Prof. Dr. Recep Dikici
Bütün Doğu’yu ele geçirecektim!
Dini, vatanı ve milleti için şehid olmak, yüce bir mertebedir. Şehid olmak için Müslüman olmak şarttır. Ne yaparsa yapsın, nerede, nasıl ölürse ölsün veya öldürülsün müslüman olmayan şehid olmaz. Müslüman şehid olmak için can atar ve duâ eder. “Yâ Rabbi! Şehid olarak bana çene kapamayı nasip eyle!” der. Maalesef günümüzde din câhilleri, önüne gelene şehid demektedir.
Ecdadımız şehid olmayı şeref bilmiş ve yenilmez ünvanlı Napolyon’a bile haddini bildirmiştir. Nitekim Mısır ve Filistin’i kolaylıkla zapteden Napolyon, Akka Kalesi’nin de bir-iki gün içinde düşeceğini hayal etmiş ve Cezzâr Ahmed Paşa’ya şu mektubu yazmıştı: “İşte kalenin duvarları önüne geldim. Bir ihtiyarın geri kalmış birkaç günlük ömrünü almak bana bir şey kazandırmaz. Seninle savaşmak istemiyorum. Benimle dost ol ve kaleyi teslim et!”
Cezzâr Ahmed Paşa’nın bu mektuba verdiği cevap şudur:
“Allah’a hamd olsun gücümüz yetiyor, elimiz silah tutuyor. Geri kalmış birkaç günlük ömrümüzü de cenklerde geçiririz!”
Ünlü Fransız generali, Paşa’nın bu cevabını okuyunca etrafındakilere der ki: “Anlaşıldı, bu ihtiyar bizim birkaç günümüzü heba edecek ama merak etmeyin, iki gün sonra şehrin ortasındayız.”
Napolyon’un Akka muhasarası tam 64 gün devam eder. Her gün biraz daha artan baskı hiçbir netice vermez, Fransızların her hücumu püskürtülür ve ağır kayıplar verdirilir. Yenilmez unvanı taşıyan Napolyon, kaledekilerin akıllara durgunluk veren kahramanlığı karşısında şaşırıp kalmıştır. Yüksek rütbeli bir subayını kaleye gönderir ve direnmenin netice vermeyeceğini, şehir teslim edilirse Paşa’nın ordusu ve ağırlıklarıyla beraber istediği yere gitmesine -güya- müsaade edeceğini bildirir. Ama Cezzâr Ahmed Paşa’dan aldığı cevap şudur: “Devlet bizi bu kaleyi teslim etmek için vezir yapmadı. Ben Cezzâr Ahmed Paşa, şehitlik mertebesine ulaşmadan bir karış toprak vermem!..”
Paşanın bu cevabı Napolyon’u çileden çıkarır. Yaptığı yeni planlarla topçular gece gündüz Akka kalesini dövdü. Ne var ki açılan gediklerden şehre girebilenler Osmanlı süngüsü ile yok edilirler.
Bu müthiş hezimetle “Kader beni bir ihtiyarın oyuncağı yaptı” diye avaz avaz haykıran yenilmez unvanlı Napolyon, ordusunun yarısını kaybeder ve nihayet 21 Mayıs’ta çekilmeye karar verir ve ağırlıklarını kumlara gömüp, Kahire’ye geri döner. Orada da işleri umduğu gibi gitmeyen Napolyon 25 Temmuz 1799’da iki gemiyle gizlice Mısır’dan kaçarken, ordusunu Mısır’da bırakmış bir başkomutan olarak hayatının en büyük dersini Osmanlı’dan almıştır. Tarih, Napolyon’un şu sözünü kaydeder: “Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirecektim!” Allahü teâlâ, ecdadıdımızın kahramanlıklarından ve şecaatlarından ders alıp, gerçek manada onları sevmeyi nasip eylesin.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.