Kültür
İnsan, yaşamının düşünselini yani bilincini, inancını ve hissiyatını her daim yeniden üretir. O daimi zamanda ve mekânda, bu yeniden üretimi nasıl gerçekleştirdiği ise, o insanın kültürünü oluşturur.
Bir başka ifadeyle, kültür, deneyimleriyle ve birikimleriyle, bir insanın yaşamını nasıl ürettiğini anlatır. Aktarır.
İnsanın belli zamanda ve koşulda, öz varlığını yani kendini üretmesi ve bunu mücadele içerisinde ifade edişşekilleri ise farklıdır. Apayrıdır.
Buna istinaden, her toplumda, insanlar kendilerini farklı şekilde ifade ederler. Dolayısıyla, her toplum farklı bir kültüre sahiptir.
Toplumların farklı ilişki üslubuna, farklı tartışma biçimine ve farklı yemek yeme tarzına sahip olmaları buna örnek gösterilebilir.
Örneğin; her iki kültürde de yemek kaşıkla yeniliyor olabilir. Ki; buna Kültürel Benzerlik denilir. Ama bir kültürdeki kaşık biçimi ve o kaşığın kullanımı diğer kültürdekinden farklı olabilir.
Toplumsal Yaşamın Dokusu
Kültür, insanın toplumsal yaşamının dokusudur. Dolayısıyla, kültür, toplumsal yaşamın belli bir alanına sıkıştırılamaz.
Kültürsüzlük diye bir şey de yoktur. Olamaz. Çünkü; insanın yaşadığı her yerde kendini ifade ediş biçimleri vardır. Dolayısıyla, her an ve her ortamda kültür vardır.
Kültürü oluşturan özellikler, insan yaşamını oluşturan ve onu değiştiren özelliklerdir.
Değerleri, inançları ve düşünceleri ortaya çıkartan, geliştiren ve onları değiştiren başlıca öğe, insanın kendini belli zamanda ve ortamda nasıl ürettiğidir.
Irk ise, kültürün bir özelliği değildir. Çünkü; zenci veya beyaz olma, kültür farklılığını açıklamaz.
Kültürel Değişim – Kültürel İlişki
İnsanın kendini maddi ve düşünsel yönde üretim şekline ve o insanın ilişkilerindeki değişime Kültürel Değişim denilir. İki toplum arasındaki ilişki ise, Kültürel İlişki olarak isimlendirilir.
Bu iki toplum, birbirinin müziğini dinliyor ve filmini seyrediyor olabilir. Ki; böylesi bir kültürel ilişkide, karşılık yani kültürel bağlamda değiş tokuş vardır. Ne var ki; bir toplum diğerinin kültürel ürününü kullanıyorsa; diğer toplumsa, öbürünün kültürünü kullanmıyorsa, bu kültürel anlamda dengesiz bir ilişkidir. Bu tür ilişkilere “Karşılıklı Bağımlılık” yerine, “Kültürel Sömürü” denilir.
Soyut ve Somut Kültür
Soyut Kültür, insanın duygularını, inançlarını yani ideolojisini ve kendini sözle ifade ediş biçimleridir. Aynışekilde, Somut Kültürüüreten de bu ürettiğini kendi duygularıyla, inançlarıyla yani kendine özgü ideolojileriyle üretir.
Soyut kültürel ürünü somut bir kültürel ürün taşır.Soyut kültürel ürünün kullanıcılığıysa, düşüncenin veya duygunun maddi ürün üzerine, içine kaydedilmesiyle olur.
Bir müzik CD’sini kullanmanın başlıca nedeni kendisi değildir. Taşıdığı kültürel içeriktir.
Evrensel Gerçekler
Yemek yemek ve barınmak, insana özgü evrensel gerçeklerdir. Yani, insanın susadığı ve su içtiği, evrensel gerçeklerdir. İnsanın suyu nasıl içtiği ise kültüreldir.
Kültür, evrenselliği reddeder. Zaten, evrenselliğe karşıttır.
Popüler Kültür
Popüler Kültür, tüketim kültürüdür. En beğenilen ve önem verilen düşünceleri, ürünleri ve tüketimleri ifade eder.
Niceliksel Fazlalık, Niteliksel Yoksulluk Kültürü
Bu bağlamda, kapitalist piyasa, zenginlik elde eder. Güç kazanır. Bir başka ifadeyle, Popüler Kültür’ün mutlak kazananı kapitalizm olur.
Ürünlerle ve onları tüketmekle, değerler ve statüler de canlı birer ürüne dönüşür.
Ulusal Kültür
İçinde birden fazla kültürü barındırır. Bundan dolayı, hiçbir ülkede, Ulusal Kültür’den bahsedilemez.
Amerikan Kültürü Yoktur!
Öyle ki; Amerikan Kültürü, yanlış bir tanımlamadır. Çünkü;Amerikan Kültürü değil, Amerika’daki endüstriyel yapının hükmünde bir endüstriyel kültür vardır.
Küresel Kültür
Küresel Kültür, kurgulanmış bir kültürdür. Herhangi bir yere, dine, inanca veya herhangi bir dünya görüşüne bağlı değildir.
Varlığıönce teknolojik kitle üretimine; sonrasında ise, onu tüketen kitlelere bağlıdır. Sürekliliği ise, uluslararası iletişim sistemlerine bağlıdır.
Bir ürünün dünyanın her yerinde kullanılması, Küresel Kültür’ün göstergesi olamaz. Sadece o ürünü kullanmanın küresel olduğunu gösterir.
Kitle Kültürü
Kitle Kültürü, önceden yapılmış, önceden kesilip biçilmiş ve paketlenip kitlelerin kullanımına sunulmuş bir kültürdür.
Oyunlarımızı, oyuncaklarımızı artık biz üretmiyoruz. Onlar bize dayatılan yaşamın çoktan beri birer parçası ve öyküsü; çetrefilli sömürünün bir parçası olmuşlardır.
Bana Özel Açıklama
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Bosna–Hersek Komisyon Başkanı Selçuk Kurtsatar, araştırma konuma ilişkin bana özel açıklamada bulundu. Bu bağlamda, Balkan Türk Kültürü'ne ilişkin tespitlerini benimle paylaştı.
Başkan Kurtsatar, Balkan Türk Kültürü'nün Osmanlı zamanından miras kalan köklü bir Türk - İslam geleneğiyle, Balkan halklarının kültürel unsurlarının harmanlandığı kendine özgü bir yapı olduğu tespitinde bulundu.
Kurtsatar, Türk dilinin Balkanların birçok bölgesinde, özellikle de Bulgaristan, Makedonya ve Kosova'da, yüzyıllardan beri canlılığını koruduğunu; yerel ağızların ise, Balkan dillerinden etkilenerek, kendine özgü bir zenginliğe ulaştığını vurguladı.
Kendi ifadesiyle, sevgiye dayalı geleneklerin ve Rumeli Türküleri gibi yerel halk türkülerinin Balkan Türkleri’nin sosyal yaşamında önemli bir yer tuttuğuna; giyim kuşamda ise,el işçiliğinin ve yöresel motiflerin ön plana çıktığına değinen Kurtsatar, Marteniçka gibi kırmızı beyaz bahar sembollerinin köklü bir gelenek olduğunu açıkladı.
Kurtsatar ayriyeten, Hıdırellez ve Ayvaz Dede Şenlikleri gibi Derviş Törenleri benzeri gelenekleriyle, günümüzde Balkan ülkelerinde halen yaşamakta olan Türklerin kültürel bağlarını sürdürdüklerine ilişkin açıklamada bulundu.
Geleneksel bakırcılığın, halıcılığın ve oymacılığın Balkan Türkleri’nin kültürel mirasındaki en önemli el sanatları arasında yer aldığını açıklayan Başkan Kurtsatar, Balkan Türk Mutfağı'nınise, etiyle, börekleriyle, yoğurduyla ve tatlılarıyla ön plana çıktığını; dahası, Osmanlıetkisiyle, kahve kültürünün de yaygın olduğunu belirtti.
Kültürel Etkileşim
Balkan Türkleri'nin tarihsel süreçte, Anadolu'ya dönüşleriyle, kendilerine özgü kültürel değerlerle, Anadolu’da yeni yaşamaya başladıkları yörenin kültürü arasında kültürel etkileşimde bulunduklarını aktaran Başkan Kurtsatar, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Kahramanmaraş'a gelen atalarım, Kahramanmaraş'a özgü örf ve adetleri benimsemişlerdir. Aynı şekilde, Kahramanmaraş'a özgü yemekleri sofralarında ana yemek olarak kabul etmişlerdir ve beğeniyle yemişlerdir."

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.