Gönül Dünyamızı Aydınlatan Mümtaz Şahsiyetler -18-

Gönül ve ruh dünyamızı aydınlatan şahsiyetlerimizi unutmamak adına O zatların, miladi ya da hicri vefat yıldönümleri geldiğinde, hayatlarına dair kısa bilgileri derleyerek her Cumartesi bu köşede yazmaktayım. Bu hafta ki gönül dünyamızı aydınlatan mümtaz şahsiyetlerden bazıları:

resim-1-hasan-basri-cantay.jpg

HASAN BASRİ ÇANTAY

İslam bilgini, şair, gazeteci, siyaset adamı, 1887'de Balıkesir'de doğdu. Ünlü müfessir Osman Nuri Efendi ile Müstecabizade Adil Efendi'den Farsça, Balıkesir Mevlevihanesi'nde ise Ragıbzade Ahmed Naci Dede'den Arapça eğitimi alarak, bir yandan da hukuk, felsefe, Kur'an-ı Kerim yorumu, iktisat ve maliye ilimlerini tahsil etti. Milli Mücadele döneminde halkın silahlanması konusunda fiilen öncülük etti. Yazılarıyla Milli Mücadele'yi destekledi. 1. TBMM'ye Balıkesir Mebusu olarak girdi ve hiçbir gruba eğilim göstermeden bağımsız kaldı.  Mehmet Akif Ersoy ile yakın arkadaşlığı oldu. M.Akif, Yunan zulmü haberlerinin etkisiyle yazdığı "Bülbül" isimli şiirini Hasan Basri Çantay'a ithaf etti.

En çok "Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim" isimli meal kitabıyla tanındı. Kitabın gelirini, kendi adına yaptırılan camiye harcadı.  Yazdığı yazılardan hiçbir zaman telif almadı. Musiki ile de ilgilendi. Besteler yaparak sanatla olan samimi iletişimini bu şekilde ortaya koydu. "Mektebli Yavrularıma" "Müslümanlıkta Himaye-i Etfal" "Ülkü Edebiyatı" "Zekâ Demetleri"  "Kırk Hadis ve Mealleri"  "Kara Günler ve İbret Levhaları" ve "Akifname" gibi çok sayıda eser yayınladı. Ömrünün son yıllarını dini, ilmi ve edebi araştırmalar yaparak geçirdi.  3 Aralık 1964'te Balıkesir’de Hakka yürüdü. Rahmetle anıyoruz.

resim-2-008.jpg

BESTEKÂR LEYLA HANIM

Türk Şair, bestekâr, 1850 yılında İstanbul’da doğdu. Küçüklüğü Sultan Abdülmecit’in kızı Münire Sultan’ın maiyetinde Dolmabahçe Sarayında geçti. Giritli Kutbi Efendi’den Osmanlı şiiri ve aruz öğrendi. “Harem ve Saray Adatı Kadimesi” adını verdiği kitabında Çırağan Sarayı'ndaki sosyal yaşamı anlattı. Abdülhak Hamit'in önsözünü yazdığı “Solmuş Çiçekler” adlı şiir kitabını 1928 de yayımladı. Mûsiki çevrelerinde Dilhayat Kalfa’dan sonra ikinci önemli kadın bestekâr olarak anılır. Soyadı kanunu çıkmasıyla soyadını “Saz” olarak aldı.

Çeşitli makam ve usullerde iki yüz kadar şarkı besteledi. “Yaslı gittim şen geldim” mısraıyla başlayan hicaz marşı büyük rağbet görmüş “Mâni oluyor hâlimi takrîre hicâbım” mısraıyla başlayan sûzidil, “Nerdesin, nerde acep gamla bıraktın da beni” mısraıyla başlayan hicazkâr ve “Ey sabâh-ı hüsn ü ânın âfitâb-ı enveri” mısraıyla başlayan hüzzam şarkıları onun çok sevilen eserlerinden bazılarıdır, İyi bir besteci olduğu kadar da iyi güfte yazarı. Hanende İbrahim Uygun’un Hicaz makamında bestelediği “Seni sevda çiçeğim tac-ı serim” şarkısının sözleri de Leyla Hanım’a aittir. 6 Aralık 1936 da vefat ettiğinde  Edirnekapı Şehitliğine defnedildi. Rahmetle anıyoruz.

resim-3-nihal-atsiz.jpg

HÜSEYİN NİHÂL ATSIZ

Türk yazar, şair, düşünür ve öğretmen. 12 Ocak 1905 de İstanbul’da doğdu. Tahsil gördüğü Askeri Tıbbiye'de Türkçülük akımının tesirinde kaldı. Bu yüzden yaşadığı sorunlar nedeniyle atıldı. İstanbul Darülfünunu Edebiyat Bölümü'nden 1930 da mezun oldu. Yazdığı bir makale, hocası Mehmet Fuat Köprülü'nün dikkatini çekmişti. Onu yanına asistanı olarak üniversiteye aldı. Bu dönemde “Atsız Mecmua” isimli çıkardığı dergideki yazıları nedeniyle asistanlıktan uzaklaştırıldı.

İkinci Dünya Savaşı'nın bitimi Türkiye'de ideolojilerin çarpıştığı bir dönemdi. Orhun Dergisi'nde başbakan Şükrü Saracoğlu'na bir çağrı yayınladı. Pertev Naili Boratav, Sabahattin Ali gibi isimlerin Marksist bir hareket içinde olduğunu öne sürdü ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in istifasını istedi. Bu çağrı, birçok ilde Komünizm aleyhinde ufak çaplı ayaklanmaları tetikledi. Bu hareketiyle, Boğaziçi Lisesi'ndeki görevinden alındı ve Orhun Dergisi kapatıldı. Daha sonra “Markisitlerin Doğu'daki gizli çalışmaları” makalesi tepki topladı. 15 ay hapse mahkûm edildi. Bu mahkûmiyet kararının ardından çalıştığı üniversitedeki öğretmen ve öğrencileri dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ten affını istediler ve bu istekleri kabul edildi. 11 Aralık 1975'de geçirdiği kalk krizi sonucu hayatını kaybetti. Rahmetle anıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar