Esat BEŞER
Zerdüştlük ve Çamur Volkanları
Yanan alevler, eski çağlardan beri, insanların dikkatini çekmiştir. Hatta, birer tapınma objesine dönüşmüşlerdir.
Azerbaycan – İran sınır şehirlerindeki ateşe tapınmanın tarihi ise, yüzyıllar öncesine dayanmaktadır.
Tarihi kayıtlara göre, ateşe tapınma, M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren Abşeron Yarımadası’nda (Bakü) yaygındı.
Birçok araştırmacıya göre, Zerdüştlüğün yani ateşe tapınmanın temellerini atan Zerdüşt, Güney Azerbaycan’da dünyaya gelmiştir.

Arap İstilası’ndan sonra, 3 – 4. yüzyıllar boyunca, Zerdüştlük hakkında birçok eser yazılmıştır. Öyle ki; Azerbaycan’ın büyük söz ustaları, Zerdüştlüğe ilişkin ilham verici dizeler dile getirmişlerdir. Aynı şekilde, Nesimi de eserlerinde, ateşe verdiği önemi gizleyememiştir. Gerçi, Nizami, ateşe tapınmayı engellemeye çalışmıştır.
Zerdüştlüğün Mekkesi
Bağdat’tan ve Buhara’dan, Arabistan’dan, Hindistan’dan ve hatta çok daha uzaktan, Çin’den ve Japonya’dan çok sayıda ateş tapınmacısı Azerbaycan’a gelmiştir. Böylece, Azerbaycan, Zerdüştlüğün yani ateş tapınmasının Mekkesi olmuştur.
Odunun Önemi
Zerdüştlüğün oluştuğu zamanda, oduna özel bir önem verilmişti.
Ateşgah Tapınağı
Ölen ateş tapınmacıları, Ateşgah Tapınağı’nda yakılırlarmış ve külleri Hindistan’a gönderilirmiş.
Ateşgah Tapınağı, 7. yüzyılda yıkılsa da daha sonra yeniden inşa edilmiş ve Ateşgah Tapınağı ateşi, 19. yüzyılın sonuna dek yanmaya devam etmiş.

19. yüzyılın 70’li yıllarında, Ateşgah Tapınağı’nda yaşayan son ateş tapınmacıları yakın çevredeki doğal gaz çıkışlarından kil borularla, tapınağa çekilen “Ebedi Ateşe” tapınırlarmış.
Alınları ve yanakları alev diliyle toprak rengine boyanmış, sakallı ve siyah saçlı yaşlı adamlar, günde üç defa Ateş ve Yaşam Tanrısı’na dua ederlermiş.
Ateşgah Tapınağı, günümüze dek korunmuştur.
Azerbaycan’da Çamur Volkanları
Devasa alevleriyle ve akıntılarıyla, kulakları sağır eden kükremeleriyle ve patlamalarıyla, Volkanizma, insan zihnini sürekli hayrete düşüren muhteşem bir doğa olayıdır, değil mi?
Hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olduğu Çamur Volkanları ise, çeşitli biçimleriyle ve aktivitesinin özgünlüğüyle öne çıkan doğa olayı olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle, Çamur Volkanları, uzun zamandan beri, gezginlerin ve araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Öyle ki; görünmezliği, ihtişamı ve gizemiyle, izleyenleri hayrete düşürmektedir.
Çamur Volkanlarının ateşli patlamaları hakkındaki edebi bilgiler ise, tarihin eski derinliklerine dek inmektedir.
Bu bağlamda, Azerbaycan’daki Çamur Volkanları, 5. yüzyılda, diplomat Paniyski’nin ve 10. – 13. yüzyıllar arasında, Arap seyyahların dikkatini çekmiştir.
Bakü Takımadalarında Patlama
Arap seyyahı Mesudi, “Altın Çayır ve Değerli Taş Madenleri” ismindeki eserinde, Hazar Denizi’ndeki volkanik adalarda oluşan patlamaları anlatmıştır.
Basında ise, ilk defa 1828 yılında, Bakü yakınlarındaki Çamur Volkanlarının patlamasına ilişkin bilgiler yayımlanmıştır.
Bilimsel Araştırmalar
Son yıllarda, Azerbaycanlı jeologlar, Çamur Volkanları hakkında bilimsel araştırma yapmışlardır. Böylece, günümüzde, Çamur Volkanları hakkında zengin bir bilgi birikimine sahibiz. Ne var ki; bu bilgiler, Çamur Volkanlarının geliştiği alanların ötesine her zaman yayılamamaktadır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.