Mübadiller ve Taşıdıkları Değerler
Türk milletinin galibiyetiyle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı’nın ardından, Lozan Barış Antlaşması’nın imzalandığına ilişkin açıklamada bulunan Kahramanmaraş Balkan Türkleri Temsilcisi Selçuk Kurtsatar, bu antlaşmanın dünya tarihinde benzerine az rastlanılır uluslararası hukuki uygulamayı beraberinde getirdiğine değinir.
Planlı ve Diplomatik Göç
Selçuk Kurtsatar, bu protokole göre, Türkiye'deki Rum Ortodoks nüfusla, Yunanistan'daki Müslüman Türk nüfusun yer değiştirdiğini ve bu yer değişiminin 1912 – 1923 yılları arasındaki panik ve can havliyle gerçekleşen göçten tamamen farklı olduğunu; bu göçün planlı ve diplomatik bir göç olduğunu aktarır.
Gerçi, planlı ve diplomatik olsa bile, bu seferki göçün de taşıdığı hüzün ve acı yönünden 1912 – 1923 yılları arasındaki göçten katiyen farklı olmadığını ifade eden Selçuk Kurtsatar, Rum Ortodoks nüfusla, Yunanistan'daki Müslüman Türk nüfus arasındaki yer değiştirme aşamasının kelimenin tam anlamıyla, kökünden sökülme hali olduğunu belirtir.
Öyle ki; Batı Trakya’da yaşama tutunmayı başarmış Balkan Türkleri, ektikleri topraklarını, mahsullerini ve ata yadigârı evlerini bir daha asla geri gelmemek üzere terk etmek zorunda kalırlar.
Bu insanların birçoğu doğup büyüdükleri memleketlerinin toprağından bir avuç alarak, koyunlarında saklayarak, Selanik Limanı’nda, vapurlara binerler.
Haftalar boyunca devam eden gemi yolculuklarında, hastalıktan veya derin üzüntüden yaşamlarını yitirenler ise, denize verilirler.
Bir başka ifadeyle, çok büyük zorluklar içerisinde, nihayetinde, Anadolu'ya ulaşan mübadiller çoğunlukla Anadolu'dan ayrılan Rumların boşaltmış oldukları evlere ve arazilere yerleşirler.
Hayata Sil Baştan Tutunma
Balkan Türkleri’nin Anadolu’daki uyum süreçlerinin hiç kolay olmadığından yakınan Selçuk Kurtsatar, Balkanlar'ın iklimine ve tarım kültürüne, Batı Trakya’nın verimli ovalarına alışkın olan bu insanların Orta Anadolu'nun kurak bozkırlarında veya Karadeniz'in sarp arazilerinde yaşamlarını sürdürmeyi ve yeni baştan üretmeyi öğrenmek zorunda kaldıkları açıklamasında bulunur.
Aşılması Elzem Kültürel Bariyerler
Anadolu'daki yerli halkın mübadillere karşı takındıkları tavırlarından ve onlara kimi zaman şüpheyle yaklaştıklarından söz eden Selçuk Kurtsatar, bu bağlamda, mübadillerin yaşam tarzlarından, giyimlerinden, yemek kültürlerinden ve kimi mübadilin Türkçeden ziyade Rumca konuşmasından dolayı, Anadolu'daki yerli halkla mübadiller arasında aşılması elzem kültürel bariyerler oluştuğundan bahseder.
Üstelik, bu göçmenlere bazen haksız yere ötekileştirici ifadeler kullanıldığına değinen Selçuk Kurtsatar, "Tüm bu insanlar, sırf dinleri ve milliyetleri yüzünden evlerinden sürülen; bunun üzerine, Anadolu'ya, anavatanlarına sığınmış özbeöz kardeşlerimiz” açıklamasında bulunur.
Ne var ki; yaşanılan tüm bu acılara, yokluklara ve travmalara rağmen, Batı Trakya'dan göç eden bu insanların çok kısa bir zaman içerisinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal, kültürel ve ekonomik inşasında muazzam bir rol oynadıklarını vurgulayan Selçuk Kurtsatar, bu insanların beraberlerinde sadece acılarını değil, Batı Trakya'nın zengin mutfağını, çalışkanlıklarını, modern tarımı ve ticaret tekniklerini, zanaatkârlıklarını ve en önemlisi de aydınlanmacı düşünce yapılarını getirdiklerine değinir.
Siz Okurlarım!
“Kültür” başlıklı yazımdan hatırlayacağınız üzere, Selçuk Kurtsatar, Balkan Türkleri'nin tarihsel süreçte, Anadolu'ya dönüşleriyle, kendilerine özgü kültürel değerlerle, Anadolu’da yeni yaşamaya başladıkları yörenin kültürü arasında kültürel etkileşimde bulunduklarını aktarmıştı. Kurtsatar, Kuzey Makedonya’nın Manastır şehrinden Kahramanmaraş'a göç eden atalarının buraya özgü örf ve adetleri benimsediklerini belirtmişti. (Kültür. Esat Beşer. Maraş Gündem Gazetesi. 8 Nisan 2026)
Selçuk Kurtsatar, modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de Selanikli olmasının ise, bu göçmen kitlenin Cumhuriyet inkılaplarına en hızlı şekilde adapte olan laik, çağdaş ve modern yaşama sıkı sıkı sarılan bir topluluk olmalarında büyük bir etken teşkil ettiği tespitinde bulunur.
Kurtsatar, buna istinaden, mübadillerin aziz hatıralarının Anadolu topraklarının hamuruna sonsuza dek karıştığını vurgular.
Öyle ki; bu göçmenlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin fabrikalarında işçi, tarlalarında üretici, okullarında öğretmen olduklarını açıklayan Selçuk Kurtsatar, mübadillerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kendi elleriyle yücelttiklerini ifade eder.
Milyonlarca Dinleyici
Selçuk Kurtsatar, bugün Türkiye'nin dört bir yanında, dedelerinin ve nenelerinin o uzun, karlı ve kanlı göç yollarından geliş hikâyelerini gözleri dolarak dinleyen milyonlarca insanın yaşadığını belirtir.
“Mübadiller kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır." Mustafa Kemal Atatürk.
Bu tarihi söz, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün zorunlu göçle, mübadeleyle, Batı Trakya’dan Anadolu'ya geri gelen mübadillerin yaşadığı derin acıya, fedakârlığa ve kültürel mirasa verdiği değeri ifade eder.
Atatürk, bu sözüyle, o insanların “mülteci" değil, vatan uğruna büyük kayıplar vermiş milli birer değer, "aziz hatıralar" olduklarını vurgular.
Atatürk’ün bu sözü ayriyeten, nüfus mübadelesinin insani boyutunu en derinden özetleyen ifadelerden biri olmuştur.
Günümüzde, Balkan Türkleri’nin kültürel zenginliğini yaşatmak ve bu zorunlu göçün acılarını unutmamak hedefiyle, Türkiye’de, Mübadele Derneği benzeri birçok dernek kurulmuştur.
Türkiye’deki mübadil aileler de aynı şekilde, kültürlerini gelecek nesillere aktarmak amacıyla, kültürel çalışmalarına devam ederler. Buna özen gösterirler.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.