Liyakatlı İnsan Aranıyor?

Kim , kime inanıyorsa öyle sanıyor. Kişi, araştırmadan aracı olan kişiye inanıyor veya inanmak istiyor. Bu işin kolay yanı. Sorumluluğu birilerine  yükle ve kurtul. Ya orada bir haksızlık varsa? Gerçekten adam kayırma varsa? İşi ehline teslim etmekten imtina ediyorsak? Menfaatimiz  doğrultusunda hak yerine işimize geleni seçici oluyorsak? Devlet dairelerinde atamalar liyakate göre mi torpile göre mi? İşte bu soruları yazımızda irdelemek istiyorum.

1987 yılında üniversiteyi bitirip, iş bulmak için çeşitli sınavlara giriyordum. Bir büyüğüme hangi iş için başvurmamı sorduğumda bana : “Her yerde acil liyakatli adama ihtiyaç var. İster esnaf, ister usta veya amir, memur, işçi, hoca, öğretmen, polis, sağlıkçı vs. her sahada yetişmiş insana ihtiyacımız var. Yeter ki yetişmiş insan olun” dedi.

Şimdi düşünüyorum o yıldan bu yana ne değişti? Hala yetişmiş liyakatli insana ihtiyaç var. Kendi konusunda yetişmiş insanlarımız mutlaka vardır. Eğer bunlar gerçek manada yerinde  kullanılıyorsa sorun yok. Eğitim sistemimiz bir facia. Osmanlı zamanında ilk eğitime başlayacak çocuklara ufak bir deney yapılırmış; çocuklar iki elini birbirine kavuştururmuş, üstte kalan baş parmak sol ise sayısal özellikleri, üstte kalan sağ parmak ise sözel özellikleri daha fazla imiş. Buna göre çocuklar eğitilirmiş. Kabiliyeti doğru eğitilen çocuklar hayatta daha başarılı olurlar ve sevdikleri işleri yapmış olurlar. Kendi sahasında yetişenlerin özgüveni  elbette fazla olur.

Bakanlık-Kamu kuruluşlarında atama ya da görevlendirmeler de çarpıklıklar görülmektedir. Bakanlıklardaki eski bürokratların değerlendirilmesi  yerine dışardan yeni bürokratlar getirilmektedir. Bu da hem içerdeki bürokratları küstürmekte olup, hem de işi bilmeyenlerin başa geçerek işi öğrenmesi zaman almaktadır. İçerden yetişip gelen memurların amir olması için önünün açılması önem arz etmektedir.

Bazı kişilerin, siyasi ve iş adamlarının torpiliyle yükselmeleri kolay olmaktadır. Eğer bu kişiler liyakat sahibi değillerse buna vesile olanlar büyük töhmet altında kalmaktadırlar. Belki de rakip olan  liyakat sahiplerine olmadık iftiralar atılarak önleri kesilmektedir. Olmadık ayak oyunları oynanarak dürüst, liyakatli kişiler önemli görevlere getirilmemektedir. Bu dönme dolaplar, Fetönün etkin olduğu zamanlarda çok görüldü. O dönemde dürüst olmayan, zengin, hizmeti az olan liyakatsiz kişiler amir yapılmıştır. Bilakis dürüst memurlara da fırsat verilmemiş, çeşitli iftiralarla kirletilmişlerdir.

FETÖ ile mücadele edilirken bir taraftan gizli fetöcülerin atanması mümkün olmaktadır. Belki bu gizli fetöcüler hala siyasette, Kamu kuruluşlarında kol gezmektedir. Gelelim liyakat sahibi nasıl bulunmalı? Eş-dost tanıdıkların tavsiyesi, siyasilerin referansı yeterli mi olacak? Çalıştığı işyerinde başarılı olan, projeler üreten, kendisini sevdiren, halka hizmeti Hakka hizmet olarak gören, devletin menfaatini gözeten, başkasının ayağını kaydırıp kendisine kazanç sağlamayan, ahlaklı kişilere her zaman her yerde ihtiyaç vardır.

Liyakatlı kişilerin belirlenmesi için belki yeni kıstaslar konulmalı, mağdur olan kişilerin onure edilerek değerlendirilmesi için bir komisyon kurulabilir. Eğer birine haksızlık yapıldıysa bunun düzeltilmesi bir vebaldir. Dürüst insanların üstüne basıp yükselen kişiler elbette vardır. Ancak daha sonra o dürüst insanlar harcanıyorsa bu acı bir kayıptır.

“Görev istenmez,  verilir” düsturu ile liyakatlı insanlar bulunsa, cemaatlerden yerleştirme değil  yetişmiş kişiler tercih edilse, vatan ve milletini seven dürüst, kabiliyetine göre liyakat ehlinin seçilmesine ne kadar muhtacız.                                         

Liyakatli amirlere, siyasilerin veya etkin kişilerin etkisinde kalmadan dürüst görev yapmalarına fırsat verilmeli. Yani “İnsanı yücelt ki devlet yücelsin” düsturu tecelli etsin.

 

Liyakat sahibi kişilerin bulunup, görev başına getirilmesi ülkemizin, devletimizin yüceltilmesidir. Saygılar

Önceki ve Sonraki Yazılar