Naif Karabatak
Eleştiri Kültür(Süzlüğ)ü
Eleştiri kültürü, tarihin ilk döneminden bu yana kendini hissettiren, sadece o güne değil, yarınlara da ışık tutan önemli ve zekâ fışkıran bir kültürdür/sanattır!
Kuru kuruya eleştirmek, fikrinin bittiği yerde hakaret ve küfre sarılmaktan bahsetmiyorum.
Sırf muhalefet olsun diye yapılan eleştiriler her zaman sırıtır.
Çünkü bir süre sonra kendi eleştirdiğini savunma pozisyonuna düşebilir.
Hakaret etmek, eleştirmek değildir.
Hakareti en iyi yapan, en cahil olanıdır.
Cahillikten kastım elbette okula gidip gitmemeyle alakalı değil.
Hakaret, öncelikle bir ahlak sorunudur.
Hem ahlaki yönden düşükse hem de cahilse hakaret oranı da o kadar artar.
Ahlak seviyesi daha düşük olanlar, hakareti küfürle süsleyerek, kendince bir sanat icra etmiş olur.
Ne kadar küfür, ne kadar hakaret, o kadar eleştiri yaptığını sanır.
Ve bunu da “cesur” olduğu için yapabildiğini düşünür.
Cahilin cesurundan korkmak, belki de bundandır…
***
Sosyal medya çıktığından bu yana yazı dilinde kullanılan, edebiyatta çok önemli yeri olan veya sanatın diğer kollarında da kendine önemli yer bulan eleştiri kültüründen söz edilmez oldu.
Küfrü basan, hakaretler yağdıran cesur, gözü pek sanıldı.
Oysa kelimelerin tükendiği yer, işte tam da orasıydı…
Bilindiği gibi eleştiri, tenkit demek…
Bir başkasını, bir kurumu veya kuruluşun yanlışını ortaya koymak eleştiridir.
Hatalı işlemlerini tenkit etmek, doğrunun kabul görmesini ve o hatanın tekrarlanmamasını sağlar.
Bunu edebiyle yapmak ise tenkit sahibini de büyütür.
Muhatabın eleştiriye açık olması, onun hakaretleri göğüsleyeceğini, küfürleri sinesine çekeceğini göstermez.
Tenkide açık olmak, ortaya konan hatayı inceleyip, olumlu olumsuz kabullenmektir ve eğer gerçekten tenkitte haklıysa hatadan dönme erdemini göstermektir.
Hiciv ise çok daha başkadır.
Mısralara yüklenen derin anlamlarla yazılan şiirler, eleştirinin kelimelerle dansıdır belki de…
Bir de ironi var…
Söylenenin tam tersini ima eder.
Bazısı bunu anlar, bazısı yazıldığı gibi sanır.
İroni, bana göre eleştirilerin içinde zekâ pırıltısı nedeniyle en üstte olanıdır.
Herkes yazıldığından farklı anlamlar çıkarır ama muhatabın, bunun bir iğneleme olduğunu, aslında öyle bir övgüyü veya yergiyi hak etmediğini bilir.
Ve tabi ki mizahın tüm alanları…
***
Hangi yolu seçerseniz seçin, hangi kelimeleri kullanırsanız kullanın, yazdığınız ve söylediğiniz, sizin sanatınız kadar karakterinizi de ortaya koyar.
Sinirlendiğinizde nasılsınız mesela…
Vefalı mısınız, nankör müsünüz?
Dün övgüyle bahsettiğinizi, bugün yerin dibine sokarken, bunun bir çıkar çatışmasından mıdır, halkın mağduriyetinden midir yoksa sırf muhalefet olsun diye midir, buna önce sizin ikna olmanız lazım.
Sadece kendi kendinizi kandırarak, sırf egonuzu tatmin ederek, sırf çıkarınız zedelendi veya talebiniz karşılanmadı diye insanların onur ve şerefiyle oynamak, eleştiri kültüründe saydığım hiçbir edebe sığmaz.
Bu sizin ne kadar düşük karakterli olduğunuzu gösterir, öncelikle…
Aile terbiyenizden başlamak üzere aldığınız eğitimde ahlaktan nasiplenmediğinizin de habercisi olur.
Oysa eleştiri, konuyu ortaya koyarak yapılır; küfrederek, öne çıkmaya çalışılmaz.
Eleştiri, bir kavga olarak anılıyorsa dahi, burada kelimelerin sihrini kullanırken, “helal olsun” denmeli, edebinden taviz vermediği gösterilmelidir.
Ama kime diyorum ki…
Sosyal medya çıktığından beri, sahte isimlerin arkasına sığınanlar, kendilerini çok cesur sanmaya başladı.
Üstelik de hepsi alleme-i cihan…
İki satır yazı yazınca bütün müellifleri cebinden çıkaracağını sanıyor.
Şairler sultanı oluyor tek mısra yazınca…
Sonra kimseyi beğenmiyor.
Ve ilk önce en büyük rakibi gördüğüne saldırıyor.
Sonra da “yazar” veya “gazeteci” olduğunu düşünüyor.
Bırakın unvanları, meslekleri, makamları, sadece adam olsun, o bütün etiketlerin en önündedir.
Sadece o yeter, gerisi zaten gelir…
Tweetimden seçmeler
Hani hep derler ya bir adamı kırk yıl sırtında taşırsın, sadece bir kez of desen, 40 yılın tamamı yok sayarmış; Biz bunlara nankör diyoruz!
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.