Abdullah  Şanlıdağ

Abdullah Şanlıdağ

Bir gazeteci olarak Mehmet Ali Birand

İsmi Ali Yurtgezen. Kendisi Kahramanmaraşlı, edebiyata dair dolu bir insandı. Benim gazeteciliği seçmemin mimarı Ali Yurgezen'dir. Naif sesiyle Fuzuli'nin şiirlerini okumasına bayılırdım. Ali Yurtgezen, sessiz ve sakin kişiliğine rağmen kızdığı zaman aslan gibi kükreyen bir adamdı. Dersinin dinlenmediğini hissettiği zaman veya sınıfta bir öğrencinin gevezeliğine şahit olduğunda asla affetmez, tokatı geçirirdi. Tabii o zamanlarla şimdiyi kıyaslamayalım. Saygı ve sevgi o zamanlar zirvedeydi. Öğretmen öğrencisini tokatladığında, hiçbir velinin okul müdürüne şikayetçi olarak geldiğini şahit olmadım. Dayakla eğitim mi olur? Dedim ya, o zamanlar oluyordu ama şimdi olmaz. Öğrenciyi terbiye etmenin, eğitmenin, ona okulu sevdirmenin yolları çoğaldı.

Yani demem o ki, Yurtgezen isminin bendeki anlamı büyüktür. Bugün bile kendisiyle karşılaştığımda saygıda kusur etmem. Tabi kendisi de bir öğrencisiyle değil, sanki arkadaşıyla karşılaşmış gibi ilgilenir. Öyle de bir mütevazı adam. Allah uzun ömürler versin Ali Yurtgezen hocama.

Silah icat oldu mertlik bozuldu. İnternet çıktı, kütüphane ve gazetecilik sarsıldı. Dikkat edin, bitti demiyorum. İnternet ve akıllı telefonlar yurttaş gazeteciliğini doğurdu. Şimdi eline bir kamera ve telefon alan herkes gazeteci gibi sahada çekim yapıp sosyal medya hesaplarından yayınlıyor. Bu durum bazen bizim de işimize yarıyor. Televizyonlarda ve sosyal medya hesaplarında izlediğiniz o dikey ve yarım görüntüler, tamamen vatandaşın çektiği görüntülerdir. Biz de insanız, dolayısıyla her habere ve olaya yetişme lüksümüz yok. Özellikle asayiş haberlerinde, biz de vatandaşın çektiği bu görüntülerden faydalanabiliyoruz.

1985'li yıllarda Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün programını izlerken henüz 17 yaşında Bir gençtim. O programı izlemeye bayılırdım. Kim bilir belki de gazeteciliğe adım atmamda Ali Yurtgezen kadar Mehmet Ali Birand'ın, o cesaretli gazeteciliğinin, nefesimizi tutarak izlediğimiz haber ve programların da payı vardır. Bana göre Mehmet Ali Birand, gazeteci-siyasetçi ilişkisini çok iyi koruyan bir gazeteciydi. Yanar döner değildi. İnandığı gibi yaşadı. Habercilik standartlarında ona yetişmeyi çok arzulardım. 33 yıllık gazetecilik hayatımda şunu tecrübe edindim ki, Kahramanmaraş'ta kalarak bunu başarmak imkansızmış. Metropol bir kent'te gazetecilik yapmakla taşrada gazetecilik yapmak arasında dağlar kadar fark var. Kaldı ki Mehmet Ali Birand, uluslararası bir gazeteciydi. Kahramanmaraş edebiyatın ve şiirin başkentidir. Tüm büyük yazarlar buradan çıkmıştır. lakin dikkat edin, büyük yazar ve fikir adamlarının hiçbirisi Kahramanmaraş'ta ikamet etmemiştir.

Gazeteci dediğin her daim, iktidar-gazeteci ilişkilerinde zamanın muktedirlerine karşı habercilik onurunu korur. Emret başkanım, vekilim diyerek yalakalık yapmaz. Gazeteciliğin namusunu korumak, öncelikle doğru, dürüst, tarafsız ve ilkeli habercilikle mümkündür. Şimdilerde Mehmet Ali Birand, Uğur Mumcu,Ali Kırca gibi gazeteci yetişmiyor. Bu insanların döneminde gazetecilik daha zordu. Cuntacı vesayet sistemi hakimdi. Postallı güruha rağmen gazetecilik yapmak zor bir işti. Ama onlar bu zor işi de başardılar. "Emret paşam!" Demediler. Çok isterdim Beka Vadisinde Abdullah Öcalan'la, İtalya'da Mehmet Ali Ağca ile röportaj yapmayı. Birand bunu başardı. Saddam’dan Arafat’a, Gorbaçov’dan Barzani’ye…varıncaya kadar, çok önemli dünya liderleri ile röportaj yaptı. 32.Gün gibi çok önemli program da onun eseriydi.Kabına sığmayan, sürekli üreten bir gazeteciydi.Hayırla yaad ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah Şanlıdağ Arşivi