Bahara Kar Yağışı ile Merhaba!
Geçtiğimiz yıl kuraklık, don ve soğuk yüzünden meyve ağaçlarının adeta kurutulduğu bir yaz yaşadık. Çiftçi perişan oldu, üretici çaresiz kaldı. Şimdi ise 2026 yılına girerken umutluyuz… Bu yazın bereketli olmasını diliyoruz ama temennilerle gerçekler her zaman örtüşmüyor.
Bugün 31 Mart… Kahramanmaraş’ın yüksek kesimlerine kar yağarken, şehir merkezinde yağmur ve ayaz var. Hava sıcaklığı sıfır dereceye kadar düşmüş durumda. Doğa kendi dengesini kurmaya çalışıyor. Şubat ortasında çiçek açan ağaçlar şimdilik büyük bir zarar görmedi ama herkesin gözü gökyüzünde.
Yüksek kesimlerde yağan kar, yaylalar için umut; ovadaki üretici için ise temkinli bir bekleyiş demek. Eğer bu denge korunursa, evet, bu yıl meyve bol olabilir. Ama artık kimse “kesin olacak” diyemiyor. Çünkü dünya eski dünya değil!
Mart ayına veda ederken, dünyanın haline bakıyoruz: Açıkça söylemek lazım, dünya yanıyor!
Katil oğlu katil Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran üzerine yürüttüğü saldırılar sadece bir bölgeyi değil, bütün dünyayı ateşe atmış durumda. Enerji piyasaları altüst, petrol tırmanıyor, mazot ve benzin birçok ülkede tükenme noktasına geliyor.
Tarım cephesinde ise tablo daha da vahim. Gübre üretimi ham maddeye bağlı, ham madde yoksa üretim yok. Üretim yoksa yarın ekmek de yok! Bugün raflar dolu olabilir ama yarının garantisi yok.
Türkiye’ye dönelim… Evet, bugün için petrolümüz var, doğalgazımız var, gübre bulunuyor. Ama bu tabloya bakıp rehavete kapılmak büyük hata olur. 2027’nin üretimi bugün planlanmazsa, yarın biz de aynı darboğazın içine sürükleniriz.
Hakan Fidan Körfez’de diplomasi yürütüyor, Recep Tayyip Erdoğan dünya liderleriyle telefon trafiğini sürdürüyor. Türkiye, savaşa girmemek için yoğun çaba harcıyor. Bu, bugün için en doğru ve en akılcı tutumdur.
Nitekim siyasetin her kesiminden de bu duruşa destek geliyor. Çünkü herkes biliyor ki bu ateşe girenin yanmadan çıkması mümkün değil.
Ama diğer tarafta farklı bir tablo var… İsrail, savaşın büyümesi için adeta körükle gidiyor. Barış değil, kaos istiyor. Ve dünya buna ya sessiz kalıyor ya da sadece izliyor.
2026 baharı yağış ve bereket getirdi ama küresel ekonomi için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Savaşın faturası cephedekilere değil, dünyanın dört bir yanındaki masum insanlara kesiliyor.
Dünyanın farklı ülkelerinde görev yapan gazeteci dostlarımız açık konuşuyor: “Bu savaş iki hafta daha böyle devam ederse, ekonomik kriz domino etkisiyle ülkeleri yıkar, iç karışıklıklar başlar.”
İsrail’de halk sokakta. Kendi yönetimine karşı ayakta. adı Güvenlik güçlerinin olduğu söylenen İsrailli teröristler sert müdahalesi ise başka bir krizi tetikliyor. ABD’de eyaletler karışıyor, Avrupa’da halk meydanlara inmiş durumda. Diploması yetmiyor, sokaklar konuşuyor.
Bahar geldi… Yağmur var, kar var… Ama kara bulutlar da eksik değil.
İki aktörün çıkar savaşı, milyarlarca , milyarlarca insanın hayatını etkiliyor. Bu nasıl bir düzen, bu nasıl bir adalet?
Açık konuşalım: Dünya birkaç güç odağının insafına bırakılmış durumda. Ve bunun bedelini her zaman olduğu gibi yine gariban, yine üretici, yine sıradan insan ödüyor.
Temennimiz belli ama gerçekler ortada: Eğer bu savaş durmazsa, sadece cepheler değil, ekonomiler, toplumlar ve gelecek de çökecek.
Artık barış bir tercih değil, zorunluluktur.
Hayırlı günler diliyorum.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.