Prof. Dr. Recep Dikici
“Her İşte Muvaffak Olurlar”
İnsanların en büyük ideali başarılı olmaktır. Bu yüzden başarı nasıl elde edilir diye çok sayıda kitap yazılmıştır. Aynı zamanda bu hususta kişisel gelişim uzmanları tarafından da halka konferanslar verilmektedir. Herşeye rağmen en kısa ve en kesin başarının elde ediliş şekli şöyledir:
Mübarek bir zat, devrin sultanına şunları anlatır: Hikmet ehli bir zat buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, vefatlarına yakın Bilâl-i Habeşî’ye şöyle buyurdu:
“Yâ Bilal, ümmetime haber ver ki, şu üç şeyi yaparlarsa, her işte muvaffak olurlar”:
1- Ne yaparlarsa, hep Allah rızası için yapsınlar.
İki türlü maksat olur. Ya Allah rızası için veya nefsin yani insanların rızası için. İnsanların rızasını tercih edenlerin işini, Cenab-ı Hak insanlara bırakır. Kendi rızasını tercih edenleri himayesine alır. Kim Allah içinse, Allah da onun içindir. Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretlerine, “Siz ne mübarek bir zatsınız” demişler. “Nereden biliyorsunuz?” diye sormuş. “Herkes sizi sevip övüyor” demişler. Buyurmuş ki, “İnsanlar bizi sevsin diye Müslüman olmadık. Allah sevsin diye Müslümanız. Bu insanlara güven olmaz; bugün severler, yarın söverler.”
2- Birlik ve beraberlik içerisinde olsunlar.
Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Birlikten kuvvet, ayrılıktan felaket doğar. Birlik ve beraberlikten maksat, bedenlerin birlik ve beraberliği veya aynı yerde olmak değil, gönüllerin birliği, hedeflerin ortak olmasıdır. Hedefi Allah rızası olanın yüzü aktır, yardımcısı da Cenab-ı Hak’tır.
3- Asla doğrudan ayrılmasınlar.
Allahü teâlâ doğruların yardımcısıdır. Peygamber efendimiz (salllallahü aleyhi vesellem) Müslümanı, “Elinden ve dilinden emin olunan insan” diye tarif etmiştir. Müslüman demek, doğru insan demektir. İşi, ameli, sözü doğru, her şeyiyle dürüsttür, gözü gönlü toktur, onda sahtekârlık yoktur. Doğruluk onun alâmeti, hem de selâmetidir.
Bu arada sultan, “Herkese iyilik yapıyorum, ama bazılarından düşmanlık görüyorum. Niçin böyle yaparlar ki?” diye sorar. O zat der ki:
Sultanım, bunu Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor: “İyilik ettiklerinize çok dikkat edin! Size bir zararları dokunabilir.”
Halk arasında “Merhametten maraz doğar” sözünün aslı, “Eğer iyilik yaptığın kişi nankörse, onun sana kötülük yapmasından kork” meâlindeki hadîs-i şeriftir. Eğer iyilik edilen kimse, nankörse, fâsıksa ve din iman tanımıyorsa, bu iyilik onda ters etki yapabilir. Baklavanın şeker hastasına dokunması gibidir. Bu yüzden, iyilik ettiğimiz şahıslara karşı dikkatli olmalıyız.
Sohbette bu zatın oğlu da varmış. Sultan bunları yolcu eder. Yolda giderken oğlu, “Baba, sen sultana hep dinden bahsettin, nasihat ettin. Hiç dünya işlerinden, siyasetten bahsetmedin” der. Babası da, “Oğlum, bizim başka sermayemiz yoktur. Her kaptan içindeki sızar. Bizden de bunlar sızdı” buyurur. Aslında bu anlatım ders kitaplarında yer almalıdır. Allahü teâlâ iki cihanda muvaffak eylesin.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.