M.Halit AYHAN
Namaz Kılmadan Cennetlik Olan Sahâbî
İslam tarihi bazı isimleri uzun yıllar süren ilim yolculuklarıyla, bazılarını büyük fetihlerle, bazılarını da tek bir anla kaydeder. O tek an, bazen bir ömürden daha ağır gelir. Amr bin Sâbit (r.a.) işte bu isimlerden biridir. Hayatı uzun uzun anlatılmaz; çünkü onun hikâyesi zamandan çok samimiyetle ölçülür.
Uhud Günü… Medine’nin tozu toprağı henüz dinmemiş, kılıç sesleri dağın eteklerinde yankılanırken Amr bin Sâbit, kalbinin sesini susturamamıştı. Henüz İslam’la bağ kurmamışken, Resûlullah’ın (s.a.v.) çağrısına kulak verdi. Ne uzun bir tefekkür süresi vardı ne de geçmişi dolduran ameller. Ancak içinde yankılanan hakikat, onu evinden alıp Uhud’a getirdi.
Sahâbîler onun hâline şaşırmıştı. Çünkü o güne kadar Amr bin Sâbit’in secdeye varmışlığı, oruçla tanışmışlığı bilinmiyordu. Buna rağmen kalbi, tereddütsüz bir teslimiyetle dolmuştu.
Resûlullah (s.a.v.) onun için şöyle buyurmuştur:
“Cennete girdiği hâlde hiç namaz kılmamış bir kimse gördüm.”
(Buhârî, Megâzî 18; Müslim, İmân 113)
Bu hadis, asırlardır zihinleri sarsan, kalpleri titreten bir hakikati fısıldar: Allah katındaki değer, sayıyla değil niyetle ölçülür.
İmanın Sessiz Ama Keskin Anı
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Allah, kimin kalbinde ne olduğunu en iyi bilendir.”
(Âl-i İmrân, 154)
Amr bin Sâbit (r.a.) için hüküm veren de kalbindeki o saf yönelişti. Uhud’a çıktığında ne bir menfaat vardı ne de insanlar arasında bir ün arzusu. Sadece doğruya yönelen bir kalp…
Savaşın en çetin anında şehit düştü. Bedeni yaralar içindeydi. Resûlullah (s.a.v.) onun için ashabına dönerek cennetle müjde verdi. Bu müjde, sadece Amr bin Sâbit’e değil; geç kalmışlığını dert eden, geçmişiyle kendini silen herkese uzanan bir rahmet çağrısıydı.
“Artık Çok Geç” Diyenlere Bir Cevap
Nice insan vardır ki, “Bu yaştan sonra ne değişir?” der. Amr bin Sâbit (r.a.) ismi, bu cümlenin önüne dikilmiş sessiz bir cevaptır. Kur’ân’da şöyle buyrulur:
“Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.”
(Zümer, 53)
Onun hikâyesi, ibadetin çokluğundan önce imanın doğruluğunu, şekilden önce yönelişi, alışkanlıktan önce samimiyeti anlatır. Amelleri az olanın umudu kesilmez; ama kalbi eğri olanın ameli de yük olmaz.
Sahâbe Olmanın Sessiz Yüzü
Sahâbî denildiğinde çoğu zaman yıllarca Resûlullah’ın (s.a.v.) dizinin dibinde bulunan isimler akla gelir. Oysa sahâbelik, zamanla değil bağla ölçülür. Amr bin Sâbit (r.a.) bu bağın en sade halidir.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Ameller niyetlere göredir.”
(Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1)
Bu hadis, Amr bin Sâbit’in hayatında ete kemiğe bürünmüştür.
Bugünün İnsanına Düşen Pay
Bugün ibadetini aksatan, geçmişteki ihmallerine takılıp kalan, “Benim hâlimden ne olur?” diye düşünen herkes için Amr bin Sâbit (r.a.) hayatı bir ibret vesikasıdır.
Kur’ân’da şöyle buyrulur:
“Kim Allah’a yönelirse, Allah ona yeter.”
(Talâk, 3)
Amr bin Sâbit (r.a.) yöneldi ve yetti. Ne geçmişinin hesabını yaptı ne de insanların ne diyeceğini düşündü. Uhud’un taşları, onun adını taşıdı; melekler onun imanına şahit oldu.
Bu yüzden onun kıssası, sadece bir tarih bilgisi değildir. Bir çağrıdır. Gecikmiş kalplere, yorgun vicdanlara, umudunu yitirmiş ruhlara yöneltilmiş bir çağrı…
Ve bu çağrı hâlâ canlıdır. Bugün de. Şimdi de.
Allah’ım…
Kalplerin gizlisini ve açığını bilen Sensin.
Amr bin Sâbit (r.a.)’e bir anlık samimiyetle ebedî ikramlar nasip ettiğin gibi, bizim de kalplerimizi hakka yönelenlerden eyle.
Ya Rabbi, geçmişimizin ağırlığı altında ezilen kullarından eyleme bizi. Gecikmişliğimizi mazeret değil, dönüş vesilesi kıl. Kalbimizi sana yaklaştıran her adımı bereketlendir.
Allah’ım, amellerimizin çokluğuna değil, niyetlerimizin doğruluğuna değer veren Sensin. Bizi gösterişten, alışkanlıktan ve kuru şekilden muhafaza eyle. Kalbimizi ihlâsla doldur.
Ey merhametlilerin en merhametlisi…
Umudunu yitirmiş gönüllere umut, yönünü kaybetmiş kalplere istikamet ver. Son nefesimizi imanla, rızana uygun bir hâl üzere al.
Bizleri, Amr bin Sâbit (r.a.) gibi hakka yönelen, yöneldiğinde tereddüt etmeyen kullarından eyle.Rabbim Bizleri kendisine layık kul, Peygamber Efendimiz’e layık ümmet eylesin.
Âmin.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.