Mesut Bilal Buğday
KORKULARIMIZ YÜZÜNDEN DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ
Sanal ortamlarda topluma korku pompalayan yazılar mantar gibi çoğalıyor. Toplum olarak bize sunulan her yazı ve belgeye sorgulamadan hemen inanıyoruz. Bazen de doğruyu yanlıştan ayıramıyoruz. Sunulana inanmak zorunda kalıyoruz.
Aşağıdaki yazıyı görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Güya insanların güvenliği adına “dikkatli olalım!” başlığı ile paylaşılan yazıda şunlar yazıyordu:
DİKKATLİ OLALIM!
Havaalanlarında, AVM’lerde vb. yerlerde: “iki dakika şuna gözkulak olur musunuz? lavaboya gidip geliyorum, çantamı size bırakabilir miyim? Ufak bir işim var hemen geliyorum, aracımı park eder misiniz? Beceremiyorum… Gibi tanımadığınız kişilerden gelen istekleri reddedin…
Teröristler size eşyayı, yani bombayı emanet ettikten sonra oradan uzaklaşıp bombayı patlatarak arkalarında delil bırakmadan eylem yapmayı planladıkları, istihbarat servislerine ulaşmış. Lütfen bu bilgiyi olabildiğince yayalım…
Maalesef medyada ve sanal ortamlarda bu tür bilgileri paylaşıp hem toplumu tedirgin ediyorlar hem de toplumsal bir değerimiz olan “yardımlaşmayı” ortadan kaldırıyorlar.
Çantaya konulan bombadan daha tehlikeli olan, kültüre konan bombadır.
Güya halkı korumak adına hazırlanan mesaj Korku ve tedirginlik vermektedir. Milyonda bir yaşanacak bomba olayını bahane ederek yardımseverliği öldürüyorlar ve toplumu değerlerinden uzaklaştırıyorlar. Asıl bombayı değerlerimiz, kültürümüz üzerinde patlatıyorlar.
Eskiden emanete “Allahın emaneti” olarak, yolda kalmış ve eve alınmış misafire ise “Tanrı misafiri” olarak bakılırdı.
-Bugün ne oldu da “misafir” ya da “emanet” kabul etmez hale geldik.
-Birkaç tacizci vakası gösterilerek çocuklar mahallenin pamuk ninesi ya da dedesinden şeker alamaz oldu. Birkaç cinsel taciz vakası yaşandı diye toplumun tamamını tecavüzcü, tacizci olarak görmek abesle iştigaldir. Korku imparatorluğuna teslim olmaktır. Oysa ecdat “su-i misal emsal olmaz” demiştir.
DİKKATLİ OLALIM!
“Arabanıza ve evinize yabancı misafir almayın. Eter koklatıp bayıltıyorlar ve ziynet eşyalarını çalıyorlar.”
Yukarda “dikkatli olalım” adı ile paylaşılan yazı toplumu güvensizliğe itmekte ve toplumun güven ve yardım duygusunu yitirmesine sebep olmaktadır.
Kötü bir olayı görüp, her evimize gelen ya da arabamıza binen yabancıya suçlu gözü ile bakmak toplumu bireyselleştiriyor. Gösterilen her kötü olayda insan, biraz daha toplumdan uzaklaştırılıp, evlere, sitelere mahkûm ediliyor.
Parçayı gösterip, bütünü kötüleyerek topluma egoist bir anlayış kazandırıyoruz. Oysa her kötü olayda kötüden kaçmak yerine, kötüyü ortadan kaldırmak, ıslah etmeye çalışmak gerekir. Sokakta kötü var diye evin penceresinin perdelerini çekmek güneşimize engel olabilir.
Bir ara Irak’ın başkenti Bağdat’ta çarşaflı kadınlara potansiyel suçlu gözü ile bakılmakta idi. Çünkü Işid birçok canlı bombalı eylemini çarşaflı kadın ya da çarşaflı erkek eliyle yapıyordu. Çarşaf bombayı gizlemek için kullanılan kıyafete dönüştü. Sırf bu yüzden samimi örtünen insanlar mağdur oldu.
Hırsızlar caminin halılarını çalarlar diye camilerin kapatılması cemaatin mağdur olmasına sebep olmakta. Oysa cami sadece namazgâh değil aynı zamanda yolda kalmışa bir barınaktır. Bir toplanma mekânıdır. Cami asli unsurundan uzaklaştırıldığı için namazdan namaza açılan mekânlara dönüştü.
Site toplumu olduktan sonra birçok değerimizi kaybettik. Bunlardan bir tanesi de güvenlik bahanesi ile pencerelerimizi, kapımızı sıkı sıkıya kapatmamız. Hatta evimizi çelik kapılar ile kapatmak, alarm sistemlerine teslim olmak. Diyafonlardan gelen sese göre misafiri içeri almak bir şeyleri kaybettiğimizi gösteriyor.
Sahi ne oldu da sabah namazından sonra, eve bereket girsin düşüncesi ile kapı ve pencerelerin açıldığı toplumdan, kapıların ve pencerelerin sıkı sıkıya kapatıldığı bir topluma döndük.
-O zaman bereket düşüncesi, hırsız korkusundan daha fazla idi.
-O dönem güven duygusu, şüphe düşüncesinden daha fazla idi.
_O zaman insani duygular, hayvani dürtülerden daha fazla idi.
-Kötülüğü pompalayan medya bu kadar yaygın değildi.
Unutmayın kötülükte, iyilikte bulaşıcıdır.
SELAMETLE
İsrail ve Avanesine karşı yapılması gerekenler
13 Nisan 2026 Pazartesi 14:16Görünür İle Bilinir Olmak Farkı
30 Mart 2026 Pazartesi 12:59Depremden Sonra Neleri Unutmadık
04 Şubat 2026 Çarşamba 17:02Hilebaz Müşteri Sözleri
02 Aralık 2025 Salı 16:19Hileli satış sistemleri
26 Kasım 2025 Çarşamba 15:37Türk film ve dizileri niçin yerli değil?
13 Kasım 2025 Perşembe 16:07Bertiz Boyalı Güreşleri
01 Ekim 2025 Çarşamba 10:54Trollerin özelliği
16 Eylül 2025 Salı 09:58Sanal medyayı az kullanmanın faydaları…
17 Temmuz 2025 Perşembe 13:02Yapay Zekânın Etkileri
17 Mart 2025 Pazartesi 16:06

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.