İnananlar Gelsin

İnananlar Gelsin

Bazı yollar vardır; kalabalıkla yürünmez…

Bazı davalar vardır; sayı ile değil, inanmışlıkla büyür…

Bazı hedefler vardır ki; onları taşıyacak omuz, makam arayan değil, yük taşımaya razı olan omuzdur…

Onun için diyoruz ki:

Sevenler gelsin…

Geceleri uykusunu bölenler gelsin…

Dünyayı sadece kendi menfaati kadar görmeyenler gelsin…

Rütbe aramayanlar gelsin…

Allah için arayanlar gelsin…

Uyku nedir bilmeyen, açlık nedir bilmeyen, yorgunluğu davasına perde etmeyen insanlar gelsin…

Adalet için…

Dirlik için…

İnsanlığın huzuru için…

Yeryüzünün güzelleşmesi için fedakârlık yapabilecek insanlar gelsin…

Üç milyon kalabalık olacağına, üç kişi olsun…

Ama inanmış üç kişi olsun…

Bir tane “bir” tek başına bir kuvvettir…

Ama üç tane “bir” yan yana geldiğinde 111 olur…

Dört tane “bir” yan yana geldiğinde 1111 olur…

Çünkü mesele sayı değildir…

Mesele; aynı hedefe kilitlenmek, aynı istikamette yürümek ve aynı ruhta buluşabilmektir…

Bugün toplumların en büyük problemi de burada başlamaktadır…

Kalabalık var ama birlik yok…

Slogan var ama samimiyet yok…

Konuşan çok ama yük taşıyan az…

Görünen çok ama gece gözyaşı döken yok…

İşte onun için Ömer’in sözüne yeniden kulak vermek gerekiyor:

“Cemaat, cemaat olmaz lider olmayınca…

Lider, lider olmaz itaat olmayınca…

Cemaat, cemaat olmaz kardeşlik olmayınca…”

Ama burada kastedilen körü körüne bir bağlılık değildir…

Hak üzere bir birliktir…

Doğrulukta beraberliktir…

İyilikte omuz omuza durmaktır…

Yanlışta ise susmamak, gerekirse düzeltmektir…

Nitekim Ömer bir gün halka sorar:

“Ben eğrilirsem ne yaparsınız?”

Sahabe ayağa kalkar ve der ki:

“Ey Ömer, seni kılıçlarımızla düzeltiriz…”

Ve Ömer şu cevabı verir:

“İşte şimdi oldu…”

Ne büyük bir medeniyet anlayışı…

Ne büyük bir yönetim ahlakı…

Bir tarafta hesap veren lider…

Diğer tarafta hakkı söylemekten çekinmeyen bir toplum…

Bugün eksikliğini çektiğimiz şey de belki tam olarak budur…

Sadakat ile şahsiyetin birleştiği bir duruş…

İtaat ile adaletin dengelendiği bir anlayış…

Hasan el-Benna’nın dediği gibi; bize sayısız kalabalıklar değil, inanmış insanlar lazım…

Geceleyin âbid, gündüzleyin mücahid olan insanlar…

Allah’tan başkasına boyun eğmeyen insanlar…

Madde sınırlarını aşmış, mana dünyasını kurmuş insanlar…

Kardeşini kendine tercih eden insanlar…

Yemeyip yediren, rahatından vazgeçip hizmet eden insanlar…

İşte aradığımız ruh budur…

Gösteriş değil, samimiyet…

Kalabalık değil, sadakat…

Makam değil, mesuliyet…

Konuşmak değil, bedel ödemek…

Ömer gibi emin yöneticiler…

Ve gerektiğinde Ömer’e doğruları söyleyebilecek cesur insanlar…

İnananlar gelsin…

Güvenenler gelsin…

Hesapsızlar gelsin…

Dünyayı değil davasını büyütenler gelsin…

Üç kişi olsun…

Ama üçü de “bir” olsun…

Çünkü birler birleşirse güç olur…

Güç birleşirse hareket olur…

Hareket istikamete girerse tarih olur…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Akpınar Arşivi