İnançsızlığın Evreleri; Deizm, Ateizm, Materyalizm, Panteizm

KONDA Araştırma Şirketinin 10 yıllık toplumsal değişim başlıklı araştırması yayınlandı. Kendini DİNDAR olarak tanımlayanların oranı 10 yılda yüzde 55’ten yüzde 51’e gerilemiş olduğunu açıkladılar. Bu üzücü olay ülkemizin büyük sorunlardan biri olarak gündeme geldi. Aslında bu artış sadece Türkiye'de değil Avrupa ve diğer ülkelerde de görülmektedir. Zira diğer dinlerde kafa karışıklığı çok fazladır. O semavi dinler, insanlar tarafından tahrif edilmiştir.

• Ülkemizde, kendini ateist olarak tanımlayanların oranı yüzde 1’den yüzde 3’e, kendini inançsız olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktığı belirtilmektedir. Eğer biz bu verileri doğru kabul edersek, bunun nedenleri üzerinde durmalıyız.

•Araştırma: Batı Avrupa'nın üçte biri dine inanmıyor, dini kurumların tutumu dinden soğutuyor

•ABD'de haftada 100 kilise kapanıyor, yerine bar açılıyor

Bu bakımdan son yıllarda Türkiye'de özellikle genç nesil siyaset ve günlük olaylardan azade şekilde inançla arasına mesafe koymaya başladı. Öncelikle ülkemizdeki inançsızlığın artması taklidi Müslüman ve zayıf inançlı kişiler de görülmekte beraber,  İSLAM’a olan saldırılar, Müslümanlığın dış güçler(Hırıstıyanlar, yahudiler vb.) tarafından  terör olarak gösterilme gayretleri, Müslüman ülkelerin geri kalmışlığı, İslam ülkelerindeki alimlerin görüş ayrılıkları, Müslümanların cahilleşmesi, İslami eğitimin yetersiz olması gibi hususlar ele alınabilir.

Aile içerisinde de evlatlarla kopukluk olması, Müslümanlığın araştırılmadan ana-babadan gelen, görülen bilgilerle öğrenilmesi, gençlerin kendi içerisinde kapalı kalmaları ve gizliden İslami inancını yakın çevreden gördüğü yanlışlar üzerinde kıyaslaması ile beraber yukarıdaki etkilerle birlikte kendisinin inancını sorgulamaya yönelmesi olarak değerlendirebiliriz.

Belki de çocuğumuz gizliden MİSYONER faaliyetlerinin etkisinde kalıyor veya uyuşturucu tuzağına doğru çekiliyordu. Tehlike büyük, aman ailemize sahip çıkalım, çocuklarımızı nasıl olsa Müslümanlığı öğrenirler demeyelim, gerekli bilgilerle donatmalı ve kontrolünü yapmalıyız.

Bazı köşe yazarları bu konuyu  İSLAM’ın güncel olmadığına dem vurmaktadır. İSLAM’ın güncellemesi gerektiğine yorum yapmışlar. Ne kadar yanlış bir yaklaşım. İslâm kitabı Kuran-ı Kerim’de öyle ayetler var ki zaman içerisindeki bir çok olaylara ışık olmaktadır. Hem tarihi hem de günümüze göre bozulmadan çağımıza ışık tutmaktadır. Tabii yeni şartlar için de İCMA- KIYAS hükmü açıktır. Yani biz yaşantımızı İSLAM’a dayandırmalıyız. Bir eksiklik varsa kendimizdedir, dinimizde değildir. Bilgi eksikliği veya bilgi kirliliğinden kurtulmamız gerekir. İslam önce doğru kaynaktan öğrenmelidir.

2 Ocak 2019 tarihinde “Düşünüyorum, o Halde Allah Var” yazımın bu konuya da ışık tuttuğunu hatırlatmak isterim.

Konumuz olan inançsızlığın önce ne olduğunu doğru kavramak gerekiyor.

Dindarlığın, muhafazakarlığın, solculuğun veya milliyetçiliğin olduğu gibi inançsızlığın da farklı seviyeleri ve kategorileri bulunuyor. Deizm, ateizm, agnostizm, panteizm ve materyalizm gibi farklı kategorilerin ve bu kategoriler arasındaki farkların ne olduğunu kısaca gözden geçirelim:

DEİZM:

Toplumlarda çok çeşitli inanç şekilleri ortaya çıkmıştır bu inanç şekillerinden biride deizmdir. Deizm; 17. ve 18. yüzyılda ortaya çıkmış tüm dinleri reddeden Tanrı'yı sadece bir ilk neden olarak kabul eden yani tanrının varlığına inanan inanç felsefesi şeklidir. Semavi dinlerde yani Musevilik, Hıristiyanlık, islam gibi dinlerde insanın, önceden evrim geçirmeksizin yaratıldığına inanılır. Bu inanış deizmde yoktur. Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta mucizeler), yaradanın dinlerle olan bağını, kutsal metinleri ve ortaya çıkmış tüm dinleri reddederler.

İnançsızlığın en hafif seviyesi olan 'deizm' bir tanrının varlığına ve bir yaratıcı fikrine inanmak ancak bu tanrının semavi dinlerin tanrılarından veya mitolojik başka dinlerdeki tanrılardan farklı olduğunu düşünmektir. Her deistin aklındaki tanrı kavramı ve modeli farklı olabilir.

Deistler var olan tüm inançların iddialarından farklı ve bilinmesi mümkün olmayan bir şekilde yaşamın bir yaratıcı eliyle ortaya çıkmış olduğunu ancak bunun nasıl ve ne amaçla olduğunun asla bilinemeyeceğini düşünürler. Bu nedenle de tanrının var olduğunu ancak kitaplar veya peygamberler tarafından aktarıldığı gibi olmadığını ileri sürerler. Dolayısıyla kitaplara, mitolojilere veya peygamberlere inanmazlar.

Bunun yerine; deistler doğru dini inanışların insan mantığında ve doğal Dünya'nın kanunlarında görmeyi tercih ederler. Bu doğrultuda da; var olan tek bir tanrının ya da üstün varlığı kabul ederler.

Deizm'in kabul etmediği hususlar şunlardır:

- ALLAH tarafından ilan edilmiş veya yazıldığı iddia edilen kitaplara sahip olan dinlerin reddi, bu kitapların Allah’ın sözü olduğunu reddi,

- Mucizelerin reddi,

- Semavi dinlerin yaratılış hakkındaki bilgilerin reddi,

Deizm'in kabul ettiği hususlar şunlardır:

- Allah vardır ve kainatı yaratmıştır.

- Allah(Tanrı) insanların mantıksal davranmasını ister.

- İnsanların ruhları ölümden sonra devam eder, bu doğrultuda ölümden sonra yaşam da vardır.

- Yaşam sonrasında, Tanrı iyi davranışlarımızı ödüllendirecek, kötü davranışlarımızı cezalandıracaktır.

Deizm'in dayandığı temel nedir?

Akıla ve doğaya. Evrene bakınca bir düzen görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı ya da tasarımcı inancına götürür.

Deizm Tanrı inancını kabul ediyorsa deizm ile Dinlerin arasında ne fark vardır?

Deizm doğaya ve akla dayanır, vahiye dayanmaz. Diğer tüm dinler vahiye ya da kutsal kitaplara dayalıdırlar. Deizmde bir rahibe papaza ya da imama gerek yoktur. Deizm de ihtiyaç olan tek şey kendi sağduyumuz ve düşünme becerimizdir.

ATEİZM :

Teizm kelimesi Yunanca da “Tanrı” anlamına gelen “Theos”dan türemiştir. Bu kelimeden de “Tanrı inancına sahip olmak” ya da “Tanrıya inanmak” anlamına gelen Theism anlayışı ortaya çıkmıştır. Ateizm kelimesi de İngilizcedeki “Theism” kelimesinin başına “a” ön takısı getirilerek oluşturulan “Ateizm” kelimesi, Türkçede “Tanrı Tanımazlık” anlamına gelmektedir.

İnançsızlık denildiğinde hemen akla Ateizm gelmektedir. Çoğu insan, inanç sahibi ve bir dine mensuptur. Fakat diğer dinleri reddetmektedirler. Ateizm, tüm Tanrılara, dini inançlara ve özellikle dinlerin kabul ettikleri ruhani güç boyutundaki metafizik kavramlarına inanmayan felsefi bir düşünce akımıdır. Ateistler genel olarak, Allaha inanmayan insanlar olarak bilinseler de aslında onlar bu tanımı da kabul etmezler. Çünkü yine bir inancın içine dahil edildikleri için bu düşünceye de karşıdırlar. Ateistlere göre “inkar” var olan bir şeyin reddedilmesi anlamını taşır, oysaki Ateistlere göre Tanrı var olmadığı için onun inkar edilmesi de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır. Ateist inancıyla tüm Tanrılar reddedildiği gibi tüm inançlar ve ruhani varlıklar da reddedilmektedir. Ateizm, din ile ilgili bir kavram değil, Tanrı ile ilgili bir kavramdır. Dinlerin varlığı, dinlerin tanımının ne olduğu, dinlerin iyimi yoksa kötümü olduğu gibi konular Ateizmin ilgi alanı dışındadır. Ateizm her tür metafiziği reddettiği için kendini metafizik öğeler üzerinden temellendiren bazı dinlerin metafizik boyutlarını da reddeder. Yani bu duruş özellikle dinlere karşı sergilenen bir duruş değil genel olarak tüm metafizik inanışlara karşı bir duruştur.

AGNOSTİZM:

Agnostizm ise Tanrının varlığı kesin olarak bilinemeyeceğini ileri sürer ve bu nedenle daima şüphe ve sorgulama içinde olma halidir. Dolayısıyla agnostikler ne ateisttir ne de herhangi bir inanca mensupturlar ancak bir yaratıcının var olma ihtimaline olmama ihtimali kadar eşit derecede inanırlar.

Agnostikler de zamanla kendi içlerinde iki kategoriye ayrılmıştır: Agnostik ateistler ve agnostik deistler.

Agnostik ateizm

Agnostik ateistler, ateistler gibi yaratıcı fikrine ihtiyaç duymayan ancak böyle bir olgunun olmadığının kesin olarak bilinemeyeceğinden ötürü 'tanrı yoktur' gibi kesin bir ifade kullanmaktan kaçınan kişilerdir. Kısaca bu grup tanrının var olma ihtimalini kabul eden ancak bunun hiçbir şekilde bilinmesinin mümkün olmadığını düşünerek agnostik ateist olmayı tercih etmiş kişilerden oluşur.

Agnostik deizm

Agnostik deistler tıpkı deistler gibi bir yaratıcı fikrine inanır ancak deistler gibi buna keskin şekilde kabul etmezler. Agnostik şekilde şüphe duymaya devam ederken inanmayı tercih eden kişilerdir.

PANTEİZM:

Panteizm genellikle deizm ile karıştırılır. Birbirlerine yakın olmakla birlikte panteistler tanrı olarak direk doğaya inanırlar. Doğanın tanrı ile aynı olgu olduğunu düşünürler. Doğanın ve evrenin içinde var olan her şeyin tanrının bir parçası olduğunu varsayarlar.

Dini inançlardan farklı olarak panteizmde herhangi bir ritüel veya ibadet yoktur. Yaşamdan sonra cennet cehennem benzeri ödül veya cezalandırma yoktur. Hiçbir ahlaki kod veya ders yoktur.

Doğa tanrı, tanrı da doğadır. Olup biten her şey de doğanın yani tanrının bir sonucudur ancak bu tanrı insanlığın ortaya çıkardığı tanrılardan hiçbiri değildir.

MATERYALİZM :

Materyalizm bilinç de dahil olmak üzere evrendeki her şeyin maddeden oluştuğunu ve her şeyin maddelerin etkileşimine dayalı olduğunu öne süren ve bu bakımdan ateist dünya görüşünü içinde barındıran ancak ateizmden daha kapsamlı olan bir felsefedir.

"İstismar, ısrar ve yasaklar..."(ALINTI)

Selimoğlu 8-9 yıl kadar önce kadar gerekli ibadetleri pek yerine getirmese de kendini Müslüman olarak tanımlıyormuş. Ne var ki, muhafazakar bir medya kuruluşunda çalışmaya başlamış ve dinin iş hayatında nasıl kullanıldığını görüp, tanık olduğu istismarlardan ötürü soğukluk yaşamış ve önce deist olmuş.

Bir yıl boyunca deist olduğunu ve bu süre zarfında semavi dinleri elinden geldiğince okuyup araştırdığını, çevresindeki muhafazakar insanları incelediğini ve ülkede olup bitenlerden hoşlanmadığını anlatan Selimoğlu sonunda bu kadar istismar edilebilen bir varlığın yaratıcı olamayacağına kanaat getirdiğini ve ateist olduğunu söylüyor. Selimoğlu şunları anlatıyor:

"Kendini muhafazakar olarak tanımlayan bir kişi bana şöyle bir şey sormuştu: Madem ateistsin neden kadınlara tecavüz etmiyorsun? Bu soruyu soran Müslüman mı ahlaklı, soruyu duyunca şoka giren ben mi? Bu tarz insanları 'zaptetmek' için görmedikleri bir şeyden korkmalarına ihtiyaç var. Din ve Allah yaşadığımız toplum için gerekli. Çünkü hukuku, hapsi falan geçmiş, direk 'öbür dünya'da çekeceği cezayı ya da alacağı ödülü düşünüyor bazı insanlar.

Ateizm Derneği Başkanı Selin Özkohen: “ İçi boşalan muhafazakarlık insanlara dinlerini sorgulatıyor.”

Türkiye Ateizm Derneği Başkanı Selin Özkohen Türkiye'de artan ateist sayısının daha ziyade dünyadaki küresel trendin bir yansıması olduğunu ancak pek çok bireyde ilk sorgulamaları başlatan kıvılcımların Türkiye'nin siyasi ve toplumsal atmosferi olduğunu ifade ederek şunları söylüyor:

"Bilgi çağındayız. Tek bilgi kaynağınız artık mahallenizdeki cami veya kilisenin görevlisi değil. Günümüzde farklı din adamlarının aynı konuda yorumlarının farklı olduğunu, çelişkiler olduğunu görmek için açıp izlemeniz yeterli. Farklı dillerden kaynakları anında kendi dilinize çevirip okuyabiliyorsunuz. Her tür gelişmelerden anında haberdar oluyorsunuz. Genel olarak ateistler araştırarak ve sorgulayarak ateist oluyorlar. Elbette mahalle baskısı ve ülke atmosferi bir element ancak bu sadece sorgulamaları başlatan bir element."

Türkiye'de son dönemlerde içi boş bir muhafazakarlık tiplemesinin ortaya çıktığını ve pek çok kişinin sürü psikolojisi ile göstermelik olarak dine yakın gözüktüğünü anlatan Özkohen, bu durumun pek çok insanı "benim dinim bu mu?" diye sorgulattığını "din buysa ben yokum" dedirttiğini ileri sürüyor.

SONUÇ: Müslümanların önce  taklidi Müslümanlıktan hakiki Müslümanlığa kavuşması önem arz eder. İslam dininin ilk emri OKU’dur.

Önceki ve Sonraki Yazılar