Bize Ne Oldu Böyle ?

On bir ayın sultanı, rahmet ve mağfiret mevsimi geldi… Mübarek Ramazan-ı Şerif’in ilk orucunu tuttuk, ilk iftar sofrasında ellerimizi semaya açtık. Bugün 20 Şubat 2026, mübarek Cuma… İkinci oruçlarımızı tutuyoruz. Peki, biz ne yapıyoruz? Gerçekten kendimize dönüyor muyuz, yoksa sadece aç kalmayı mı oruç zannediyoruz?

Az yaşa, çok yaşa…
İster üç günlük bebek ol, ister 103 yaşında pîr-i fâni… Sonunda ölüm var. Bugün ya da yarın kapımızı çalacak. Ve hepimiz, istisnasız, yüce divanda hesaba çekileceğiz.

Ama o hesap, dünyadaki mahkemelere benzemez.

Orada inkâr yok…
“Ben harama bakmadım” diyeceksin; gözün şahitlik edecek.
“Hırsızlık yapmadım” diyeceksin; ellerin, ayakların konuşacak.
“Kimseye iftira atmadım” diyeceksin; dilin seni ele verecek.
“Gıybet etmedim” diyeceksin; sözlerin bir bir karşına çıkacak.

Ve bugün sosyal medyada gördüğümüz görüntüler gibi… Her şey kayıtta. Her şey arşivde. Her şey bir film şeridi gibi önümüze serilecek.

Soruyorum sana, sevgili Müslüman kardeşim:
Değer mi?

Üç günlük dünya için, üç kuruşluk menfaat için, üç beş beğeni için ebedî hayatı riske atmaya değer mi?

Bugün Cuma…
Ramazan’ın içindeyiz…
Kapılar açık, rahmet bol, tövbe kabul…

Gel, bugünü milat yapalım.
Cuma namazıyla, ikindiyle, akşamla, yatsıyla, teravihle birlikte bir yıllık muhasebemizi yapalım. “Ben yapmadım” deme lüksümüz yok. Hesap var. Hesap günü var. Mahkeme var. Sonrası var…

Dün bir arkadaşım geldi:
“Falanca senin hakkında şunları söylüyor” dedi.
“Selam söyle, daha çok söylesin” dedim.
Şaşırdı.
“Kızmıyor musun?” dedi.

Niye kızayım? Eğer gerçekten gıybet ediyorsa, benim yükümü alıyor demektir. Benim günahımı sırtlanıyorsa, bana kötülük değil iyilik ediyor demektir. Böyle dost zor bulunur!

Yüzüme baktı… Çekti gitti.

Bir başka gün bir taziye evindeyim…
Üç kişi uzaktan beni göstererek konuşmuş. Sonra kalkıp yanıma geldiler.
“Seni tanımadan konuştuk. Söylemedik söz bırakmadık. Hakkını helal eder misin?” dediler.

“Helal olsun” dedim.
“Ama kimlerin yanında konuştuysanız gidip onlara da gerçeği anlatın. Sadece bana değil, onları da günaha soktunuz. Onun hesabı daha ağırdır.”

Mesele bu.

Ölümlü dünya…
Üç aşağı, beş yukarı bir ömür…
Kırgınlıklarla, hırslarla, nefretle taşınacak kadar uzun değil.

Bugünün işini yarına bırakmayalım.
Tövbeyi ertelemeyelim.
Helalleşmeyi geciktirmeyelim.
Nefsimizi hesaba çekmeden, hesaba çekilmeyelim.

Ya inanırsın ya inanmazsın… Bu senin tercihin.
Ama ya varsa?

Ramazan bir fırsat…
Cuma bir fırsat…
Nefes alıyorsak hâlâ bir fırsat var demektir.

Gel, geç olmadan…
Bugün tövbe edelim.
Bugün değişelim.
Bugün kendimize bir yol haritası çizelim.

Hayırlı Ramazanlar…
Hayırlı Cumalar…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir Doğan Arşivi