Ne Zaman Büyükşehir Olacağız?

“Müslüman yalan söylemez.”
Yalan söyleyen ise önce ahlakını, sonra inancını yıpratır. Bir süre sonra da “Ben Müslümanım” demesinin içi boşalır. Hem fırıldak olacaksın, hem yalan söyleyeceksin, her şeyi görmüş gibi anlatıp insanlara iftira atacaksın; sonra da çıkıp “Ben Müslümanım” diyeceksin… Böyle bir şey olmaz, olamaz.

Kahramanmaraş’ta depremde kaybettiklerimiz var. Şehri terk edenler oldu. Buna rağmen trafik hâlâ kilit. Hayat bütün zorluklara rağmen akmaya devam ediyor.

6 Şubat’tan sonra devlet tüm imkânlarıyla sahadaydı. Allah devlete zeval vermesin. TOKİ konutları, köy evleri, şehir merkezinde yükselen yeni yapılar… Konutlar artıyor, bürolar yapılıyor. Peki, bütün bunları doldurunca “büyükşehir” mi olacağız?

Bana göre mesele bina sayısı değil. Önce zihnimizi büyütmemiz gerekiyor.
İnsanın gövdesi büyüyünce büyük adam olmuyor; küçülünce de küçük adam olmuyor. Asıl büyüme, zihinsel ve ahlaki büyümedir.

Dün 8–10 metrekare dükkânda alın teriyle ekmeğini kazanan esnafımıza bakıyorum; bugün KOBİ olmuş, bin metrekare kapalı alanda çalışıyor, yanında birçok personel istihdam ediyor. Bu başarıdır, takdire şayandır.
Ama konuşmaya gelince ilk cümle şu:
“İş yok, ekmek parası yok…”

Garip değil mi?
Her çalışanın arabası var, çoğu tek kişiyle geliyor. Bu durum şehirde trafik karmaşasına sebep oluyor. Gerçekler söylendiği gibi değil. Paranın geliş yönü değişmiş olabilir ama para geliyor. İşler büyüyor, yeni sektörler doğuyor. Buna rağmen mutsuzluk hâkim.

Asıl problem burada başlıyor.

Sohbet açılıyor, konu dönüp dolaşıp devlete, yöneticilere geliyor. İlk cümle çoğu zaman şu oluyor:
“Bunlar hırsız…”

Sonra iftiranın bini bir para. İnsan, farkında olmadan günaha ortak oluyor. “Sus” diyoruz ama susmuyor.
Soruyorum:
— O söylediğin kişiyle birlikte miydin? Gözlerinle gördün mü?
Cevap hazır:
— Çalmasa nasıl zengin olur?

İşte felaket tam da burada.

Büyükşehir olmak istiyorsak, büyük ülke hayali kuruyorsak; önce dedikoduyu, gıybeti, yalanı ve iftirayı bir kenara bırakacağız. Herkes kendi işine bakacak. Helalin bereketine inanacağız.
“Allah herkese helalinden bol rızık versin” demeyi öğrenmeden, ne şehir büyür ne insan.

Büyükşehir tabelayla olmaz.
Büyükşehir, büyük ahlakla, büyük vicdanla olur.

Hayırlı günler diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi