Naif Karabatak
Her Şeyi Paralele Bağlamak…
Ülkede olan her olumsuz olayı paralele bağlamayı haksızlık olarak değerlendiren ve aslında, AK Partinin işin kolayına kaçıp, ayrıntıya inmediğini, araştırmadığını söyleyenler, 15 Temmuz’dan bu yana ezber bozmaya devam ediyor.
Sadece onlar değil elbet, toplumun büyük bir kesimi, elde edilen bilgiler, sanık savunmaları, itiraflarıyla şok üstüne şok yaşıyor.
Bugüne kadar “iyi niyetle” paralel denen cemaate destek olan, çocuğunu yurda gönderen, iyi bir insan olsun diye okuluna kaydeden, gazetesini alan, dergisine abone olan herkes şok üstüne şok yaşıyor.
Artık herkes biliyor ki, ortada olan cemaatle AK Parti kavgası değil, bugüne kadar gerçek yüzünü gizleyen, koyun postuna bürünen ama her türlü iğrençlikte payı olan alçak bir terör örgütüyle karşı karşıya.
Aynı şoku “Allah rızası için” cemaatte bulunan “temiz” insanların da yaşadığına emin olmak istiyorum.
Hiç değilse gözümüzün önünde cereyan eden, hepimizin anbean yaşadığı o kâbus dolu gece ve sonrasında ortaya çıkanlar, “İslami” bir cemaatle karşı karşıya olmadığımızı çok net göstermeye yetti de arttı bile.
Hatta sadece İslami değil, hiçbir dine mensup olanların yapamayacağı zulmü yapan, bulunamayacağı şeytanlığın içinde bulunan bir örgüt.
Devlet içinde devlet olmayı bile kendisine yeterli görmeyen paralel çete, devletin tümünü ele geçirme niyetindeymiş.
50 yıldan fazla bir süredir, bu ülkeyi işgal etmek, düşmana peşkeş çekmek, kan dökmek için adım adım ilerleyen, devletin tüm organlarına sızan ve kümelenen alçak bir yapılanmadır paralel örgüt.
İnsanların sorgulamasına, ayıkmasına, “ne oluyor” demesine bile fırsat vermeyecek kadar haşhaşla uyutulan kafalara dilediğini yaptırabilen, tam Hasan Sabbah’ın örgütü gibi iğrenç ve alçak bir paralel örgüt.
Örgüte mensup olanların çoğunun Türk Silahlı Kuvvetlerinde kümelenmiş olması, asıl amacı da ortaya koymakla birlikte, elde silah olması da tehlikenin boyutunu göstermeye yetiyor.
Emir aldığı andan itibaren, her türlü alçaklığı yapan insanlar, bu örgüte mensup olanlar.
Sadece kendileri değil, diğer terör örgütleriyle de ortak çalışan, onların kan dökmesine göz yuman, hatta silah ve mühimmat sağlayan eli kanlı bir terör örgütüdür Fetöcü denen örgüt…
Terörle mücadelede “burası temiz” denen yerlerden resmen cephanelik çıkması, rahat rahat hendek kazılması, tüneller açılması, silahlar taşınması, Fetöcülerin nelere sebep olduğunu açıkça gösteriyor.
MİT Tırlarının durdurulmasından, Rus savaş uçağının düşürülmesine kadar, ülkeyi karanlığa sürükleyecek her eylemde adları geçiyor.
BBP Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şüpheli helikopter kazasında, kazayı aydınlatacak GPRS cihazını söken de Fetöcü çıkınca, aydınlanmayan suikastlarda de Fetöcü parmağı aranmaya başlandı.
Hrant Dink suikastı da bunlardan bir diğeri…
Evet her yerde paralel parmağı var…
Her kötü olayı paralele bağlamak için birçok sebep var.
Aydınlanmayan suikastlar…
Bitirilmeyen terör…
Her bir yanda patlayan bombalar…
Yitip giden canlar…
Dökülen gözyaşları..
Devletin en mahrem bilgilerinin düşmana servis edilmesi…
Bütün bunların hepsinde bir şekilde parmağı olan bir örgüt için “siz de her şeyi paralele bağlıyorsunuz” diyenler, bugün her şeyi bu iğrenç örgüt eliyle yapıldığının itiraflarını dinler oldular, tüyleri diken diken olarak…
Darbe kalkışmasının başladığı ilk anda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gidiyor diye sevinenlerin kıt aklı, ülkenin nereye gideceğinin hesabını yapamamıştı.
Aynı kıt akıl, darbe başarısız olunca “Bütün bunlar tiyatro” demeye başladı, sadece kendisi inanarak.
Askeri darbenin kolay püskürtülmeyeceğini iddia edenler, ülkenin tamamının, neredeyse ayrımsız bir şekilde meydanlara indiğini, tankın, topun, tüfeğin, hatta savaş uçağının önüne canını, malını, kanını siper ettiğini görmek istemiyor.
Çok iyi hesaplanmış, dış desteği iyi alınmış, bir darbeden çok tümden ülkenin işgal edilmesine benzeyen kalkışma, bu milletin her ferdinin yazdığı kahramanlık destanıyla püskürtüldü.
Sabah olup gün aydınlanmaya başlayınca nasıl bir belayı defettiğimizi anlamaya başladık.
Korkunç itiraflar, aydınlanmamış suikastlar ve bitirilmeyen terörün, ülkeyi daha nerelere kadar götürebileceğini tahayyül dahi edemiyorduk.
Fetullah Gülen’in hayatının hiçbir döneminde “Müslüman” olduğuna ben inanmıyorum. O da tıpkı Hasan Sabbah gibi, Müslüman olmayan ama Müslümanlığı, örgüt mensuplarını uyutmak için kullanan alçak bir isim.
Elbette alçak paralel terör örgütün gerçek niyeti ortaya çıktı ama asıl yıkımı, malıyla, canıyla, mesaisiyle “hizmet” ettiğini sanan insanlar, bir şeytana hizmet ettiğinin farkına vardıklarında görecekler…
İnşallah onlar da gerçeği görecek…
Tweetimden Seçmeler
Darbecilere acıyan, bu millete acımıyor demektir.
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.