Libya ve Doğu Akdeniz’de Neler Oluyor?

NATO'nun 2011 yılında Libya’ya saldırısından bu yana iç savaşın yaşandığı ve iki farklı yönetimin bulunduğu Libya'da batıda Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve doğuda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi bulunuyor.

42 yıllık Kaddafi yönetimin 'bahar' görünümlü darbeyle indirilmesinin ardından Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği destekli UMH'nin Türkiye'den de askeri destek aldığı biliniyor. Temsilciler Meclisi de Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Fransa'nın desteğini almış durumda.

17 Şubat 2011 devrimini müteakiben Türkiye, Ulusal Geçiş Konseyi’ni “Libya halkının tek temsilcisi” olarak tanımıştır. Trablus’un Ulusal Geçiş Konseyi’nin tam kontrolü altında girmesini müteakiben, 2 Eylül 2011 tarihinde Trablus’a Büyükelçi atayan ilk ülke olmuştur.

Libya’da Müslüman Kardeşler bağlantılı UMH ile Hafter’e bağlı güçler arasındaki savaş, Katar ve Türkiye ekseniyle, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır arasındaki bölgesel güç mücadelesinin askeri çatışmaya dönüştüğü ilk saha olmasıyla öne çıkıyor.

Geçtiğimiz aylarda Hafter’e bağlı güçler tarafından Trablus’a başlatılan askeri operasyon, Türkiye’den UMH’ye, BMC üretimi “Kirpi” model zırhlı araçların ve “Bayraktar” model insansız hava araçların (İHA) hibe edilmesinin yanı sıra yapılan geniş çaplı askeri sevkiyat neticesinde durdu.

General Hafter, Kaddafi’den kaçıp Amerika’ya sığınmıştır.  Hafter, Kaddafi zamanında güney komşuları Çad ile yapılan bir savaşta yenilir ve 1987’de Çad’a esir düşer. Esaretten ABD’nin girişimi ile kurtulur ve 20 yıl boyunca ABD’de yaşar. Emperyalizmin müdahalesi başlayınca Libya’ya döner ve Kaddafi’ye karşı başlatılan operasyona katılır.

Libya, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) yaptığı askeri sevkiyatlar ve lojistik destek sağladı. Bu durum, UMH’nin rakibi Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi’ne bağlı General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu’nun son aylarda Trablus kentine başlattığı askeri operasyonu sekteye uğrattı. Böylece Libya siyaseten ikiye bölündü.

Bunlardan biri Ulusal Mutabakat Hükümeti. Merkezi Trablus’ta, başında Fayiz El Serraç bulunuyor. Uluslararası olarak tanınan hükümet bu olmasına rağmen, ülkenin ancak küçük bir bölümünü kontrol edebiliyor. Türkiye ve Katar’ın silah gönderdiği hükümet kez Birleşmiş Milletler ve Avrupa devletleri de en başta bu grubun arkasındaydı

Diğer taraftan Libya’daki iç karışıklıktan faydalanan Yunanistan, İyon Denizi ve Girit adasının güneyindeki 39 bin kilometrekarelik deniz alanını, Libya'ya ait olmasına rağmen, kendi lehine sismik araştırma sahası ilan etti. Yunanistan'ın aceleyle gasp ettiği bu alan, aynı zamanda, Türk kıta sahanlığıyla da çakışıyordu. Yunanistan sadece Libya'nın değil, Türkiye'nin haklarına da oturmaya kalkıyordu.

Türkiye’nin Libya ile Akdeniz’de deniz yetki alanı belirleyen bir anlaşma yapması Atina’yı şaşkına çevirdi. Yunan Demokratia gazetesi mutabakat hakkında, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de şah mat hamlesi” diye yazdı. Etnos gazetesi “Atina uykuda yakalandı” ifadesine yer yerdi. Kathimerini gazetesi Yunanistan’ın 45 yıldır hiçbir ülke ile deniz yetki sınırlarını belirlememiş olmasını eleştirdi. To Vima ise “Türkiye, eğer bu mutabakat muhtırasını BM’ye ilan ederse, durum daha da ciddi olacak” dedi.

Yunanistan ve Mısır'ın Türkiye-Libya anlaşmasının hukuksuz olduğu yönündeki açıklamalarına ilişkin soruya yazılı cevap veren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "Bu, başta uluslararası hukuk içtihatlarını oluşturan mahkeme kararları olmak üzere, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri dahil, uluslararası hukuka uygun olarak imzalanmış bir anlaşmadır" dedi. Aksoy, gerçekte tüm tarafların, "Türkiye'nin kıyı projeksiyonunun adalarla kesilmeyeceğinin, iki anakara arasındaki ortay hattın ters tarafında kalan adaların karasuları dışında deniz yetki alanı yaratamayacağının ve deniz yetki alanları hesaplaması yapılırken kıyıların uzunluklarının ve yönlerinin hesaba katıldığının “ farkında olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşması, büyük bir diplomasi atağı olmuştur. İnşaAllah artık Doğu Akdeniz’de hesaplar Türkiye lehine değişecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar