ÇİN’DEN GELEN TEHLİKE

Ülkemiz ile Çin arasında ticari ilişkiler gittikçe artmaktadır. Küresel güçler Çin’in yayılmacılığına izin vermektedir. Ticari ilişkiler bir dostane ilişkiler gibi görünse de aslında geleceğe yatırım olan bir silahtır. Her devletin ticari, siyasi, kültürel ilişkilerini geliştirmesi normaldir. Ancak ticari ilişkiler ile ülkesini satmamalı ve güvenliğini tehlikeye düşürmemelidir. Özelleştirme veya ihaleleri yabancılara vermek birçok tehlikeyi doğurmaktadır. Zira bir ayeti kerimede de “Gayri müslimlerle dost olmayınız” uyarısı vardır..

Bir çok ülke bugünlerde hızla Çin ile yeni anlaşmalar içerisindedir. İran, Çin ile 25 yıllığına havaalanlarının işletilmesini, petrolün işletilmesini, askeri işbirliği, üs kurulması, savunma gibi bir çok konuda anlaşma sağlamışlar. Karşılığında 450 milyar Dolar İran’a verilecekmiş. Yani İran kendini Çin’e teslim etmiş. Amerika korkusuyla “denize düşen yılan sarılırmış”. Durum böyle olunca Hürmüz Körfezi de Çin’in kontrolü altında olacak. Hatta İran’da çok sayıda Çinli fabrika var. İran’ın bu anlaşması bizi ve diğer Arap ülkelerini de risk altında bırakmaktadır.

Çin’in İran’da kuracağı üsler ile Katar, BAE, Arap Körfezi tehlike altında kalacak. Şimdilik Arap ülkeleriyle ticari ilişkisi olan Çin, bu fırsatı askeri işgale çevirmesi an meselesi. Küresel güçler veya üst akıl güçleri uygun bir zamanda Çin’i harekete geçirecektir. Amerika’dan kurtulduk derken Çin belası ile karşıya karşıya kalacağız.

Çin, Pakistan’ın  Karaçi şehrinden rahatça  denize açılır, bir solukta İran’a ve Süveyş Kanalı’na ulaşabilir. Çin sözde  Hindistan’a karşı Pakistan’ın yanında. Keşmir meselesinde Çin büyük rol oynuyor. Yine Çin, Pakistan ile bir çok konuda anlaşma yaptı. Pakistan ve Çin, ortak refah ve barış için ilişkilerini daha da sağlamlaştırma çabalarını iki katına çıkarma sözü vererek 2021'de diplomatik ilişkilerinin kuruluşunun 70. yıl dönümünü kutladılar. Ayrıca Çin’den savunma alanında uçak, tank, denizaltı gemisi satın alınması gerçekleştirildi. Çin . Pakistan’a askeri üs kuracak.

Irak ise tamamen Çin istihbaratının eline geçmiş. Irak yöneticilerini, belediye başkanlarını, aşiret reislerini, elit tabakayı Çin’e seyahate götürüyorlar. Hatta üniversite öğrencilerini ücretsiz okutuyorlar. Hatta eski Irak Başbakanı Şii Adil Abdülmehdi ile Çin tarafı 50 yıllık adeta gizli işgal anlaşması imzalanmış. Irak’a askeri üs kuracak.Ülkeler ticari ve savunma anlaşmaları ile Çin tarafından parayla satın alınmaktadır.

Diğer taraftan Çin neredeyse 500 milyon kendi nüfusunu da dışarıya yaymaktadır. Çin, Amerika’dan daha tehlikelidir. Çünkü ABD’nin nüfus yayılmacı politikası yoktur. Müslüman ülkeler askeri yönden zayıftır. Bunu fırsat bilen Çin, Müslüman ülkelere yardım altında yaklaşıyor ve ticari ilişkiler kapsamında da kesenin ağzını açıyor. Ama niyeti ilerde o ülkeleri ele geçirmek olduğu bilinmektedir. Bunun için Amerika’nın parçalanması beklenmektedir. Doğu Türkistan’ın durumu ortada. Soykırım yapma planında. Hangi devlet bu konuda Çin’i karşısına alıyor? Amerika ve İngiltere kendi menfaatlerine uygun bu konuyu bazen gündeme getiriyorlar. Ama Çin bildiğini yapıyor.

Görünen tehlikeye karşı Türkiye tedbir almak zorundadır. Bilindiği üzere ülkemizde gayri menkul alan yabancılara vatandaşlık hakkı verilmektedir. Bunu kullanan binlerce Çinli İstanbul’dan  daireler satın almıştır. Sanki  kendi elimizle vatanımızı  satıyoruz. Görülüyor ki Çin istilası sınırımıza kadar geldi. Çin ile yapılan anlaşmalar iyice gözden geçirilmelidir. Belki Arap ülkeleri bir an önce uyarılmalı ve İslam birliği kurulmalıdır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar