Helâk Eden Yedi Günah!

Bazı günahlar vardır ki insanı yavaş yavaş değil, kökten çökertir. Fark edilmeden alışkanlık hâline gelir, vicdanı köreltir, kalbi karartır. Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), ümmetini bu büyük tehlikeye karşı açıkça uyarmış ve “helâk edici” ifadesini özellikle kullanmıştır. Çünkü bu günahlar, İnsanı Allah Korusun Helâka Sürükler

Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Helâk edici yedi şeyden sakınınız.”

Ashâb-ı Kirâm bu uyarının ardından hemen sormuştur:
“YâResûlallâh! Onlar nelerdir?”

Efendimiz (s.a.v.) tek tek saymıştır:
“Allâhü Teâlâ’ya şirk koşmak, sihir yapmak, Allâh’ın haram kıldığı canı haksız yere almak, yetimin malını yemek, ribâ yemek, savaş günü sırt çevirip kaçmak ve kendi hâlindeki iffetli mümin kadınlara zina iftirasında bulunmak.”
(Buhârî, Vesâyâ 23; Müslim, Îman 145)

Bu hadis, Müslüman için bir hayat pusulasıdır. Çünkü sayılan her bir madde, insanın hem Rabb’iyle hem de kul ile olan bağını koparan ağır bir yüktür.

Listenin başında yer alan şirk, tesadüfen listenin başında değildir. Kur’ân-ı Kerîm bu konuda son derece nettir:

“Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.”
(Nisâ, 48)

Şirk, sadece putlara secde etmek değildir. Allah’tan başkasına mutlak güç atfetmek, kalbi O’ndan başkasına bağlamak da bu kapsamdadır. Modern çağda bu günah, şekil değiştirerek karşımıza çıkmaktadır. Mal, makam, şöhret ve güç; kalpte Allah’ın önüne geçiyorsa, tehlike büyüktür.

Sihir, insanın kaderle oynamaya kalkışmasıdır. Başkasının iradesine müdahale etme arzusudur. Kur’an’da bu fiilin küfre kapı araladığı bildirilir:

“Süleyman kâfir olmadı; fakat şeytanlar kâfir oldu. İnsanlara sihri öğretiyorlardı.”
(Bakara, 102)

Sihir, çaresizlik anında başvurulan bir yol gibi gösterilse de hakikatte insanı karanlığa sürükler.

Haksız yere cana kıymak, yalnızca bir kişiyi öldürmek değildir; insanlığın dokunulmazlığını yok saymaktır. Kur’ân bu fiili tüm insanlığı öldürmekle eş tutar:

“Kim bir canı, bir cana karşılık veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.”
(Mâide, 32)

Bu ayet, hayatın ne kadar kutsal bir emanet olduğunu açıkça ortaya koyar.

Yetim malı yemek, güçsüzün hakkını gasp etmektir. Yetim; kendini savunamayan, sesi çıkmayan bir emanettir. Kur’ân bu konuda sert bir uyarıda bulunur:

“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar.”
(Nisâ, 10)

Bu ifade, meselenin ciddiyetini kelimelere gerek bırakmadan anlatır.

Ribâ (faiz) ise toplumun damarlarına sinsice yayılan bir hastalıktır. Emeksiz kazancı normalleştirir, adaleti bozar. Kur’ân’daribâ ile ilgili tehdit son derece açıktır:

“Eğer faizden vazgeçmezseniz, Allah ve Resulü tarafından açılmış bir savaş olduğunu bilin.”
(Bakara, 279)

Bu ayette geçen “savaş” ifadesi, hiçbir günah için bu kadar açık ve sert kullanılmamıştır.

Savaş günü kaçmak, sadece fiziki bir geri çekilme değildir; sorumluluktan, fedakârlıktan ve emanetten kaçıştır. Zor zamanda safını terk edenin, kolay zamanda sadakati sorgulanır.

Ve son olarak iffetli mümin kadınlara zina iftirası… Bu günah, bir insanın onurunu hedef alır. Dil ile işlenen ama kalpleri yıkan bir zulümdür. Kur’ân bu konuda şöyle buyurur:

“İffetli, habersiz mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve âhirette lânetlenmişlerdir.”
(Nûr, 23)

İftira, gerçeği değil; şüpheyi yayar. Toplumu içeriden çökerten en tehlikeli fitnelerden biridir.

Bu yedi günah, İnsanı helâka götürür.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.)’in bu uyarısı, sadece sahabeye değil; her çağdaki mümine yapılmış bir ikazdır. Çünkü helâk, çoğu zaman gürültüyle değil; sessizlikle gelir. İnsan fark etmeden alışır, alıştıkça normalleştirir.

Bu yüzden mü’min, büyük günahları sadece isimleriyle değil; hayattaki karşılıklarıyla tanımlamalıdır. Kalbini, dilini ve kazancını sürekli muhasebe etmelidir. Çünkü bazı hatalar tövbe ile silinir; bazıları ise insanı helâka sürükler

Ve insan, bu hadisle yüzleştiğinde kendine şu soruyu sormadan edemez:
Ben bu yedi tehlikeden hangisine ne kadar yakınım?

Allah’ım,
Kalplerimizi farkında olmadan sürüklendiğimiz büyük günahlardan muhafaza eyle.
Bize hakkı hak bilip ona uymayı, batılı batıl bilip ondan sakınmayı nasip eyle.

Şirkten, zulümden, haramdan ve iftiradan uzak duran kullarından eyle.
Dilimize doğruluk, kazancımıza bereket, kalbimize takvâ ihsan eyle.

Bizi helâke götüren yollardan koru;rahmetine sığınan, hatasını fark edip sana yönelen kullarından eyle.RabbimBizleri kendisine layık kul, Peygamber Efendimiz’e layık ümmet eylesin.

Âmin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Halit AYHAN Arşivi