Mesut Bilal Buğday
Eski Maraş'ta Ramazan
Eski Maraş'ta Ramazanlar daha keyifli geçerdi. Çünkü eskilerde Ramazan sosyal bir ibadetti. ve sevinçlerin paylaşıldığı en güzel günlerdi. Tabi Ramazan sonrası bayram günü ise, hem paylaşmanın, hem kaynaşmanın en güzel zaman dilimi idi.
Eski Maraş'ta iftarlar yalnız yapılmazdı. Mutlaka evde misafirler olurdu. Akşam namazı birlikte kılınır. Ardından hep beraber iftar açılırdı.
Oysa bugün insanlar bencil ve egoist hale gelmiştir. Ve misafirsiz sofralar kurulmaya başlanmıştır. Hatta bir çok ev hanımı da dışarıda çalışmaya başlayınca, yemeklerde dışarıdan hazır alınmaya başlanmıştır.
Eskilerde misafir davet edildiğinde yemek üç çeşidi geçmezdi. Geçmezdi çünkü israf etmekten korkulurdu. Ancak bugün evde yalnız yemek yiyenler bile en az beş çeşit yemek getiriyor sofraya.
Eskilerin yemek sofrasında evde yapılan yemek çeşitliliği az olmasına rağmen, komşuların yaptıkları yemekten birbirlerine ikram etmeleri sebebi ile, yemek çeşitliliği artardı.
Eskiler ihtiyaçları kadar yemek yaparlardı. Ancak yinede yemek artmış ise, o yemeği dökmezlerdi. Hatta yemeği dökmeyi rızka saygısızlık olarak kabul ederlerdi. Ve önceki günden kalan yemeği dönüştürürlerdi. Örneğin akşamdan kalan pilav, bir gün sonra aş katmasına dönüştürülürdü. Ve yemek israf edilmezdi.
Bugün birçok aile bir gün önce yaptığı yemeği çöpe gönderirken, israf kavramını da hayatlarından çıkarmışlar. Oysa bu durum Ramazan atmosferi ile çelişmektedir. Çünkü Ramazan çeşit çeşit yemeklerin yapıldığı bir zaman diliminden ziyade, açlık ve susuzluk çekenlerin hatırlandığı günlerdir.
Özellikle Maraş'ta yemek çeşitliliğini artıran etmenlerden biriside yan yemeklerdir. Ve en önemli iki yan yemeğimiz, Maraş sofralarının vazgeçilmezi yoğurt ve pekmezdir.
Teravih öncesi ve sonrası:
İftarı birlikte yapan aileler daha sonra sohbet için şark odasındaki somyalara otururlar ve sohbet ortamı oluştururlardı. Eğer Ramazan yaz mevsimine gelmiş ise evin önündeki çardağa, yada damın başına sergi serilerek oturulurdu. Özellikle sohbetler koyulaşmaya başlayınca melengiç kahvesi ikram olarak gelirdi. Tabi melengiç kahvesi büyük fincanlarda gelir ve kahve keyfi uzun sürerdi.
NOT: Eski Maraş'ta evin önünde çardak yada geniş kullanımlı damlar olmak zorundaydı. Çünkü her Maraşlı evinde zahire (tarhana, bastık, sucuk, samsa, nişe çıkarma, salça, bulgur kaynatma) işi yaparlardı.
Teravih saati yaklaşınca hazırlık yapılır. Evde küçük çocuklar var ise camide sala okumak için camiye koşar. Ezan öncesi çocuklar o güzel sesleri ile ilahiler okurlar. Kimi zamanda mahallenin çocukları ilahi okumak için birbirleri ile yarış ederlerdi.
Osmanlıda diş kirası, Maraş'ta muhabbetlik vardır: Osmanlı döneminde özellikle İstanbul konaklarında paşalar ve zadeler tarafından Ramazan iftarları verilirdi. Bu iftarlardan sonra ev sahipleri misafirlerine cömertliklerini göstermek için, diş kirası adı altında çeşitli hediyeler verirlerdi.
Eski Maraş'ta ise Ramazan ayında "muhabbetlik" adı altında özellikle çocuklara hediyeler verilirdi.
Rüstem adındaki yaşlı bir amcadan şunları duymuştum:
"Eski Ramazanlarda gençlere ve çocuklara çeşitli hediyeler verirdik. O zamanlar şimdiki gibi dışı renkli naylonlara sarılı şekerler yoktu. En fazla akide şekeri ve nohut, fasulye şeklinde şekerler bulunurdu. O dönem mısır koçanlarının yapraklarını kurutur ve onları şeker kabı olarak kullanırdık."
Evet bir zamanlar Eski Maraş'ta çocuklar Ramazanın manevi atmosferinden istifa etsin, ibadetlerini muhabbetli yapsın düşüncesi ile "muhabbetlik" adı altında çocuklara hediyeler verilirmiş.
Ramazanda türbe ziyaretleri:
Anadolu'nun bir çok yerinde olduğu gibi bizim şehrimizde de türbeye gösterilen iltizam abartılmış, ve hurafeler almış başını gitmiştir. Her türbeye farklı manevi güçler yüklenmiştir.
İnsanların çıkmaza düştüğü yerde o türbeden yardım dileme ve şefaat bekleme gibi anlayışlar ortaya çıkmıştır. Hatta türbede yatan zatın ölmediği gibi düşünceler hakimdir. (Oysa Yüce Allah Kuran-ı Kerimde her faninin ölümlü olduğunu belirtmiştir.)
Ramazanınız Mübarek Olsun Dua ile
İsrail ve Avanesine karşı yapılması gerekenler
13 Nisan 2026 Pazartesi 14:16Görünür İle Bilinir Olmak Farkı
30 Mart 2026 Pazartesi 12:59Depremden Sonra Neleri Unutmadık
04 Şubat 2026 Çarşamba 17:02Hilebaz Müşteri Sözleri
02 Aralık 2025 Salı 16:19Hileli satış sistemleri
26 Kasım 2025 Çarşamba 15:37Türk film ve dizileri niçin yerli değil?
13 Kasım 2025 Perşembe 16:07Bertiz Boyalı Güreşleri
01 Ekim 2025 Çarşamba 10:54Trollerin özelliği
16 Eylül 2025 Salı 09:58Sanal medyayı az kullanmanın faydaları…
17 Temmuz 2025 Perşembe 13:02Yapay Zekânın Etkileri
17 Mart 2025 Pazartesi 16:06

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.