Diyabete dikkat!

Diyabete dikkat!
ERÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Öner, insülinin vücutta görev yapamaması nedeniyle kan şekerinin yüksekliği ile seyreden bir hastalık olan diyabetin göze etkilerinin tedavi edilmemesi durumunda körlüğe yol açtığını

Gözün diyabetten en çok etkilenen organlardan biri olduğunu dikkat çeken Doç. Dr. Öner, "Diyabette gözün bütün bölümleri etkilenir. Görme kaybının nedeni ise, retina (ağsı tabaka) damarlarında ortaya çıkan değişikliklerdir. Bu durum 'Diyabetik Retinopati' olarak tanımlanır. Tüm dünyada 120 milyon diyabet hastası vardır ve 2,5 milyon kişi diyabet nedeniyle görmesini yitirmiştir" dedi.

Doç. Dr. Ayşe Öztürk Öner, diyabetik retinopati ile ilgili şunları söyledi:

"Diyabetik retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gelmektedir. Gerek Tip I (İnsüline bağımlı), gerekse Tip II (İnsülinden bağımsız) diyabette hastalığın süresi ne kadar uzunsa, kan şekerinde düzensizlikler ne kadar fazla ise, göz damarları o ölçüde hasar görür. On yıldır Tip l diyabeti olan her 100 kişinin 70-90'ında retinopati bulguları vardır. Tip ll diyabette retinopati daha geç başlar ve daha hafif seyreder. On beş yıldır Tip ll diyabeti olan 100 kişinin 60'ında retinopati mevcuttur.

Tedavi edilmeyen diyabet hastaları normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski bulunmaktadır. Kan şekeri kontrolü retinopati seyrinde önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri retinanın bozulmasını, hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır. Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Diyabette retinadaki kılcal damarların yapısı bozulmakta, hücre kaybı sonucunda damar geçirgenliği artmakta, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddeler birikmektedir.

Ayrıca beraberinde kılcal damarlar tıkanarak beslenmeyen retina alanlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşarak, retinanın önünde ve içinde kanamalar gelişmesine neden olmaktadır. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmeleri görülebilir."

Keskin görme noktasında ödem oluşmadığı için erken dönemde diyabetin gözde yaptığı değişikliklerin herhangi bir belirtiye yol açmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Ayşe Öztürk Öner, hastalığın ileri seviyelerde gözde kanamalara, görme bulanıklığını, bazen de gözün tamamen kaybedilmesine yol açtığını kaydetti.

Doç. Dr. Öner, "Diyabet teşhisi konan hastalar, hiçbir şikâyeti olmasa dahi her yıl göz muayenesi olmalıdır. Damla ile göz bebeği genişletilir, göz dibi retinopati açısından ayrıntılı olarak incelenir. Diyabetik retinopati başladığı tespit edildiğinde, takip muayeneleri daha sık yapılır. Gerektiğinde ön kol damarından ilaç vererek göz dibinin fotoğrafı çekilir. Bu işlem retina anjiografisi (fundus floresein anjiografi-FFA) olarak adlandırılır. Çoğu vaka takip edilir. Ancak belirli bir grup hasta görmenin korunması için tedaviye alınır.

Diyabetik retinopatinin tedavisi erken teşhisin yanında, hastanın diyabet tedavisine ve diyetine özen göstermesine de bağlıdır. Diabetik retinopati hiçbir belirti vermeden de bulunabilmektedir. Diyabet hastaları en az yılda bir defa göz doktoru tarafından kontrol edilmelidir. Daha sık kontroller diyabetik retinopatisi tanısı konan hastalarda uygundur" şeklinde konuştu.

İHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.