Naif Karabatak
Vay cemaat düşmanı vay!
Bir süredir ülkemizde sorunları tartışırken sağlıklı düşünme yetimizi kaybettiğimiz ve olayları taraftar coşkusu veya tepkisiyle değerlendirdiğimiz anlaşılıyor.
Bugüne kadar birçok konuda aynısı yapıldı; Ergenekon Terör Örgütünde, anayasa değişikliğinde, demokratik adımlarda, terör sorununu çözmek için yapılan bütün girişimlerde…
Şimdi de dershanelerde…
Çok basit bir kıstasımız var; taraf olduğumuz partinin önerisi bizim için “kutsiyet” atfetmeye başladı. Diğer partilerdeyseniz de sizin için “kutsiyet” atfetmesi doğal oldu.
Hükümetin muhatabının ne olduğu çok önemli değil. Bu, cemaat veya siyasi parti de olsa, tarikat da olsa değişmiyor.
Önerinin ne olduğu, ne getirip, ne götürdüğü değil, kimin getirdiği ve kime karşı getirdiği var.
Atılan adımla toplanacak puan veya kaybedilecek itibar çok daha önemli.
Hal böyle olunca hiçbir şeyi sağlıklı tartışamıyoruz.
Kendi yanımızda doğru bildiğimizi savunduğumuzda genellikle “yandaş” oluyoruz.
İktidarın dediğinden yanaysan, otomatik olarak “yandaş” duruma düşüyorsun.
Muhalefet tarafında duruyor ve getirilen önerinin yanlış olduğuna gerçekten inanıyorsan da bu defa “sırf muhalefet olsun” diye karşı çıkanlarla aynı kefeye konuluyorsun.
Cemaatte de bu böyle…
Dershaneler kapatılacak, dönüştürülecek, yenilenecek, şöyle olacak, böyle olacak…
Dershane sektöründe yüzde 25’i elinde tutan cemaat, yayın organlarıyla -kendince haklı- bir şekilde savunmaya geçiyor.
İşi abartıyor o başka…
Ancak, dershanelerin gerçekten kapanmaması gerektiğine inananlar da arada kaynayıp gidiyor. Topyekûn “AK Parti düşmanı” ilan ediliyor.
Dershanelerin kapanması gerektiğini düşünenler de bir anda cemaat düşmanı ilan ediliyor.
“Kapansın” diyenlerin hangi partiden olması, “kapanmasın” diyenlerin hangi partilere destek verdiğinin önemi yok.
Kutuplaşma dediğin iki yönde olur; birisi destekler, birisi karşı çıkar.
O zaman kapanmasını isteyenler AK Partili, kapanmamasından yana olanların tümü de cemaatçidir.
Öyleyse şimdi gücünü göstermenin tam sırası…
Ortaya bir masa koyarsınız, taraflar kollarını sıvar ve başlarla bilek güreşine…
Kim kimi yenebilirse…
Her şey mubahtır bu arada…
Yalanlar, iftiralar, daha önceki konuşmalar, dış bağlantılar, ajanlıklar, dinsizlikler, imansızlıklar, daha neler neler?
Ve elbette el ovuşturanlar, kıs kıs gülenler, zil takıp oynayanlar, sonucunu merakla bekleyip, planlar kuranlar…
“Biz demiştik” deyip, bir tarafı yerden yere vuranlar, desteğini çekenler, takozu yerleştirmeye çalışanlar…
Bütün bunları tahmin etmemek basiretsizliktir.
Ancak basiretsizlik, bizde siyaset olarak ortaya çıkıyor.
Cemaat de hizmet etmeyi bir yana bırakıp, siyaset yapmaya soyunuyor.
Ve olan dershanelerin neden kapanması gerektiği veya kapanmaması gerektiğini anlamadan sürüp gidiyor; bir kör döğüşü gibi…
Ve bu arada yapılan eleştirilerde aradan cımbızlama yaptığınızda ortaya feci şeyler de çıkabiliyor.
Cemaatin önde gelen yazarlarının “kavganın” veya “atışmanın” veya “görüş ayrılığının” sebeplerini izah ederken ağızlarından kaçırdıklarıyla, AK Partililerin cemaatle ilgili “olumlu-olumsuz” düşüncelerini de bu arada öğrenme şansını yakalıyorsunuz.
Sular durulduktan sonra kim utanacak, kimin yüzü kızaracak ve kim “biz ne yaptık” diyecek doğrusu bilemiyorum.
Ama dün Emre Uslu’nun dershane kavgasının esas gerekçesinin İsrail olduğunu söylemesi, cemaate vurulmuş bir darbeydi…
Güya cemaati haklı çıkarma adına kaleme aldığı yazı, cemaatin İsrail’in koruyuculuğuna soyunduğunu gösteriyordu.
Cemaatin önde gelenleri Emre Uslu’nun kulağını kaç santim çeker bilmem ama güya Başbakanın “OneMinute”siyle başlayan, Mavi Marmara’yla devam eden ve Hakan Fidan’la doruğa ulaşan ayrılığın temel nedeninin ülkenin İsrail’le yakınlaşmasının istenmesi olduğu belirtiliyor.
Bu iddia cemaatin yazarından gelince dikkat çekici…
Peki, bu iddiayı cemaat mensupları nasıl karşılar, hedeflerinin İsrail’in itibarını korumak olması nasıl bir duygudur, doğrusu şaşılacak bir şey.
Şimdi cemaat düşmanı,Emre Uslu gibi neyi savunduğunu bilmeyecek pozisyonda olan yazarlar mı, yoksa dershane tartışmasını, dershane üzerinden yapanlar mı?
“Vay cemaat düşmanı vay” demek kolay da, düşmanlığın kim tarafından yapıldığını anlamak çok kolay değil…
Tweetimden seçmeler
Marangozlar gibi kamgayı (kıymığı) kendinize doğru yontuyorsanız, demokrat olduğunuzu söylemenin bir anlamı yoktur.
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.