Türkiye’de kanunsuzluk mu, haberde kanunsuzluk mu?
Sevgili Okurlarım,
Türkiye’de artık yalnızca sokaktaki şiddeti, silahı, kavgayı ve kanunsuzluğu konuşmuyoruz.
Bir başka büyük tehlikeyi de konuşmak zorundayız:
Haber kirliliği, bilgi kirliliği ve basının itibar kaybı!
22 Eylül 2026 sabahı Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen silahlı olay bunun son örneklerinden biri oldu.
Manisa Valiliği’nin resmi açıklamasına göre saat 07.59 sıralarında Turgutlu’da silahla ateş edildiği ihbarı üzerine emniyet ve sağlık ekipleri olay yerine sevk edildi. Açıklamada bir vatandaşın tedavisinin tamamlanarak taburcu edildiği, 7 kişinin hafif, 3 kişinin ise ağır yaralı olarak tedavilerinin sürdüğü bildirildi.
Fakat olayın ardından sosyal medyada yayılan görüntüler ve farklı anlatımlar, vatandaşın kafasını karıştırdı.
Bir anda Türkiye’nin çeşitli yerlerinde:
“Okula silahlı saldırı!”
başlıkları dolaşmaya başladı.
İşte benim itirazım tam burada başlıyor.
HABER Mİ YAPIYORUZ, PANİK Mİ ÜRETİYORUZ?
Saha bilgilerine göre olayın, okul çevresinde meydana gelen bir husumet ve silahlı saldırı çerçevesinde geliştiği; saldırganın okul yönüne kaçan kişilerin peşinden gitmesi sırasında öğrencilerin de olaydan etkilenerek yaralandığı yönünde bilgiler bulunmaktadır.
Ancak soruşturma tamamlanmadan, resmi makamların açıklaması netleşmeden ve olayın bütün yönleri ortaya çıkmadan;
“Okul basıldı.”
“Okula saldırı düzenlendi.”
“Öğrencilere saldırı.”
gibi kesin ifadeler kullanmak doğru mudur?
Ben gazeteciyim.
47 yıllık gazetecilik hayatımda şunu öğrendim:
Gazetecilik, gördüğünü hemen yayınlamak değildir.
Gazetecilik;
araştırmaktır, doğrulamaktır, kaynağı kontrol etmektir, karşı tarafı dinlemektir ve kamuoyuna doğru bilgiyi ulaştırmaktır.
Bugün sosyal medyada ise tam tersini görüyoruz.
Bir vatandaş balkondan görüntü çekiyor…
Bir başka kişi görüntüyü paylaşıyor…
Bir internet sitesi başlığı büyütüyor…
Bir televizyon kanalı bunu ekrana taşıyor…
Başka siteler de kaynağı kontrol etmeden aynı haberi kopyalıyor…
Sonuç?
Türkiye ayağa kalkıyor!
Ama birkaç saat sonra olayın ilk anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıkabiliyor.
İşte buna artık dur demenin zamanı gelmiştir.
BASININ İTİBARI YERLERDE SÜRÜNMEMELİ!
Bugün açıkça söylüyorum:
Basının itibarı bu kadar ucuz olmamalıdır!
Gazetecilik, “ilk ben verdim” yarışı değildir.
Gazetecilik, “en çok tıklanan başlığı ben attım” yarışı hiç değildir.
Gazetecilik;
doğru bilgi, güvenilir kaynak ve kamu yararıdır.
Bir haber yanlış verildiğinde yalnızca bir internet sitesi zarar görmüyor.
Bütün basın zarar görüyor.
Mesleğini yıllarca namusuyla yapan gazetecinin de itibarı yara alıyor.
Vatandaş artık:
“Hangisi doğru?”
diye soruyor.
İşte en büyük tehlike budur.
Vatandaş gazeteye, televizyona, internet haber sitesine ve gazeteciye güvenini kaybederse geriye ne kalır?
ARTIK “BASIN MESLEK YASASI” ŞARTTIR!
Buradan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’ye, Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’e ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan bütün siyasi partilerin genel başkanları ile milletvekillerine açık çağrıda bulunuyorum.
Türkiye’nin artık kapsamlı bir BASIN MESLEK YASASI’na ihtiyacı vardır.
Bu yasa gazetecinin önünü kesmek için değil;
gazeteciliği korumak, gazetecinin itibarını yükseltmek, meslek ilkelerini belirlemek ve vatandaşın doğru bilgi alma hakkını güvence altına almak için çıkarılmalıdır.
Gazeteci kimdir?
İnternet haber sitesi nedir?
Sosyal medya haberciliği nedir?
Gazetecinin sorumluluğu nedir?
Haberin doğrulanması nasıl yapılmalıdır?
Yanlış haberin düzeltilmesi nasıl olacaktır?
Kaynak gösterme ve haber etiği nasıl uygulanacaktır?
Meslek örgütlerinin yetki ve sorumlulukları ne olacaktır?
Bütün bunlar artık açık ve anlaşılır kurallara bağlanmalıdır.
KGK VE MEDYA MESLEK ÖRGÜTLERİ AYNI MASADA BULUŞMALI
Küresel Gazeteciler Konseyi’nin ve diğer medya meslek kuruluşlarının bu konuda yaptığı çalışmalar, Ankara’da ortak bir zeminde buluşturulmalıdır.
Nasıl hukuk camiasında Türkiye Barolar Birliği gibi mesleki bir yapı varsa, gazetecilik mesleğinin de güçlü, saygın ve bütün Türkiye’yi kapsayan bir meslek yapılanmasına ihtiyacı vardır.
Basın Meslek Yasası çıkarılmalıdır.
Ama bu yasa hazırlanırken gazeteciliğin özgürlüğü de korunmalıdır.
Amaç;
basını susturmak değil, basını güçlendirmek olmalıdır.
Amaç;
gazeteciyi korkutmak değil, mesleğin itibarını korumak olmalıdır.
Amaç;
haberi engellemek değil, yalan ile doğruyu birbirinden ayıracak mesleki standartları oluşturmak olmalıdır.
SOSYAL MEDYA DA BAŞIBOŞ BIRAKILMAMALI
Bugün herkes telefonuyla görüntü çekebiliyor.
Herkes bir sosyal medya hesabı açabiliyor.
Herkes kendisini “haberci” ilan edebiliyor.
Bunun teknolojik olarak önüne geçilemez.
Ama haber ile söylentinin, gazetecilik ile paylaşımın, doğrulanmış bilgi ile iddianın arasındaki fark hukuk ve meslek kurallarıyla daha net ortaya konulabilir.
Çünkü bir paylaşım bazen sadece bir paylaşım değildir.
Bir görüntünün yanlış başlıkla servis edilmesi;
toplumda korku oluşturabilir, çocukları ve aileleri paniğe sürükleyebilir, insanların itibarını zedeleyebilir ve kamu düzenini etkileyebilir.
Turgutlu’da yaşanan olay da bize bir kez daha göstermiştir ki;
haber vermek ciddi bir iştir.
GAZETECİLİKTE “ÖNCE BEN” DEĞİL, “ÖNCE DOĞRU” DENİLMELİ
Ben 47 yıldır bu mesleğin içindeyim.
Nice olaylar gördüm.
Nice acılar yaşadık.
Nice haberler yaptık.
Ama bugün geldiğimiz noktada mesleğin en büyük problemlerinden birisinin güven problemi olduğunu düşünüyorum.
Bunun çözümü de bellidir:
Meslek ilkeleri güçlendirilecek.
Mesleki denetim mekanizmaları kurulacak.
Doğrulama kültürü geliştirilecek.
Yanlış haberin sorumluluğu olacak.
Gazetecinin de hakları güvence altına alınacak.
Ve bütün bunlar siyasi iktidarın değil, gazetecilerin, hukukçuların, akademisyenlerin, medya kuruluşlarının ve bütün siyasi partilerin ortak aklıyla hazırlanmalıdır.
Çünkü basın yalnızca gazetecinin değil, toplumun ortak güvencesidir.
SON SÖZÜM:
Türkiye’nin güçlü bir basına ihtiyacı vardır.
Türkiye’nin güvenilir gazetecilere ihtiyacı vardır.
Türkiye’nin doğru habere ihtiyacı vardır.
Bunun yolu da mesleği başıboş bırakmaktan geçmez.
Basın Meslek Yasası artık daha fazla geciktirilmemelidir.
Gazeteciliğin itibarı yeniden ayağa kaldırılmalıdır.
Çünkü;
Basının itibarı düşerse, doğru haberin değeri de düşer.
Doğru haberin değeri düşerse, vatandaşın gerçeğe ulaşması zorlaşır.
Gerçeğin zorlaştığı yerde ise söylenti büyür, dezenformasyon büyür, toplumsal güven zedelenir.
Bundan dolayı çağrımı bir kez daha yineliyorum:
TBMM’ye sesleniyorum:
Gazeteciliği koruyacak, basın özgürlüğünü güvence altına alacak, meslek ilkelerini belirleyecek ve doğru haberciliği güçlendirecek BASIN MESLEK YASASI bir an önce hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
Bizden söylemesi…
Kalın sağlıcakla.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.