1. YAZARLAR

  2. Ömer IŞIK

  3. ULUSLARARASI TERÖR ÖRGÜTLERİ- 2
Ömer IŞIK

Ömer IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

ULUSLARARASI TERÖR ÖRGÜTLERİ- 2

Uluslararası terör örgütlerinden bahsederken haksızlık yapmayalım zira; esas teröristler bence dünyayı yönetmeye kalkan, hastalardan para kazanmak için ilaç verip tekrar ilaca bağımlı yapan, silah satışını arttırmak için devletleri ve halkı birbiriyle savaştıran, ülkeleri sömüren ailelerden Rockfeller ve Rotschild’i anmamak haksızlık olur. Yine İsrail büyük terör devletidir. Paranın gücüyle dünyayı yönetmeye çalışan bu aile ve devletler için her şey mubahtır. Evet biz kaldığımız yerden terör örgütlerini incelemeye devam edelim:

HAŞDİ ŞABİ

Irak’ta kurulan Haşdi Şabi, Türkçe adıyla ‘ Halk Seferberlik Güçleri ‘ çoğunlukla Şiilerden oluşan, Sünni, Hristiyan ve Yezîdîleri de içeren yaklaşık 40 farklı gruptan oluşan, Irak hükümetinin de desteklediği ortak politik cepheyi barındıran örgüttür.

IŞİD, Irak’ı işgal ettikten sonra, Irak'ın en güçlü Şii dini lideri, Sistani, kutsal Ehlibeyt türbelerini ve mekanlarını korumak için 'cihat' ilan etti. Bir anda ona bağlı onlarca Şii aşiret ve on binlerce insan sokaklara döküldü. Ölmeye ve öldürmeye yemin eden, Hz. Hüseyin'e kavuşacağız diye yollara dökülen bu kızgın ve intikam dolu insanları örgütlemek için dini lider Hamaney bizzat devrim muhafızlarını görevlendirdi. Böylece Kasım Süleymani Irak'ta ortaya çıkmış oldu.

İran kesenin ve silah depolarının ağzını açtı. Sayıları 45'i bulan aşiretleri paraya ve silaha boğdu. Bu aşiretlerin hepsi Kasım Süleymani aracılığı ile askeri eğitimden geçirildi. Bu örgütlere askeri isimlerden ziyade Ehlibeyt isimleri veridi. “İmam Ali Tugayı, Seyyid Şüheda Tümeni, Asain El Hakk, Ali Ekber Tugayları, Seraya Aşura gibi.

Sistani, el Hekim, Sadr gibi, dini liderler de bunları kutsadı. İran'ın eğittiği, Iraklı dini liderlerinin kutsadığı bu öfkeli ve intikam dolu insanlara, ABD, “saygı duyulacak gruplar” diyerek dünyada meşrulaştırdı. Demek ki ABD, Şiilerle anlaşıyor.

Böylece Haşdi Şabi, Irak ordusuna katılmadı. Üniformaları, bayrakları, flamaları ayrıydı. Emirleri önce aşiretlerinden, sonra dini mercilerinden ve son olarak da İran'ın dini lideri Hameney'den alıyorlardı. Aslında İran'ın Irak'taki ordusu olmuşlardı.

Haşdi Şabi, IŞİD'in elinde olan, Samara, Ramadi, Tikrit, Anbar'ın geri alınması için ABD öncülüğünde başlatılan operasyonlarda en ön safta yer aldı. İşte o tarihten sonra da ünü her yere yayıldı. Zira bu milisler, ölümden korkmuyor, ancak öldürmek için daha büyük şevkle hareket ediyordu.

Yakaladıkları ve IŞİD'li dedikleri Sünnilere yaptıkları işkenceler ve korkunç insan görüntülerini sosyal medyada hep paylaştılar. Haşdi Şabi tıpkı IŞİD gibi, bu vahşi infazları sayesinde büyük bir korku yarattı. Bu da her kentin ele geçirilmesinde çok işe yaradı.

IŞİD'den alınan tüm bu şehirler Sünnilerin şehriydi, ancak oranın yönetimi bir daha Sünnilere verilmedi. Bu şehirlerde Şii nüfusu bir anda arttı. Sünniler ya Haşdi Şabi'ye boyun eğdi ya da orayı terk etmek zorunda kaldı.

Haşdi Şabi'nin tam sayısı bilinmiyor. 100 ile 150 bin arasında olduğu söyleniyor. Kürt Peşmerge gücünün ve Irak ulusal ordusunun neredeyse iki katı. Irak'ın aslında tek hakimi Haşdi Şabi. Karşısında Peşmerge'den başka direnecek silahlı Sünni güç de bulunmuyor. Zira Irak ordusunun %85'i yine Şiilerden oluşuyor.

Aslında Haşdi Şabi'nin uyguladıkları yöntemler ve taktikler tam olarak IŞİD ile aynı. IŞİD'i kuranlar, eğitenler ve yönlendirenler kimse, Haşdi Şabi'yi de aynı şekilde kurdu ve eğitti diyebiliriz. İkisi de 'Allah' diyerek öldürüyor, ikisi de sadece Müslüman katlediyordu. Tek farkları birinin Şii, diğerinin Sünni olmasıydı. Sonuçta kaybeden İslâm dünyâsı, kazanan ise İslâm düşmanlarıydı.

Iraklı gözlemciler göre; (İran destekli-Irak destekli) Haşdi Şabi arasındaki farkı yönetimlerinin tepesindeki anlaşmazlıklara bakarak ayırt ediyor. Özellikle son olarak örgütün Başkanı Falih el-Feyyad ile yardımcısı Ebu Mehdi el-Muhendis tarafından yapılan açıklamalar yönetimin tepesindeki yetki çatışmasını gün yüzüne çıkardı.

Gözlemciler, Irak hükümetinin İran destekli silahlı milislerle yüzleşme konusunda zayıf olduğuna delil olarak, Başbakan’ın anayasaya göre Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı unvanına sahip olmasına rağmen Haşdi Şabi’nin hava gücü kurma söylentilerine karşı halen sessizliğini sürdürmesine işaret ediyor.

Şii Haşdi Şabi komutanlarından Ebu Mühendis’in “Haşdi Şabi ülkeyi korumaya hazır” açıklamasına Şii lider Sadr’dan cevap geldi. Haşdi Şabi güçlerinden vatandaşı öldürmek için alet olmamasını isteyen Sadr, protestocular ile Haşdi Şabi güçleri arasından çatışma çıkma konusunda uyarıda bulundu. Sadr’a bağlı silahlı Saraya Selam güçleri göstericileri korumak için Bağdat’ın bazı bölgelerine dağılmıştı.

Bugünlerde Irak tamamen halk ayaklanması ile karşı karşıya geldi. Petrol zamları bahane oldu. Halk İranlılara yer yer tepki gösterdi. “Irak, İran değildir” dediler.” Irak özgürdür” sloganları attılar. Necef’ te İran Başkonsolosluğu ateşe verildi.

Irak yeni gelişmelere gebe. Bakalım halkın istediği mi yoksa ABD ya da İran’ın istediği mi olacak?

DEAŞ-İŞİD

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) veya 2014'ten beri kullandığı isimle İslam Devleti, olarak Irak ve Suriye'de etkinlik gösteren, bu bölgede hilâfet devleti kurmak amacıyla güvenlik güçlerine ve sivillere karşı eylemler yapan yasa dışı, silahlı ve ele geçirdiği topraklardaki meşruluğu hiçbir ülke tarafından tanınmayan devlettir. Lider: Ebu Bekir el-Bağdadi , Kurucusu: Ebu Musab ez-Zerkavi’dır. Bir görüşe göre bu örgüt ABD tarafından kurdurulmuş olup Avrupa tarafından da desteklenmiştir.

Ebu Bekir el-Bağdadi Irak Savaşı esnasında Irak'ta el-Kaide'ye bağlı örgütün temellerini attı. Suriye'de çıkan iç savaş ile birlikte bu ülkeye gitti ve Nisan 2013'te El-Nusra Cephesi ve kendi örgütünü Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) adı altında birleştirdiğini ilan etti. 29 Haziran 2014 günü halifeliğini ilan etti.

Nusra Cephesi liderleri birleşmeye karşı çıktı ve el-Kaide lideri Eymen el-Zevahiri'ye durumu iletti. 2013 yılında El-Cezire'ye sızdırılan bir mektup ve ses kaydıyla El-Kaide lideri Eymen el Zevahiri bu grubun Suriye kanadını tasfiye ettiğini açıkladı. Fakat IŞİD emiri Ebu Bekir el-Bağdadi bu tasfiye kararını reddettiğini ve grubun Suriye'deki operasyonlarına devam edeceğini açıkladı. Raporlara göre Nusra Cephesi'ne bağlı yabancı militanların %80'ini kontrolü altına aldı.

Bu örgüt cani saldırılarını, taktiklerinin ve yöntemlerinin Kuran ve sünnet kaynaklı olduğunu yine bu kaynaklardan verdiği örneklerle açıklamıştır. İslam peygamberi Hazreti Muhammed'in "Her kim Allah yolunda bir gayrimüslimi öldürürse Allah ona cehennemi yasak eder." sözünü ve Enfal suresi 12. ayette geçen "O anda Rabbin meleklere şu vahyi veriyordu: Ben sizinle beraberim. Haydi imanı sağlamlaştırın! Kafirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, vurun onların parmaklarına!” benzeri vahiyleri temel prensiplerden biri edindi.

4 Ekim 2011'de ABD Dışişleri Bakanlığı el-Bağdadi'yi küresel terörist ilan etti ve yakalanması ya da öldürülmesi için 10 milyon dolar ödül koydu. Bunun yanında el-Kaide lideri el Zevahiri'nin başına ise 25 milyon dolar ödül kondu. 2013 Şubat’ında, El Kaide, Suriye’deki IŞİD’i tanımadığını ilan etti ve örgütün Suriye’yi terk etmesini istedi. El Kaide Suriye’deki temsilcisinin Nusra Cephesi olduğunu açıkladı. Nusra Cephesi ve IŞİD arasında birçok cephede çatışmalar yaşandı. En sonuncusu ise IŞİD’in Nusra Cephesi’nin kontrolündeki Deyrizor kentinde kontrolü sağlamasıyla son buldu.

Irak Savaşı'nın ilk yıllarında kurulan ve 2004 yılında El-Kaide'ye bağlılığını ilan eden grup bir süre sonra Irak El-Kaidesi adını aldı. Grup genelde Sünnî topluluklar olmak üzere Mücahidîn Şûra Konseyi, el-Kaide, Jaysh el-Fatiheen, Jund el-Sahaba, Katbiyan Ansar el-Tevhid vel Sunnah, Jeish el-Taiifa el-Mansoura gibi farklı isyancı gruplardan oluşur ve onların desteğini alır.

Suriye İç Savaşı'nda Suriye'nin İdlip, Rakka ve Halep bölgelerinde varlık göstermektedir. İslam Devleti, binlerce sivil Iraklı, Irak hükümet üyeleri ve onların uluslararası müttefiklerinin ölümlerinden sorumlu tutulmaktadır.

Bağdadi, 26 Ekim 2019 operasyon gecesi İdlib'de yapılmıştı. Barişa köyü yakınlarındaki bir hedefi, 8 ABD helikopteri ve 2 insansız hava aracı (İHA) yoğun ateş altına almıştı. Havadan indirme yapılan operasyonun ardından helikopterler olay yerinden ayrılmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da dün yaptığı açıklamada, DEAŞ elebaşının Suriye'de düzenlenen operasyonla ölü ele geçirildiğini açıklamıştı. Ancak Bağdadi, daha önce 8 defa bir kısmı teyitli bir kısmında teyide muhtaç bir şekilde öldürülmüştü. Bağdadi'nin gerçek anlamda öldürülüp öldürülmediği belki birkaç yıl sonra netliğe kavuşur.

ABD Başkanı Donald Trump terör örgütü DEAŞ'ın yüzde 100' bozguna uğratıldığını açıkladı. Ancak Amerikan askeri yetkililerine göre Suriye'den Irak'ın kuzeyine kayan DEAŞ mensupları otorite boşluğundan yararlanarak Mahhur'da kendilerine güvenli bir bölge buldu. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Peşmerge komutanları da DEAŞ'lıların bölgeye geldiğini doğruladı. Burada bir devlet otoritesinin bulunmaması bölgeyi güvenli kılıyor.

ABD'nin Suriye operasyonlarına yönelik hazırlanan ve yayımlanan yıllık rapora göre 'DEAŞ Irak ve Suriye'de bir tehdit olmaya devam ediyor'.

Önceki ve Sonraki Yazılar