Bisikletli Gezginin Serüvenleri

Bisikletli Gezginin Serüvenleri

İngiltere – Arnavutluk arasında, 50 günde 2 bin 700 kilometreden fazla mesafe bisiklet süren Amerikalı gezgin Daniel Eng, 2025 yılının Ekim ayında, memleketi Portland, Oregon'dan ayrılmıştır ve o zamandan beri evinden uzaktadır.

Amerikan pasaportu sahiplerinin Avrupa'yı özel vize almadan gezebilmelerinin mümkün olduğunu açıklayan Daniel, Schengen Bölgesi üyesi yirmi dokuz ülkeyi gezerken 90/180 Gün Kuralı’na uyulması gerektiğini hatırlatır: “Herhangi bir 180 günlük dönemde, bu ülkelerde en fazla 90 gün geçirebilirsiniz ve istediğiniz kadar giriş çıkış yapabilirsiniz fakat toplamda 90 günü aşmamalısınız.”

Daniel, bisikletini daha önce de uluslararası seyahatlerinde kullanmıştır ve bisikletiyle, Avustralya, Singapur, Malezya ve Avrupa'ya pedal çevirmiştir.

“Bisikletinizi kısmen söküp lastiklerini indirmek ve varışta yeniden monte etmek için gerekli tüm aletleri yanınızda getirmeniz gerekir” hatırlatmasında bulunan Daniel, dayanıklı bir karton kutu tercih eder çünkü bu tür kutular bisiklet dükkânlarında ücretsiz bulunur. Ayrıca, tek yönlü seyahat olunca, varışta kutuyu geri dönüştürmenin kendisini iyi hissettirdiğini ifade eder.

Şimdiki seyahatinde ise, tümüyle uçaksız seyahat etmek isteyen Daniel, gezi maceralarını bana şu şekilde aktarır:

“ABD'nin batı kıyısındaki Portland'dan, ulusal yolcu demiryolu Amtrak ile ülke genelinde seyahat ettim. New York City'ye ulaşmam yaklaşık 70 saat sürdü. Oradan, Cunard Line'ın Queen Mary 2 adlı yolcu gemisine bindim. Avrupa'ya seyahat eden ama bisikleti olmayan bir arkadaşla aynı kabini paylaştım. Yolculuğum, İngiltere'nin Southampton şehrine ulaşmadan önce 7 gece sürdü. Gemide zaman geçirmek için birçok aktivite vardı. Dahası, oldukça lüks bir yerdi. Vardığımda, kendimi oldukça şımartılmış hissettim. Sonrasında, bisikletimle daha az konforlu seyahatime devam ettim.”

İngiltere'ye vardığında, seyahatinin geri kalanı için herhangi bir planı olmadığını; çoğunlukla Londra'da olmak üzere, İngiltere'de birkaç hafta geçirdiğini söyleyen Daniel, şunları anlatır: “Bisikletimi günlük birkaç pound karşılığında saklayabileceğim güvenli bir bisiklet park yeri vardı. Ne var ki; Kasım ayında bu kadar kuzeyde, hava çok soğuk olmaya başlamıştı. Bisiklet sürmek istiyorsam, daha sıcak iklimlere doğru gitmem gerekiyordu. Ayrıca, Balkanlar'da bir bisiklet rotası duymuştum. Bu rotayı kışın tamamlamak mümkün olmasa da o yöne gitmeye karar verdim.”

maras-gundem-2.jpg

On bir ay önce Arnavutluk'a giden Daniel, başkent Tiran'da sadece birkaç gün geçirse de oraya geri dönmek ister. Ayriyeten, çok ilgi çekici bir yer olduğunu düşündüğünden Arnavutluk’un daha fazlasını görmek ister.

Daniel, bisiklet rotasını planlarken, rotayı araştırmak için önceden oturup zaman ayırır. Bir seferde, dört ila beş gün plan ve daha sonra, rota boyunca konaklama rezervasyonu yapar. Kış bisiklet turları için kapalı mekânlarda kalır. Bisikletini de güvenle saklayabileceği yerler arayışına girişir ve bunu önceden teyit etmeye çalışır.

Hırsızların kolayca hedefi olabileceği kaygısıyla, bisikletini gece boyunca güvenli bir şekilde saklayabileceğinden emin olmadan bir yere gitmeyi asla sevmeyen Daniel, birçok büyük şehirde bisiklet saklama seçenekleri olsa da kaydolmanın zor olabildiğini ve ekstra çaba gerektirdiğini belirtir. Bisikletinin güvende olacağını bilmenin verdiği huzurun ise, buna değdiğini ifade eder.

Bisiklet yolları, Daniel’in her zaman favorisidir. Ne var ki; bazı bisiklet yolları, karayolları, demiryolları ve kanallar yapıldıktan sonra inşa edilmiştir. Bazısı ise, daha uzundur. Daha fazla viraj, iniş çıkış, kaldırım ve direk gibi engeller içermektedir. Tüm bunların can sıkıcı olabileceğini belirten Daniel, yoğun trafikli bir ana yol olmadıkça veya bisikletler yasaklanmadıkça, karayolunu tercih eder.

Daniel, “Güvenli bir şekilde gidebildiğim kadar sağda kalmaya özen gösteririm. Yansıtıcı kıyafetler ve ışıklar kullanırım. Ayrıca, arkamdan geçen trafiği görebilmek için kaskıma küçük bir ayna takarım” açıklamasında bulunur.

Avrupa'daki sürücüler oldukça dikkatli olduklarından dolayı, Daniel de çok az sorun yaşar. Zaten, bisikleti de asfaltlanmamış yollarda ve patikalarda iyi performans gösterir. Yine de bunlardan kaçınan Daniel, bu yolların ve patikaların Avrupa'nın yağışlı kışında çok çamurlu hale geldikleri tespitinde bulunur.

Londra'dan Canterbury'ye trenle; Dover'ın Beyaz Kayalıkları’na ise, bisikletiyle giden Daniel, İngiliz Kanalı üzerinden Fransa'daki Dunkirk'e feribotla geçer. Oradan, Lüksemburg'a ulaşana dek doğuya doğru bisikletliyle devam eder ve oradaki en önemli noktalardan biri olan Schengen kasabasını ziyaret eder. Daniel, orada Avrupa Birliği tarihine dair bir müzenin olduğunu; ayrıca, 1985 yılında, orijinal Schengen Anlaşması'nın imzalandığı, Prenses Marie-Astrid Europa adlı orijinal geminin de yer aldığını ve bunun orijinal beş üye ülke için iç sınır kontrollerinin kaldırılması sürecini başlattığını kaydeder.

Daniel, Lüksemburg'dan sonra Fransa'ya geri döner ve İsviçre'nin Basel şehrine ulaşana dek güneye doğru ilerler.

“Noel'den bir hafta önceydi. Noel'e kadar İtalya'da olmak istiyordum. İsviçre'de Alpleri geçmek için hava çok soğuktu. Fransız Akdeniz kıyısına devam etmeyi ve Alpleri dolaşarak Monaco üzerinden İtalya'ya geçmeyi düşündüm. Ama bisikletle çok fazla gün sürecekti. İsviçre'den trenle Lugano'ya gitmeyi tercih ettim. Üç saat içinde, dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli olan Gotthard Tüneli'nden Alplerin altından geçtim. Lugano'dan Milano'ya bisikletle geri döndüm ve birkaç gün orada kaldım” sözleriyle, gezi maceralarını anlatan Daniel, başından geçen kötü bir anısını ise, şu şekilde açıklar: “Birisi hostelden bisikletimi çalmaya kalkıştı. Hırsız adayı, bisikletimi iç avludan resepsiyonun yanından geçirerek taşımış olmalı. Ön tekerlek kadroya kilitliydi. Bisikletimi bir su borusuna bağladığım daha küçük bir kablo vardı. Hostelden ayrılma zamanım geldiğinde, bu küçük kablonun kesildiğini gördüm. Görünüşe göre ya engellenmişlerdi ya da vazgeçmişlerdi. Ucuz atlattım. Bu hadise bana dikkatli olmam gerektiğini hatırlattı. Ayrıca, ek bir ağır hizmet kilidi almaya karar verdim.”

Daniel, Milano'dan doğuya doğru Trieste'ye kadar bisikletiyle gider. Daha sonra, güneye, Hırvatistan'ın Rijeka şehrine doğru yol alır. Bir kez daha, Split'e kadar birkaç tren yolculuğu yapar. Böylece, Hırvatistan'ın kıyı şeridinin oldukça dağlık bir bölgesini atlamış olur. Ayrıca, Split'e, Queen Mary 2 transatlantik geçişinden tanıdığı arkadaşıyla buluşmak için zamanında varır ve yeni yılı arkadaşıyla Stobreč'te kutlar. Birkaç gün dinlendikten sonra, kıyı boyunca bisiklet sürmeye devam eder. Bosna-Hersek'in tek kıyı şeridinden, Neum isminde bir kasabayı içeren 8 kilometreden daha az genişlikteki bir şeritten geçen Daniel, Pelješac Köprüsü’nü atlar ve Neum'da bir gece kalır. Dahası, her iki sınır geçişini de nispeten kolaylıkla yapmıştır.

Daniel, Hırvatistan'a geri döner. Dubrovnik'i, ardından Karadağ'ı (Herzeg-Novi, Kotor ve Bar) ve son olarak, Arnavutluk'a gider. Güney Hırvatistan'da Karadağ'a doğru birkaç gün geçirir ve bisiklet sürerken iyice ıslanmıştır. Gerçi, çantaları tamamen su geçirmezdir.

Neum – Dubrovnik arasındaki yol, Daniel’in bisikletiyle yaptığı en şiddetli yağmur altındaki yolculuğudur. Bölgedeki yağmurölçerler, geçtiği 24 saatlik süre içinde 80 ila 135 mm arasında yağış kaydeder. Daniel, Arnavutluk'ta, güneyde Berat'a kadar bisiklet sürer. Ayrıca, kuzey kıyılarına Divjakë ve Durrës’e de gider.

Daniel, Arnavutluk'ta daha uzun bir süre kalır ancak başlangıçta Ocak ayında iki haftalık kısa bir sapma yapar.

Lüksemburg'da tanıştığı biri, Daniel’e İspanya'daki Kanarya Adaları'nı ziyaret etmesini önerir. – Kanarya Adaları, Afrika kıyılarında, Fas yakınlarında yer alır. – Bunun üzerine, Daniel, uçmama alışkanlığını bozmuştur. Bisikletini Tiran'daki bir hostelde bırakan Daniel, yaklaşık 6 kg ağırlığındaki küçük sırt çantasıyla, İspanya'ya seyahat eder ve ucuz havayollarıyla birkaç adaya uçar. Ayrıca, feribotla seyahat eder.

Daniel, feribot gezisine ilişkin şunları aktarır: “Deniz o kadar dalgalıydı ki; önceden ilaç almama rağmen midem bulandı. Ayrıca, Arnavutluk'a dönüş yolunda Malaga'da birkaç günlük bir aktarma vardı. İspanya, özellikle Kanarya Adaları, son zamanlardaki soğuk ve yağışlı havadan güzel bir kaçış oldu.”

Şubat başından beri, Tiran yakınlarında, gönüllü olarak çalışan Daniel, küçük bir köyde, konaklama ve yemek karşılığı bir pansiyonun işletilmesine yardımcı olur. Böylece, tüm seyahatlerini değerlendirdiğini ve enerji topladığını; uzun süre seyahat etmenin ise, kendisine topluluğun önemini hatırlattığını şu sözlerle açıklar: “Bir yerden bir yere hızlıca hareket ettiğimde, bu topluluklara ait olma duygusunun eksikliğini fark ediyorum. Dışarıdan içeriye bakıyorum. Yavaşlayıp bir köyde zaman geçirmek, dil ve kültürel engellere rağmen, topluluk duygusunu yeniden kazanmamı sağlıyor.”

Arnavut yerlilerinin ziyaretçilere karşı çok dost canlısı olduklarını vurgulayan Daniel, Arnavutluk'tan sonraki planlarının henüz kesinleşmediğini ama Afrika'ya ulaşmak istediğini ve Afrika’nın bisikletiyle gideceği beşinci kıta olacağını açıklar.

Daniel, yakın gelecekteki planlarından ise, şu şekilde bahseder: “Önce feribotla İtalya'ya, daha sonra Tunus'a gidebilirim. Muhtemelen oradan İspanya'ya geçeceğim. Şu an İspanya'dan ABD'ye dönüş için esnek bir uçak biletim var. Yine de uçmaktan kaçınma isteğim var. Belki de bir yelkenli gemide çalışmak veya gönüllü olmak ve Portekiz kıyılarından batıya doğru transatlantik geçişi yapmak için bazı fırsatlar vardır.”

Bisikletiyle yolculuğuna yabancı topraklarda, her gün yeni maceralarla ve deneyimlerle devam etmeyi özleyen Daniel, Portland'da (Amerika) onu bekleyen ailesini ve arkadaşlarını da bir o kadar özler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Esat BEŞER Arşivi