Naif Karabatak
Ohalde, Bu Halde, Her Halde
Bugünleri ilk kez yaşayanlar, göz altıların, görevden almaların ve tutuklamaların sayısına bakıp, şok olabilirler, doğaldır. Bizim gibi “alışkın” olanlarınsa söyleyecekleri var. Hem de OHAL’de, bu halde, her halde…
15 Temmuz’da, FETÖ’cü teröristlerin Türkiye’yi işgale kalkıştığı darbe girişimi başarısız olunca, hali üzere darbeye kalkışan, destek veren ve o silahlı terör örgütünün içinde olan herkese, her kesime yönelik operasyonlar da hız kesmeden sürüyor.
Aslında bu filmin çok daha kötüsünü izliyor olabilirdik.
Darbe başarısız oldu, darbeciler tutuklanıyor.
Basında darbeye alkış tutan, destek veren, tehdit ve şantajla terör örgütünün kalemöşörlüğünü yapanlar da tutuklanıyor.
Terör örgütüne maddi destek sağlayan, el birliğiyle güçlendirenler de birer birer adalete hesap vermeye başlıyor.
Milletin vergileriyle aldıkları maaşı, milletin geleceğini karartmaya dönük ihanette kullanan kamu görevlileri de içeriye birer birer alınıyor.
Bunların içinde çok önemli isimler de var elbet…
Generaller, amiraller, düşük-yüksek rütbeli askerler…
Valiler, kaymakamlar, genel müdürler, daire başkanları, müsteşarlar…
Gazeteciler, yazarlar ve olduğunu sananlar…
Yayın kuruluşları, nefret kutuları, kin dolu sayfalar…
Darbe başarısız olunca, kaçınılmaz olan son budur.
Ama eğer darbe başarılı olsaydı, muhtemelen bu yazıyı yazacak ve okuyacak bir ortamımız zaten olmayacak, ne getirip, ne götürdüğünü kıyaslama şansından bile yoksun olacaktık.
Oysa şimdi darbenin başarısız olması da, başarılı olduğunda neler getirip götüreceğini “özgürce” tartışabiliyoruz.
Elbette istediğini, istediği gibi söyleyemeyenler var.
Gönlünden geçeni OHAL’de söylemeyip, bu halin ve her halin hayalini kuranlar da var.
Ama eğer başarılı olsaydı ne olurdu?
Bunu tutuklamalar, kapatmalar manasına söylüyorum; yoksa –Allah korusun- darbe başarılı olsaydı, Türkiye diye bir devletin kalmayacağını, toplumun yarısının da bir şekilde hayatta olamayacağını söyleyebilirim.
Darbe başarılı olsaydı, tutuklamaları yine görecektik ama sayı, şimdikinin binlerce katı olacaktı.
Darbe başarılı olsaydı, kapanan gazete, radyo, televizyon ve internet sitesi Fetö’cü hariç olacaktı…
Yani Türkiye’de yayın organı namına kalan tek şey, terör örgütünü öven yayın organları olacaktı.
9 bin kişilik infaz listesi, 9 bin ölü demekti…
21 milyon fişlenmiş insanın akıbetinin ne olacağı da darbecilerin vicdanına kalacaktı…
Tutuklamalar, işkenceler, gözaltında kaybolmalar da cabası…
Karşı koyanların cezası ölüm olacaktı, sorgulamadan, sual dahi etmeden…
OHAL’de bugünkü gözaltı, tutuklama ve görevden almalar ile susturulan kalemler, devede kulak bile olmayacaktı.
“Zalime merhamet edilmez ama adaletten şaşmadan…
Zalim merhamet etmez ama adaleti tanımadan…”
Belki demokrasiyle darbelerin farkı, bu iki cümlede gizli…
Ne kadar kötü yönetim olursa olsun, hesap vermesi gereken millet vardır, hukuk vardır, vicdan vardır.
Ama darbelerde böyle bir şeyler yok.
Onlar her halede, iktidarlarının rayına oturması, sözünün geçmesi, aykırı seslerin kesilmesi için en kanlı senaryoyu uygulamaktan çekinmeyeceklerdi.
Bu halde ise, millete hesap verecek bir hükümet var, yargının kararı var ve dış dünyanın gözümüzün içine bakması, ensemizden ayrılmaması var ve elbette bir de vicdan var, merhamet var.
Bunun yansımasını da görüyoruz, OHAL’de olmayacak demokratik adımlar, bu halde atılmaya başlandı ve darbelerin önünün tümden kesilmesi için çok radikal kararlar birer birer alınıyor.
Türkiye çok acı günlerin eşiğinden döndü.
Öyle böyle değil, Ortadoğu’daki en kanlı darbe ülkemizde gerçekleşmek üzereydi.
Her darbe, o ülkenin askeri tarafından yapılır ve belli bir süre sonra, iktidar, sivil yönetime teslim edilirdi.
Bu defaki sadece darbe değildi, bir işgal hareketiydi ve Fetö’cüler –muhtemelen- dış güçlerin oyuncağı olarak piyon vazifesini icra ediyorlardı.
Doğaldır ki, tepki fazla olacak, bastırılması da tahmin edeceğinizden çok daha kanlı gerçekleşecekti.
Bütün bunların üstüne halının altına saklanan sorunlar da ortaya çıkacak, her kesim gücünü göstermek, toprak parçası kapmak, söz sahibi olmak için silahıyla meydanlara çıkacaktı.
Ve bütün bunları bastırmak için de her halde dış güçlerin “hedef tanımadan” bombalaması olacaktı.
İşte size Suriye’den daha kötü bir Türkiye…
Bu halde ve OHAL’de yapılanlar, bu açıdan “abartı” değil, kanlı senaryoyu her halde uygulayacak olanların derdest edilmesidir, hepsi bu…
Ama’sı yok ama yine de diyeyim, “hiç suçu olmayan masum insanları” ispiyon ederek, şahsi hesabını görenlerin ihbarına dikkat edin, yazıktır, günahtır…
Tweetimden Seçmeler
Mahmut Tuncer'in cenderme türküsü miadını doldurdu. Artık senin yârin karşıki dağda cenderme olamayacak :)))
www.naifkarabatak.net
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.