Mehmet GÜLER
Pamuk İpliğine Bağlı Ahlaklar
Son zamanlarda sanırım en çok duyulan ifade “ahlakın bozulması”…
Ahlak bozulmasın diye;
TV, dizi, film ve programlara getirilen sansürler
Ahlakımıza ters ifadeleriyle herkesi ortak davranışlara sürüklemek isteyen gruplar
Baskın inanç-düşünce evreni içine girmeyen herkesin ahlaksız olarak damgalandığı yaklaşımlar
Salt inançsal bir görünüm arz etmesi hasebiyle belirli gruplarda yapılan tüm kötülüklerin meşrulaştırılma gayeleri
Sessizlerin sesiyiz diye çıkılan yolda,sesini çıkaran herkesin nefesinin kesildiği süreçler
Kimsesizlerin kimi olacakken kimsenin görülmediği dönüşümler
“Adalet, özgürlük ve hoşgörü” mefhumunu; kendi ideolojik dünyasında yaşamayan hiç kimseye reva görmeyen klikler
Ahlakı, salt dini hususiyetler çerçevesinde yorumlayabilen zihinler
Ve her şeyden öte en önemlisi;
Kırılgan bir ahlak…
Ahlakın bozulmasına sebebiyet verileceği düşünülen her şeye orantısız, radikal tepkiler verilirken ahlakın bu kadar kolay bozulması üzerine hiç zihin yorulmuyor?
Her fırsatta dilimize pelesenk ettiğimiz “ahlak”ımız;
Neden bu kadar kırılgan?
Neden bu kadar hassas?
Neden bu kadar savunmasız?
Neden böylesine ince bir pamuk ipliğine bağlı?
Üzerine özenle titrediğimiz ahlakımız gördüğü kötü bir örnek neden hemen bozuluyor?
Bozulmaya bu kadar açık ve hevesli olmasında bir mesele yok mu?
Asıl mesele zaten bu değil mi?
Ahlakımızın bu kadar çıt kırıldım olmasını sorgulayacak bir zihin yok mu?
Küçük bir rüzgarda sarsılmayacak bir ahlak mefhumu inşa edememek miyiz?
Yoksa her fırsatta bozulmak için bahane arayan bir ahlaka mı sahip olacağız?
Ahlak zaten zor hususlarda, yanlış hususlarda doğrudan vazgeçmeme, dik durma erdemi değil mi?
Peki nedir ahlak?
Toplumun genelinin belirlediği değerlerler silsilesi mi?
Sayıca daha fazla insanın bir kuralı, bir geleneği benimsemesi mi?
Ahlakı salt toplumsal ve coğrafi değerlere indirgeyenler bir yerde hata yapmıyor mu?
Ahlak mefhumunda; “adalet, vicdan, merhamet, dürüstlük, şeffaflık” vb. temel evrensel ilkeler referans alınsa daha iyi olmaz mı?
Ahlak; topluma ve coğrafyaya göre değişmeyen evrensel ilkeleri benimsemektir.
Bozulmak için bahane aramama dirayetidir.
Çıkarlar ve ilkeler ikileminde, ilkeleri baz alabilme erdemini sergileyebilmektir.
Başkalarının “bireysel” alanına girmemektir.
Başkalarını rahatsız etmemek değil; başkası için rahatsızlık duymaktır.
Ve en mühimi;
“Birey”in; inancına, fikrine, tercihine, yaşam tarzına” saygı duymak, hoşgörü göstermek” gibi üsttenci bir yaklaşım sergilemekten ziyade onun alanına müdahil olma yahut alanı hakkında fikir beyan etme cürreti göstermekten imtina etmektir.
Bütün anketler ve eğitimciler ara sürelerin devamı hususunda görüş beyan ederken sahanın sesi yine mi dinlenmeyecek?
04 Mayıs 2026 Pazartesi 16:14Türkçe Öğretmenlerinin Çığlıklarını ve Taleplerini Duyan Var mı?
28 Nisan 2026 Salı 08:46Ek Ders Sistemi Sil Baştan Düzenlenmelidir
01 Nisan 2026 Çarşamba 14:51Gömelim Gel Seni Tarihe Desem Sığmazsın
18 Mart 2026 Çarşamba 11:36Nöbet Görevi, Güvenlik, Sağlık ve Yardımcı Personel ile Yürütülmelidir
05 Mart 2026 Perşembe 14:55Sessizce işini yapanlar neden değer görmüyor?
25 Aralık 2025 Perşembe 11:25Sustukça Değersizleşeceğiz
20 Aralık 2025 Cumartesi 12:08Veli Merkezli Eğitim Sistemine mi Geçildi?
26 Kasım 2025 Çarşamba 17:16Bütün çocuklar onun öz yavruları gibiydi…
29 Ekim 2025 Çarşamba 10:34MEB’de Çığırından Çıkan Proje Baskısı ve Evrak Yükü
15 Ekim 2025 Çarşamba 09:42

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.