Naif Karabatak
Aptallık ve ahmaklık arasında bir yer!
Özgürlük, insanların sahip olduğu kazanımlarını rahatlıkla kullanmanın bir adıdır aslında. Bu nefes alma özgürlüğünde de böyle, ibadet etmede de, konuşma veya yazmada da…
Listeyi elbet uzatabiliriz.
Seyahat etme özgürlüğü, çalışma hakkı, eğitim alma hakkı gibi…
İnsanların inandıklarını yaşaması da bir haktır;hem de hakların en önemlileri…
Neye inanıyorsanız, onun gereklerini yerine getirmede özgür olacaksınız.
Hangi dine inanıyorsanız, o dinin gereğini yapmanız gerekiyorsa bunu rahatlıkla yapabileceksiniz.
Çalışmak isteyen birisine engel koymak, kafalardaki şablonla alakalı...
Hayatınız boyunca bir memurun nasıl giyindiğini görmüşseniz, size asla farklı bir kıyafeti kabullendirmek kolay değildir.
Çünkü beyninizin, bir başka açıya odaklanma şansı yoktur, o tarafınız körelmiştir.
İnsanların tek tip giyinmesi, görüntü açısından sizin hoşunuza gidebilir.
Belki kolay ayrıt edersiniz, “garsonlar buraya, aşçılar buraya, memurlar buraya” ve “zenginler buraya, fakirler buraya” diye…
İnsanları kategorize edersiniz; sınıflandırır, renklendirir, şekillendirirsiniz.
Çünkü siz hayata bakışınız şekilden ibarettir.
Alışkın olduğunuzun dışında bir kabulünüz olamaz.
Göz aşinalığınız, beyninizle alakalıdır.
Beyni çalıştırma yerine çok daha abes işlerle uğraşınca haliyle bu bakış açısı kaçınılmaz oluyor.
Bir hemşireyi başı açık kabullenebilirsiniz, başına kep taktığında da bu size doğal gelir.
Ama bir hemşirenin başının örtülü olmasını asla kabullenemezsiniz.
Çünkü beyninize bu öğretilmemiştir; sizi kumanda edenler, insanların nasıl sınıflandırılacağını öğretmiştir.
Bıyıklı bir asker size ters gelir; çünkü bütün askerler bıyıksızdır.
Beyniniz, burada da devreye giremez; köreltilen, kumanda edilen şekliyle algılamaya çabalar.
Bazen saçmalar, bazen bir ışık saçar, bir kapı aralar.
Sorun bakış açınızda falan değil, sorun bizzat sizin beyninizle ilgilidir.
Tedavi edilmesi gereken bir hastalığa tutulduğunuz açık ama bunu itiraf edemeyecek kadar da korkaksınız.
Sadece bu kıyafette böyle değil, başka alanlarda da böyle…
Mesela sizin için denizin altında trenin gitmesi mümkün değildir.
Bu size öğretilmemiş; sloganlarla büyümüş, andımızı kalkınma için yeterli sayacak kadar eğitilmişsiniz.
Ağaç kesmeye karşı çıkacak kadar çevreci olduğunuz söylersiniz ama elinize bir fidan aldığınız görülmemiştir.
Hatta siz “kıyamet kopacağını da bilseniz, elinizdeki fidanı dikin” öğretisinden de bihaber olmalısınız…
Çünkü siz, ancak kumanda edildiğiniz gibi algılamaya müsait bir yapıdasınız.
Siz toplumu tek tipe döndürmeye çabalayan çağın gerisinde kalmış bir ideolojinin peşinde koşanlarsınız…
***
Bugün meclis yeni bir kaosun eşiğinden dönecek.
Dönüp, dönmemesi milletin vekillerine bağlı.
Ya yasakçı tutumunu takınarak, çocuklar gibi barikat kuracak, el çırpıp, horon tepecekler ya da ağır uslu şekilde yerine oturup, içeriye giren hanımlara sadece bir nazar edecekler, özgürlüğünü yaşadığını görerek…
Canan Arıtman’a göre bazıları aptallık edecek…
Yani milletvekili olan üç bayan, başörtülü TBMM’ye gelince “aptallık etmiş” olacaklar…
Çünkü beyninin algılama kapasitesi, aynada kendisinin aynısını görmekten ibarettir.
Zekâ seviyesi, farklı bir kıyafeti, farklı bir düşünceyi, farklı kültürü, farklı inancı kabullenemez.
Aptal olmadığı kesin, en azından kendisi öyle inanmış.
Ama kendisi gibi olmayan ve bir hakkı talep edense “aptal” olabiliyor.
Çünkü öyle kumanda edilmiş…
***
Ya da ahmaklık edecekler…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bazı vekillerin muhtemel engellemesinin ahmaklık olacağını söylüyordu çünkü…
Bir başkasına “benim gibi olacaksın” demek ve bunu dayatmak ancak “ahmaklıkla” açıklanabilirdi…
***
İşte bunlardan hangisinin geçerli olduğunu bugün anlayacağız.
En temel hakkını kullanan bayan vekillerin meclise başı örtülü gelmelerine “aptallık” gözüyle bakanların ne kadar alçalabileceğine tanıklık edeceğiz veya ahmak olmadıklarını gösterdiklerine şahitlik edeceğiz.
Bu sınav, aptallıkla ahmaklık arasında bir yerde ama hangisinde veya hiç birisinde…
Buyurun ne kadar beyninizin çalıştığını gösterin…
Tweetimden seçmeler
İnanın Türkiye'deki gündemin büyük bir bölümü, magazin haberleri kadar gereksizdir, gerçek dışıdır, şöhret amaçlıdır, şova dönüktür!
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.