Naif Karabatak
Kaybedilen Merhamet Bulunur Mu?
Merhamet, belki de bir insanın sahip olması gereken, olmazsa olmazlarındandır diyebiliriz. Çünkü bir kişinin kalbinden merhameti söküp aldığınız zaman, insanlıktan uzaklaşması da kaçınılmaz hale geliyor.
Merhamet, zor durumda olana duyulan insani bir duygudur.
Zor durumda olanın kim olduğu, merhametin sınırlarını belirlememeli.
Acı çekene merhamet edilir.
Üzülen, teselli edilir.
Derdi olana derman olunur.
Aç olan doyurulur, açıkta olan giydirilir, sığındırılır…
Sizden uzak da olsa, size kadar gelen her acıda merhamet duygularınız da çalışmaya başlar.
Bir kişinin insani hasletini kaybedip, kaybetmediğinin en önemli göstergesi, merhamet duygusudur.
Şimdilerde bunu kaybettiğimiz anlaşılıyor, en azından toplumun önemli bir kesimi tarafından.
Terör örgütleri gündemimize girdiğinden bu yana, insanlar iki kutba ayrılmış durumda.
Kendisinden olmayanın acısını da duymaz bir kesim var.
Kendisinden olanın zulmüne sessiz bir kesim var.
Hatta alakası olmadığı halde, kendi yanında değil diye başkalarının acısına zil takıp oynayan çevreler var.
Olaya insani boyutuyla değil, ideolojik boyutuyla bakanların, merhamet duygularının çalışması da beklenemez.
‘Bizeneci’ bir kesim de var; Suriye’den bize ne, Filistin’den bize ne, Arakan’dan bize ne, Doğu Türkistan’dan bize ne, doğudan bize ne, batıdan bize ne?
Bizden uzakta yaşamını sürdürenlere acıdığımızda, merhamet ettiğimizde, gözyaşı döktüğümüzde, elimizde olanı vermeye çabaladığımızda, bir kesimin tepkileriyle karşılaşmanız da mümkün; onlardan bize ne?
Kendi yakınındakine bile el uzatmayan bu tip insanların savunması da, kendi yanlarında olan ve hiç görmedikleri, hiç bakmadıkları, hiç el uzatmadıkları insanlardır; bizim fakirimiz varken, başkasının fakirine yardım edilmez…
Veya bizim acımız varken, başkasının acısına gözyaşı dökülmez…
Halbuki bugüne kadar baksaydın, yanında fakir olmazdı, acı çeken bulunmazdı.
Acıya sınır çiziyoruz…
Merhametin kodlarıyla oynuyoruz…
Kalbimize koyacağımızı, siyasi görüşümüze göre belirliyoruz.
Nefretimiz siyaseten, sevgimiz siyaseten, merhametimiz de siyaseten çalışan makine haline geldi.
Timsah gözyaşını da siyaseten dökenler var…
Bir başka kesim tam bir âlem…
Kendi terör örgütünün yaptığını değil, başkalarının terör örgütlerini eleştiren, onların bıraktığı acıları gündemde tutan ve acıtmaya devam edenler…
Merhamet, bu açıdan kaybedilen bir değer olarak bir köşede duruyor.
Uzansak alacağız, yüreğimize doğru eğilsek, kulak versek, insanlığımızı hatırlasak, bulacağız.
Ama hep bir şeyler engel oluyor; gururumuz, kibrimiz, ideolojimiz, ailemiz, partimiz, memleketimiz, ülkemiz ve başka nedenler…
İnsan olduğumuzu söylüyor ama insanlığın gereğini yapmıyor/yapamıyoruz.
Bizi birileri itmeli, iteklemeli belki ya ileriye ya geriye…
Bir kampanya olmalı; imza atan önemli sayılmalı, yardım eden onurlandırılmalı, şöhret olmalı, adı duyulmalı, herkes onu göstermeli…
Biz merhameti de, insanlığı da, yardımlaşmayı da “bize olan katkısı” oranına göre ayarlamaya başladık.
Bize faydası yoksa, lüzumu da yoktur…
Suruç’ta, Ankara’da, Sultanahmet’te, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de ve dünyanın dört bir yanında patlayan bombalar, hep masum insanları katleder.
Silahtan çıkan her kurşunun, bir masumu vurması da kaçınılmazdır.
Eli tetikte olan, bombayı patlatanın da zalim olma ihtimali, şeksiz, şüphesizdir.
Buna rağmen, bir gün eli tetiğe değenin yanında oluyoruz; bilerek veya bilmeyerek…
Diğer gün namlunun ucundakine yanıyoruz, arş-ı alayı titretircesine…
Bir gün önce zalimle birlikte olduğunu unutanların, bir gün sonra mazluma gözyaşı dökmesinin de anlamı yoktur.
İnsanlık, kişiden kişiye değişmez…
Merhamet duygusu, kimliğe, derisinin rengine, konuştuğu dile, sahip olduğu mal varlığına göre de çalışmaz.
İnsanlar, bütün sahip olduğu maddi ve manevi kazanımlarıyla elbette önemlidir ama onları asıl önemli kılan, insanlığın gereklerini yerine getirebiliyor mu, önyargısız, ‘ama’sız, ‘acaba’sız merhamet duygusunu bütün canlılara karşı gösterebiliyor mu?
Sahi, bunu yapabiliyor muyuz?
Gerçekten bir gün kaybedilen merhameti bulma şansımız var mı, aramaya başlayan olur mu?
Tweetimden seçmeler
Biraz sağa kayın, az sola, hafif geri, az öne.. hah şimdi tamam. Tam orada insanlık var, uzun zamandır kaybetmiştiniz, uzanıp alır mısınız?
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.