Dr. Mustafa Coşkun Kale

Dr. Mustafa Coşkun Kale

SEN NEYMİŞİN BE HUKUK?

Öteden beri hep merak eder dururdum. Demokrasileri dolayısıyla da ekonomilerini geliştirmiş, hukuk devleti olmayı ilke edinip bunu baş köşeye oturtmuş ülkeler de seçimlere katılım oranı niye bizden 
% 25 ilâ 35 oranın da daha düşük diye. 

Hatta ilaveten derdim ki; bu ülkelerin çoğunun milli gelirleri bizimkinden onlarca kat fazlayken, neden bizde ve bize benzer ülkeler de dolar milyarder sayıları onlardan kat be kat fazladır diye. 

Benim ki düpe düz bir cahillik işte, "kafa yorduğu meseleye de bak !" da denilebilir buna. Öyle yâ ! yıllarca hemen her gün, günün her saatin de, muhteşem bir algı operasyonunun, şimşekleri altında ki milyonlar gibi, yorgun düş(ürül)müş bir dimağın bunları analiz ederek "tamam sırrı buldum !" demesi mümkün mü ?

Malumunuz Fransa da 10 Nisan da Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimi var. Değişik Fransız televizyonları ve basınından bilgi sahibi olma merakım haliyle bu sıralar arttı. Bizim ve onlar arasın da temel fark nedir ola diye biraz kafa da yordum sayılır.

Evvela şunu gördüm; seçimleri bizim ki gibi "hey hey zılgıtlı" seçmen dikkatini nasıl çekerim kurgusu fazla değil. Olan kurguya da seçmenin ilgisi ve olağan hayata yansıması yok. İkinci turda bunun biraz artacağı söyleniyor.

Fransa, her seçime değiştirilmiş bir "seçim kanunu"yla gitmiyor. Hele hele "sandık kurulları"nda amaç ne olursa olsun bir seçim kanunu değişikliği akıllarının ucundan bile geçirmiyor. Böyle hin düşünce de olsalar bile "Anayasa Konseyi" duvarına çarpıp, niyet edeni  seçmenin cezalandıracağı iyi biliniyor. Böyle bir değişiklik gerekliyse bu ancak muhalefetin de desteği alınarak yapılıyor. Tabi buna da yargının cevaz vermesi şartıyla...

Fransa'da da bizim ki kadar ağır olmasa da vatandaşlarının sorunları var. Çözümü ilkin hukuk da arıyor ve ekseriyeti çözüme kavuşuyor. Siyasete sorunlar ancak makro düzeyde kalıyor. Türkiye ile taban tabana zıt olan olan hukuk ve siyasetin rolünü  sanırım farkettiniz. Türkiye de seçmen sorunlarının çözümünü siyasette ararken, batılı ülkeler sorun çözümünü herkese eşit hukuk da arıyor.

"Seçim Güvenliği" ile ilgili bir tek lâf edeni duymadım. Devlet ve kurumlarına olan itimat zirve de sanki. Kimse de Fransa da Cumhurbaşkanı Macron'un kaybedeceği bir seçime gitmeyeceği gibi saçma sapan bir düşünce içinde değiller. 

Fransa'da bu seçim arefesin de gözlemlerim şu oldu ki, orada halkın yaşantısını etkileyecek sorunların çözümünü, her kesimin güvenip sahip çıktığı hukuk üstlenmiş. Siyasete alan hukuk için de olmak kaydıyla daraltılarak ancak ülkenin top yekün refah ve güvenliğini sağlayan makro görevler kalmış. "hukuk için de meşru ne yaparsan yap" denilmiş. 

Demokrasi ve hukuk anlayışı kıt ülkeler de ise, normal ülkede hukukun çözmesi gereken sorunlar dahil olmak üzere, hatta hukuku ve bunun kaçınılmaz sonucu devleti ele geçirme görevi bile siyasete devredilmiş.

Sanırım Fransız ve diğer batılı demokrasilerde ki seçmenlerin, "arkam da nasıl olsa hukuk var hukuk !" diyerek, seçimlere olan ilgisizliğini bir nebze de olsa anlatabildim size.

Ee o "gâvur ülkeleri"de niye milli gelirleri çok olmasına rağmen dolar milyarder sayıları bizim gibi ülkelere göre az ? derseniz; onlar da "Kamu Alımları"nın temel ilkesi, Tam Rekabet, Serbest Katılım, Katılanlara Eşit Muamele ve Ayrımcılık Yapmama gibi dört temel ilke üzerine kuruludur. Bu ilkeler sayesin de kamuya en ucuz en verimli mal ve hizmet alınıyor. İhale kanunlarını bizim ki gibi yüz doksan defa değiştirmek hiç mümkün değil.

Dahası o "gâvur ülkeleri"nde, "vergi kaçırmak" en ağır ve yüz kızartıcı nitelik de bir suç. Hele "vergi affı" kavramı ancak lügatların da var. "kimin parasıyla kimi af ediyorsun ?" denilir diye, af niyetleri olmasa bile ağzına almaya hiç kimse cesaret edemez...

Ne güzel söylemiş Hz. Ali (r.a) 
"Devletin Dini Adalettir" diye...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Dr. Mustafa Coşkun Kale Arşivi