Gençlerin Umudları İyice Tükeniyor...
Gençlerin Umudları İyice Tükeniyor...
Türkiye'de 15- 24 yaş altı gençlerde 'hayattan memnuniyet oranı' gittikçe düşüyor. Öyle bir düşüş ki bu; Avrupa ülkeleri içinde bırakın mutlu ülke İsveç, Norveç, Danimarka'sını daha 2013 yılında memnuniyetsizlik oranında bizden çok geri olan Bulgarlar, Sırplar bile bizi sollayarak hayattan memnun olma oranlarını yükselterek bizi geçtiler. Şu an Avrupa'da, 25 yaş altı gençlikte hayattan memnuniyet oranında en düşük ülke biziz.
Habitat Derneği'nin 18 ilde 18-29 yaşlarında gençlerle yüz yüze görüşerek hazırladığı "Türkiye'de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu"na göre 2017'de hayattan memnun olma düzeyi % 70 İken bu oran 2026'da % 50'lere düşmüş vaziyette.
Dikkat ederseniz gençlerimizin hayattan memnuniyet oranı 2017 yılından sonra düşüş eğilimine giriyor.Yani ülke olarak bir türlü yakamızı kurtaramadığımız 2018 yılında başlayan ve halâ devam eden ekonomik çıkmazlarımız...Alınganlığa gerek yok; sosyal bilimcilerin araştırmalarına değer verip, bu doğrultuda sosyo-ekonomik tedbirler alırsak bu badirelerin de önüne geçebiliriz elbet.
Evet ekonomi her şey değilse bile, çok şeydir de. Bir tarafta çok yüksek gelir düzeyinde ki gençlerin işledikleri keyfi suçlar olsada, diğer taraftan da iş bulma, hayata tutunma ümidini yitiren ve suça teşvikte hedef kitle olan milyonlarca gencimiz var.
Mutsuzlukla uyuşturucu ve şiddet arasında yakın bir korelasyon olduğu malumdur. İş bulma umudunu yitirmiş, hayattan ümidini kesmiş, topluma öfke dolu bu gençliğe sahip çıkılmadığı takdirde, bunların örgütlü veya örgütsüz suç işlemele temayülleri olabileceğini göz önünde tutmak gerekiyor.
Eskiden ABD'de ki silahlı okul saldırılarına bakar şaşar kalırdık. Ekonomi Gazetesi'nden Güven Sak'ın köşesinden bildirdiğine göre; 100 bin çocuğa düşen silahlı okul saldırılarında ABD'yi şimdi neredeyse yakalamış durumdayız.
Uyuşturucu mevzu; kullanım, imalat ve pazarlamasında hemen hemen komple şiddete baş vuran çeteleşmeyi sağlamakta, suç oluşumuna adeta zemin teşkil etmektedir. Özellikle işsiz-güçsüz umutsuz genç kitlelerin kurye olarak kullanıldığı ve bunlarında normal yaşantıda ki insanlara öfke ve hınçla bakabilecekleri düşünülürse, toplumsal ahenk ve denge kendiliğinden sarsılmış olacaktır.
Üretimde bulunması gerekirken, üretimden alıkoyduğumuz bu umutsuz, tükenmiş, dokunsan suça meyledecek gençliğin toplumda ki artışının, genel ve aile ekonomisine verdiği ziyanlar yanında, topluma verdiği korku, panik, tedirğinlik gibi sosyo- psikolojik maliyetinin ne olduğunu hesaplayabilmek bile mümkün değil gibi.
Dahası, Adalet Bakanlığı verilerinde uyuşturucuya bağlı suçlardan hüküm giyenlerin, genel hükümlüye oranlarına bakıldığında: 2000 yıllarında % 5'in altında, 2013'de % 10'nun altındayken, 2024 yılında % 40'lara yaklaşmış olduğunu görürsünüz. Bu ne demektir ? diye sorarsanız; bu cezaevlerinde yatanların 400 bin olduğunu düşünürseniz, yaklaşık 160 bine yakın insanın uyuşturucu suçundan cezaevinde olduğunu size söylerim. Hatta, organize suçlarda Türkiye'nin eroin ticaretinde dünya 7 ncisi olduğunu da söylemeden geçemem.
Uyuşturucu kullanma yaşının 15'lerin çok altına indiği Türkiye'de, "bize noldu böyle ?" diye diz dövmek yerine, artık bu sorunun şimdiki zamanın güvenliği kadar bir gelecek sorunu olduğunu da bilmemiz ve yetkililerden gençlerimizin hayatına yeniden yön ve anlam verecek, onları mutlu kılacak ekonomik ve sosyal politikalar geliştirmesini ısrarla istemekten başka çaremiz kalmamıştır.
Bir umutsuzluk sözcüğü, çoğunu burada anlatmasak bile, bizi neleri anlatmaya mecbur etti görüyorsunuz...
Gençlerinin hayattan umutlu olduğu, sokakları, okul ve okul önleri güvenli bir Türkiye umudumla...

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.