Milyara yakın İslam Alemi Türkiye den ağabeylik bekliyor bizim daha çok çalışmamız gerekiyor, Kahramanmaraş Tekstilde hamle yaptığı gibi Savunma Sanayi de de peş peşe hamle yaparak şaha kalkmalıdır.

Bugün 3 Ocak 2026 Cumartesi , Herkese güzel bir gün diliyorum, Kardan sonra hava açık ve güneşli bir gün , bugün karın keyfini çıkaralım.

Sağlıklı Günler Diliyorum

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi