Naif Karabatak
Anne! Biraz marjinal olup geleceğim!
Matematikteki anlamını bir yana bırakırsak, marjinal kelimesinin “aykırı” anlamında kullanıldığını hepimiz biliyoruz.
Belki de bilmememiz gerekeni biliyoruz ama bilmemiz gerekeni bilmiyoruz.
Tıpkı “aykırı”yı bilmediğimiz gibi…
Günümüzde marjinal kelimesini “terör”le eş anlamlı kullanan veya öyle gösterenler var.
Bunun için hatırı sayılır bir çabanın içine girenler, “marjinal” olduklarını belirterek, “aklanacaklarını” sanıyorlar.
Oysa aykırı olmak farklı bir şeydir.
Sıradan olmamaktır.
Farklı bakış açısı yakalayabilmektir.
Düşünceleriyle toplumun önünde olduğunu gösterebilendir.
Belki kıyafetiyle, tavır ve davranışlarıyla topluma uygun olmayabilirler ama sorun dış görünüş değil, kafa yapısıdır.
Marjinal, yani aykırı insan, her meslekte olabildiği gibi işsiz güçsüz insanlar arasından da çıkabilir.
Sokakta el açıp para isteyenlere “dilenci” diyoruz ama bu para istemeyi farklı yöntemlerle yapanlarsa marjinal sınıfına giriyor.
Belki saz çalıyordur, resim yapıyordur, amuda kalkıyordur, gülüyordur, ağlıyordur, oyun kuruyor, insanlara ibret dolu sözler söylüyordur.
Ama sonunda alacağı parayı alıyordur.
Dileniyor ama sıradan dilencilerden farkını ortaya koymaya çalışıyor ve zaten öyle olduğunu da kanıtlıyordur.
Yoksa marjinal olmak, yakmak veya yıkmak değildir.
Sokaklara çıkıp terör estirmek, marjinal olmayı gerektirmez, terörist olursun, sıradanlaşır gidersin.
“Atatürkçü” olmak, marjinal olmayı gerektirmez.
Zira bu ülkede yeterince Atatürkçü var ve bu sıradanlaştı.
Ülkesini sevmek, bayrağına sahip çıkmak, vatanını korumak, milletini sevmek de marjinallikle ilişkilendirilemez.
Laiklik ise bunun sağından veya solundan geçmez.
Öte yandan “Darbecilik” de marjinallik değildir.
Bütün bunlardan zaten yeterince var.
Bir olayla ilgili, toplumun tüm kesimlerinin ortak fikrini taşımanız, sizi marjinal etmez.
Ama tüm toplumun yapamadığı bir başarıya imza atmak, sizi marjinalleştirebilir.
Belki de sadece iyi şeylerde “aykırı” olunacağı fikri yanlış anlaşılabilir.
Zira kötülükte de marjinal olmak, bu düşünce yapısında olanların olmazsa olmazıdır.
Yaşam biçimiyle, kıyafetiyle, aksesuarlarıyla farklı olduğunu ortaya koyabilirsin.
Düşünce olarak da bunu yapabilirsin.
İlla toplumdan dışlanarak aykırı olunmaz.
Toplumun içinde ama o toplumun daha iyi yere gelmesi için farklı fikirler, hiç kimsenin aklına gelmeyen düşünceler taşıyabilirsin.
Sadece düşünce bazında kalmaz elbet, bunu eyleme de dönüştürmen gerekir.
Marjinallik, bu açıdan cesaret gerektiren bir tercihtir.
Ama bu cesaret, başkasının özgürlüğünü elinden almayı, ona hakaret etmeyi, malını yağmalamayı, yakmayı, yıkmayı, taş atmayı, Molotof kullanmayı gerektirmez.
Çünkü bunu yapanlar, ne kadar kendilerini marjinal gösterirse göstersin, dünyanın her tarafında olan ve çoğunluğu da “kiralık” olan teröristten başka bir şey değildir.
Taksim Gezi Parkı sonrasında bir kez daha gündemimizi işgal eden marjinaller, bu açıdan “hak etmedikleri bir sıfatı sahiplenmeye çalıştıkları” izlenimini verdiler.
Ortada aykırı hiçbir şey yoktu.
30 yıldır bu ülkede terör olayları olmuştu.
Ölenler ve öldürenler yabancı değildi.
Şiddet kullananlar veya hoşgörü gösterenleri de gördük.
Ama marjinalliği bir türlü göremedik.
Hem marjinal olmak, toplumun bir kesimini yok saymak, insanların inançlarına hakaret etmek veya hor görmek de değildir.
89 yıldır bu ülkede “marjinal” diyebileceğimiz kişilerin sayısı, sanıldığı gibi çok fazla olmadı.
Yürekli insanlardır onlar…
Kalemleriyle yanlışı düzeltirler…
Eylemleriyle hataları önlerler…
Sözleriyle toplumu şekillendirirler…
Yaptıklarıyla tarihe adını altın harflerle yazdırırlar…
Düşünceleriyle insanların dudaklarında uçuk çıkartırlar…
“Biz nasıl da düşünemedik” diye hayretten hayrete düşürürler…
İcat yaparlar, yeniliklerle insanlara farklı bir yaşam tarzı sunarlar.
Sanat yapsanız da, siyasetle uğraşsanız da, bürokrasinin farklı kademelerinde çalışsanız da “sıradanlığın” dışına çıkarak, farklı bir metot elde edebiliyorsanız, siz marjinalsiniz…
Marjinal olmak, sanıldığı gibi kolay değil…
Anlayacağımız, evden çıkarken “Anne! Biraz marjinal olup geleceğim” deyip, sağa sola Molotof atarak marjinal olunmaz!
89 yıldır bu ülkede “izindeyiz” deyip, yerinde sayarak, durarak da marjinal olunmaz.
Sıkıysa bu ülkeyi, bulunduğu yerde çok daha ileriye, çok daha müreffeh, çok daha demokrat, çok daha yaşanabilir yer haline getirecek kadar marjinal olun!
Ve beni de aranızda bilin…
Twitimden seçmeler
Yakan adam, yıkan adam, kaçan adam, götüren adam, getiren adam, vuran adam, öldüren adam ve duran adam. Şu öndeki ekleri bir alsalar!
Hanzala’nın Gülüşü
16 Ocak 2025 Perşembe 16:21Başkasının Yaşam Standardını Belirlemek
25 Aralık 2024 Çarşamba 18:10Asgari Ücret Üzerinden Adalet
05 Aralık 2024 Perşembe 15:55Takvim Yaprakları…
28 Kasım 2024 Perşembe 11:22İlginç ve Gizemli Bir Köy; Barbaros
14 Ekim 2024 Pazartesi 16:07Hikâyeler Nasıl Yazılırmış?
08 Ekim 2024 Salı 14:52Kaçıncı Dünya Savaşı?
29 Eylül 2024 Pazar 13:16‘Kadim Şehir’ Derken Bir Daha Düşünün!
10 Eylül 2024 Salı 13:02Evliya Çelebi’nin Seyyah Olduğu Yer; Ahi Çelebi Cami
04 Eylül 2024 Çarşamba 15:03Camileri Ticarethane Olmaktan Kurtarın!
19 Ağustos 2024 Pazartesi 11:18

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.