Gençler Niye Evlenmiyor/Erteliyor ?
Başlığın yanına, her üç evliliğin beş yıl içinde üçte birinin boşanmayla sonlandığını ve doğurğanlığımızın da dip yaptığını koyun ve geleceğin 25 yıl sonrası Türkiye'sini birde böyle okuyun bakalım ne göreceksiniz ? Allah korusun ne görmek ne de düşünmek isterim.
Aile, evlilik ve kan bağına dayanan karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu, maddi, manevi, ruhsal, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılandığı, topluma uyum ve katılımın sağlandığı toplum içindeki en küçük birliktir.
Aile, devletin temeli, mihenk taşıdır. Ailesi güçlü milletler, güçlü bireyleriyle devlete güç katarlar. Güçlü devletin ilk yolu; aile olma, aile kurmadan geçer. Türk aile yapısı sağlam ve güçlüdür. Diger milletlercede hep böyle bilinir.
Aile, türk toplumunda eşler arası eşitliğe dayanır. Kadınına değer vererek onu toplumda da yüceltir. Hatun, hatın, begüm, bibi, kadın ana, kadıncık ana, gelin bacı v.s olmak da kolay değildir. Devlet, anayasal zorunluluk olarak, ailenin huzur ve refahını korumak ve gözetlemekle sorumludur.
Tüm bu açıklamalardan sonra "sosyal kriz" olarak nitelendirilen ciddi, planlı bir şekilde devlet tedbirler almadığı takdirde geleceğimizi karamsarlaştıran düşük evlilik oranları, yüksek oranda boşanmalar ve bunun sonucu nüfus hızının taban yapması; nüfus bilimcileri, stratejistler, güvenlik uzmanları başta olmak üzere sosyologları, ekonomistleri ciddi kayğılara sokmaktadır.
Sayıların gösterdiği yalın gerçekler de bu haklı endişeleri doğrular mahiyettedir. Bundan 20 yıl önce % 9,4 olan evlenme hızı 2025 itibarıyla % 6,4'e düşmüş. İki binli yılların başında % 1,4 olan boşanma hızı 2025'lerde yaklaşık iki katını geçerek,
% 2,3'lere ulaşmış. Evlenme yaşı erkeklerde ortalama 28,5, kadınlarda 26'ları bulmuş. Şimdilerde her üç evliliğin üçte biri ilk beş yılda sona eriyor.
Hiç şüphesiz toplumda artan modernleşme, dijitalleşme ve doğurganlığın yüksek olduğu kırsal kesimden sosyo ekonomik nedenlerle şehirlere göçler, bireyselleşme ve yalnızlaşma gibi nedenler, evliliklerin azalması, boşanmaların artmasında önemi inkarsız sebepleri oluştursada rakamlar bize net ve sert şekilde Türkiye'de aile kurmanın zorlaştığını, ayakta tutmanın da her geçen gün dahada zorlaştığını göstermektedir. Bu sarsıntılarda yaşanan ekonomik sıkıntıları görmezsek konuyu tümden anlamayı es geçmiş oluruz.
Her kesimden yapılan anketler, gençlerimizin en büyük sorununun işsizlik ve gelecekle ilgili karamsarlıkları olduğunu gösteriyor. Bugün geniş kapsamlı İşsizliğin % 30'lara tırmanışı gençlerin görüşünü haklılaştırıyor. Üniversite mezunu gençler bile, yâ iş bulamıyorlar yâ da alanları dışında uzun süredir açlık sınırı altında seyreden asgari ücret civarında güvensiz işlerle yetiniyorlar. Böyle bir ortamda ailesinin ciddi bir ekonomik desteği olmayacaksa, evlilik kararı almayı büyük bir cesaret olarak görmek gerekir. Dahası, çocuk bakım masrafları, sağlık, kreş, servis v.s derken aile kurmak eskiye göre sanki finansal bir yönetim oldu...
Gençlerin hayata tutunma süreleri uzayıp, yaşam şartları ağırlaştıkça evlilik yaşıda yükseliyor. İş bulmadan, en azından azda olsa ekonomik bir bağımsızlık olmadan evliliğin risklerini daha rahat görüyor. Artık gençler için evlilik romantik birliktelikten ziyade ekonomik ve sosyal bir sözleşme olarak görülüyor.
Boşanma oranlarındaki artışıda bu çerçeveden bakılması gerekir. Elbette artan boşanmaların tek müsebbibi ekonomik değildir, ancak çok önemli bir rolü vardır. Her üç evlilikten birinin ilk beş yılda bitiyor olması, yapısal bir kırılmaya işaret ediyor. Ekonomik stres, İşsizlik, borçluluk, gelecek kaygısı, evde gerginlikleri artırıyor. Yoksullaşma sadece cepleri değil, aile ilişkilerinide aşındırıyor.
Ekonomi politikaları işsizliği artırarak, gençlerin aile kurma ve sürdürme kapasitelerini aşındırıyor. Aile sadece kültürel değil, aynı zamanda ekonomik bir birimdir de. Gelir dağılımı bozulduğunda toplumsal güven azalmakta, böyle bir ortamda da uzun vadeli planlar yapılamamaktadır. Evlilikte zaten en azından niyet olarak uzun vadeli bir plan değil mi ?
Günümüz Türkiye'sinde, gençler evlenmeyi erteliyor, boşanmalar artıyor ve çocuk sayısı düşüyorsa bunu sadece bireysel bir tercihe bağlamak mümkün değildir. Bu durum ekonomik ve sosyal politikaların aile hayatına yansımasından başka ne olabilir ki ?
Vakit çok geçmiş olmadan, kolları sıvamak lazım. Aksi halde mazallah geleceğimizi kaybedeceğiz...

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.