Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

"SEFALET ENDEKSİ"NİN NERESİNDEYİZ?

"Durup dururken bu da nereden çıktı? Tamam! Cebimizi, mutfağımızı yakan enflasyonu, yazımızı kışa çeviren işsizliği biliyoruz. Kafamızı kaldıracak mecalimiz kalmamışken, allâsen başımıza birde sefalet müfalet icadı çıkarma" dediğinizi duyar gibiyim.

Son zamanlar da, televizyonlarda, gazetelerin ekonomi köşelerinde sık rastladığımız bu  ekonomik terim gündemimizi gittikçe daha da meşgul edeceğe benziyor.

1960'larda ünlü Ekonomist Arthur Okun’un, ülkenin enflasyon ve işsizlik oranlarını toplayarak sefalet endeksi budur tanımına, 1999 de faiz oranı ve büyüme oranını da ekleyen Nobel iktisat ödüllü Robert BARRO sefalet endeksini daha geniş tutmuştu.

Ancak, 2000 yıllarının başın da Steve HANKE  yukarıda BARRO'nun geliştirdiği formülü revize ederek, enflasyon, işsizlik ve faizi aynen kabul edip, bunların toplamına Gâyri Safi Yurt İçi Hasıla da ki yüzde değişimi ilave ederek, tüm Dünyanın kabul ettiği SEFALET ENDEKSİ ni ortaya çıkarmıştır.

Sefalet Endeksini artıran faktörlerden, enflasyonun artması ülke insanlarının yaşama maliyetinin ve huzursuzlukların artmasına, işsizliğin artması da kazanç getirmeyen insanların toplumda çoğalması sefalet ve sosyal  bunalımlara sebep olacağını, yüksek faiz ve kurun ise yatırımları azaltarak sefaleti daha da derinleştireceği hepinizce malumdur.

Sefalet Endeksinin büyümesi demek, o ülkenin  sefaletle birlikte sosyal bunalımlara adım adım yaklaştığını, endeksin azalması ise; o ülkenin refah ve huzura doğru yol aldığının en önemli göstergesi olmaktadır.

Artık bir ülke ekonomisi hakkında genel bir kanaat oluşturmak için o ülkenin sefalet endeksine bakmak yeterli görülmektir.

Peki, Ülkemizin sefalet endeksinde durumu nedir?

Şöyle ki;

2013 de  % 18.3 olan endeksimiz;

2015 de  % 23.5,

2017 de  % 26.8,

2019 da  % 30.2'lere ulaşmıştır.

Rakamlar, sefalet endeksimizin 2013 yılından 2019 yılına kadar endişe verici boyutta % 65 oranında arttığını gösteriyor.

Bir başka ifadeyle; bugün içinde yaşadığımız ağır ekonomik tablonun başlangıcının tâ 2015 yılından itibaren, artarak  bozulan makroekonomimizde aramak gerektiğine işaret ediyor.

Son iki yıldır seyreden pandemi de, zaten bozulmuş olan ekonomimizin bir nevi tuzu biberi olmuştur.

2019 yılında Venezuela, Arjantin (%51.4), Güney Afrika (%32.3), Yunanistan'ın %19.2, Uruguay'ın % 16.2, Sırbistan'ın %14.3 olduğu 40 ülke sıralamasın da,  Türkiye % 30.2 sefalet endeksiyle Güney Afrika'daki sonra 4 ncü sırada yer almıştır.

Oxford Economics'in en son yayınladığı 2021 Nisan ayı raporunda ise, Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında maalesef Güney Afrika'dan sonra sefalet endeksinde Dünya ikincisi olmuştur.

2021' deki faiz, enflasyon ve işsizlikte ki ciddi artışlar dikkate alınırsa, 2021 yıl sonu endeksimiz 2020 yılını da çok aratacak gibi gözüküyor.

Ekonominin ahtapodu bizi enflasyon, işsizlik, faiz ve kur kollarıyla sarmış durum da, ahtapot  öteki kollarıyla da boğazımıza dayanmadan, Sefalet Endeksini teşkil eden; işsizlik, enflasyon, faiz ve döviz kuru sorunlarının kısa vadede çözümü mümkün olmamakla birlikte, azalmasını görmek-duymak bile ülke için hiç değilse bir moral olacaktır.

Tabi, elimizde ahtapodun kollarını budayacak ekonomik enstrümanlarımız kaldıysa...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Mustafa Coşkun Kale Arşivi