Bu Da Geçer Ya Hu!
Nerede olursanız olun gönlünüz darda ise birşeyler ters gidiyordur. Yüreğiniz sıkılır, bir görünmez yorgunluk omuzunuza biner. Canınız bir şey yapmak istemez.Gönül sesine kulak verin. Öyle ki sebepsiz olmayan sıkıntı sizi üzemez. Beklemediğiniz, bilmediğiniz bir durum iç sıkıntısı yaratır.
İnsanın en büyük düşmanı kendisidir. Kendini yenebilen insan güçlü insandır. Kendinle gerektiğinde savaşarak,gerektiğinde uzlaşarak taşların yerli yerinde olması için bu tavırlar gereklidir. Hani derler ya; öyle olmalısın ki iç huzurunu kimse istese de bozamasın.Huzur çok göz ardı ediliyor. Oysa huzur, bizi biz yapan bir sakinlik, durum anlayışı, dinleyebilme özelliğimizi destekler. Can sıkıntısı karşısında söylenecek tek söz “Bu da geçer ya hu!” Çünkü hayatta herşey her bakımdan geçici.
“Bu da geçer ya hu !”
***
Tamam kendimizi yenelim ve güçlü insan olalım. Bizim için karakter sağlamlığında ayakların yere basması önemli.İstikrar da olmazsa olmazımız olmalı. Her olayda her durumda karşılaştığımız her insanda karakter farklılığı yaşanırsa bu güveni zedeler. Güvenilir insan olmak zordur. Kazanılır lakin yıkımı bir dakika bile sürmeyebilir.
Bu günlerde bilim adamı, beyin cerrahı, düşünür, edib, şair, Güftekar,Musikişinas,Teolog, Filozof,Hattat olan Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ı takip ediyorum.
İnsan eylemlerinin beyin ile bilinç üzerindeki etkisini formüle etmiş.Bu örnek değerler ve oranları şöyle:
Öfke: 20 frekans
Küfür etmek: 30 frekans
Birini affetmek: 500 frekans
Yeni bir şey öğrenmek: 700 frekans.
Öfke ve küfür etme insanı alt seviyede (hayatta kalma modunda) kilitler.
Oysa birini affetmek ve yeni bilgiler öğrenmek beyin potansiyelini artırır.
Şöyle baktığımız zaman insanın frekansını yükseltebilmesi için en çok yeni şeyler öğrenmesi gerekiyor.
Uzmanlar öfke kontrolü diye boşuna çırpınmıyorlar. Öfkeyi yenemezseniz ve üstüne küfür ederseniz 50 frekanslık bir kazanımla yerinizde sayarsınız.
Oysa birini affederseniz ve yeni şeyler öğrenirseniz frekansınız ve beyin potansiyeliniz artacaktır.
***
Gelin görün ki bizi bizden eden çok şey var.
Geçim sıkıntısı başımızda. Hergün marketler etiket değiştiriyor. Yetişmek mümkün değil. Gıdaya zam her daim var.
Tarlada 5-7 olan domates 55 liradan satılıyor. Çiftçilik can çekişiyor. Emeğinin karşılığını almıyor ve alamıyorlar.
Ev kiraları aldı başını gidiyor. Bu zamlara orta direk diyeceğim ama öyle bir kavramda kalmadı.Bir alt tabaka bir de üst tabaka kaldı. Küçücük daireler 40-50 oldu.
Faturalar deseniz el yakıyor. Yarın kış gelirse nasıl doğalgaz,elektrik kullanılacak? Hasta mı olalım?
Oysa emeklilere verilen zam ortada. Verilen 24.000 ile ne yapılır, ne alınır?
Bir türlü refaha ulaşamamış, insanı umutsuz ve mutsuz.
Ahval böyle iken bekarlar evlenmiyor. Evliler boşanıyor. Çünkü “Varlık seviştirir, yokluk döğüştürür.”
Velhasıl yol bulup düzlüğe çıkamıyoruz. Hayat idame ettirilemeyecek kadar pahalı.
Bu da geçer ya hu !
***
Yine de umut fakirin ekmeği. Nedense herşeyin bir gün düzeleceğine dair deli bir umudumuz var.Dilerim ki umduğumuz dağlara kar yağmaz. Baharda açan güller,papatyalar,gelincikler gibi çiçek açar.
Yurdum insanı sabırlıdır. Bugünler de geçer. Doğru duyar gibiyim sizi “Neler geçmedi ki!” değil mi ya.
Kalın sağlıcakla.
Bu da geçer ya hu!

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.