Muhafazakâr kesim tırpanlanıyor mu?

Cemaat altında bir çok tarikat düşmanlığı bir kesim tarafından hala kaşınmaktadır. Tasavvuf ve tarikatı birbirinden ayrıştırma gayretleri sürdürülmektedir. Ehli Sünnetin kalesi olan tarikatlar içerden ve dışardan hedef seçilmiştir.

Ehli Sünnet düşmanlığı yapmak isteyen kesim, karnın sağ yumuşağını bulmuş gibi tarikatlara saldırılmaktadır. Bilindiği üzere Selçuklu ve Osmanlı da tarikatlar İslâm dinin yayılması için tebliğ metodunu kullanmışlardır. Din nasihattir metoduyla ve Cihad anlayışıyla İslami yaşayarak örnek olmaya çalışmışlardır. Hatta meslek-esnafları da etkileyerek bir çok kişilerin Müslüman olmasına vesile olmuşlardır.

Tarihte bunların örneği çoktur. Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaşi Veli, Ahi Evran, Yunus Emre, Mevlana Celaleddin Rumi gibi pek çok zatlar İslam’a ve ülkeye hizmet etmişlerdir. İşte bu hizmetleri gören dış güçler, bu tarikatları devlete düşman gibi gösterme yoluna girmişlerdir. Bu nedenle uydurma bir çok tarikat kurdurmuşlar ve onların yanlışlıkları İslam’a mal etmeye çalışmışlardır. Son günlerdeki FETÖ cemaatı da buna benzerdir.

Cumhuriyetin kurulmasıyla tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla bu cemaatler devletin kontrolünden çıktı. Önceleri gizli olarak yaşanan tarikatların bazıları kendilerini korudu ve zamanımıza kadar geldi. Bu gerçek tarikatların sayısı azalmakla beraber toplumda itibarını korudu. Müntesipler içerisinden nice iş adamları, siyasetçiler, bürokrat yetişti. Ülkenin her alanında Müntesipler çoğaldı. Seçimler için cemaatlerin oyu göz önüne alınırdı. Bu itibarla din karşıtı kesim tarafından tarikatlar ve cemaatler hep eleştirilmiştir. Hatta tarikat mensupları ötekileştirilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde artık bir bölücülük daha ortaya çıkarılmıştır. Oluşturulmaya çalışılan Cemaat karşıtı bir grupla karşı karşıyayız. Zira bu cemaat karşıtları mezheplere de karşıdır. Aslında geri planda ehli sünnet düşmanlığı vardır. Çünkü ehli sünneti ayakta tutan din alimleridir. Din alimlerini insanların gözünde bayağılaştırmak ve onları gözden düşürmek dine  atılacak hurafelere ve bidatlere yol açacaktır. Mesela Kuran meali ile herkes Kuranı Kerimi anlamaya itilecektir. Böylece kimsenin alime ihtiyacı olmayacağı işlenecektir. Halbuki din alimleri İslam’ın mihenk taşlarıdır. Hem görüşleriyle hem de yaşantılarıyla topluma örnektirler.

Artık tekke ve zaviyelerin açılması yeniden gündeme getirilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı ile koordineli bir çalışma ortamı oluşturulmalı ve bu kültürümüze devlet sahip çıkmalıdır.

Diğer taraftan devlette muhafazakar kesim daha önceleri FETÖ tarafından önü kesiliyordu. Şimdi ise Liberal-Sol kesim Fetö’nün yerini doldurarak muhafazakar kesimin önü kesilmektedir. Asker içerisinde genç sol görüşlerin daha etkin olduğu bilinmektedir. Bu itibarla bir kısım muhafazakar kesim AK PARTİ ye kırgındır. Ayrıca FETÖ mağduru bir çok muhafazakar kesim bulunmaktadır. Basında ötekileştirilen muhafazakar kesim olarak Nurettin Yıldız, İhsan Şenocak ve Ahmet Taşgetiren’i örnek olarak verebiliriz. Bunun gibi herhangi bir cemaat müntesibi olan ötekileştirilen ve algı operasyonuna maruz şahıslar vardır.

Anket araştırmalarına göre AK PARTİ’nin oylarında düşüş olduğu vurgulanmaktadır. Muhafazakar kesimin bir arayış içerisinde olduğu ve yeni oluşturulacak siyasi ortamın yakından takip edildiği bir gerçektir. Kürt vatandaşlardan muhafazakar kesim ise HDP ile AK PARTİ arasında git gel değişmektedir.

Sorunu ele almak için bu ülkenin sahibi kim? Diye sormamızda yarar vardır. Tabii ki bu ülkenin sahibi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Türk ve Kürt ayrımı olmaksızın, ötekileştirilmeden kültür zenginliklerimizle  beraber  bu ülkenin yönetilmesidir. Zaman her zaman birlik zamanıdır. İçte sağlam olursak dıştan yıkılmayız.  Saygılar.

Önceki ve Sonraki Yazılar