KİTAP FUARIYLA YETİNMEYELİM, EDEBİYAT ŞEHRİ OLDUĞUMUZU SOKAKLARIMIZDA DA GÖSTERELİM!
Kahramanmaraş’ta 11 yıl önce dönemin Belediye Başkanı Mustafa Poyraz tarafından ilk harcı atılan bir kültür hareketi vardı. O günlerde belki de bugünlere uzanacak büyük bir edebiyat yolculuğunun ilk adımları atılıyordu.
Aradan yıllar geçti. Kitap fuarı büyüdü, gelişti, şehrin kültür hayatında kendisine sağlam bir yer edindi.
Şimdi 11’inci Uluslararası Kahramanmaraş Kitap Fuarı için geri sayım başladı. 16 Ekim’de KAFUM’da kapılarını açacak olan fuar, 25 Ekim’e kadar 400 yazar ve şairi, 150 yayınevini, 50 söyleşi programını edebiyatseverlerle buluşturacak.
Şimdiden hayırlı olsun.
Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Çünkü kitap fuarları yalnızca kitapların sergilendiği alanlar değildir. Bir şehrin hafızasını tazeleyen, insanları düşünceyle buluşturan, gençlere yeni ufuklar açan önemli kültür organizasyonlarıdır.
Ancak benim asıl üzerinde durmak istediğim konu başka…
BİZ SADECE KİTAP FUARI DÜZENLEYEN BİR ŞEHİR Mİ OLACAĞIZ?
Kahramanmaraş, UNESCO tarafından Edebiyat Şehri unvanıyla tescillendi.
Bu, öyle sıradan bir unvan değil. Her şehre nasip olmayan, tarihî ve kültürel birikimimizin dünyaya ilan edilmesi anlamına geliyor.
Peki, şimdi kendimize şu soruyu sormamız gerekmiyor mu?
UNESCO Edebiyat Şehri olduğumuzu şehrin neresinde görüyoruz?
Bir tabelada mı?
Bir etkinliğin açılış konuşmasında mı?
Yoksa şehrin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında ve günlük hayatımızın içinde mi?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Kahramanmaraş, edebiyatın ve sözlü kültürün bereketli topraklarından biridir. Bu coğrafya nice şair, yazar, ozan ve fikir insanı yetiştirdi. Karacaoğlan’dan Âşık Mahzuni Şerif’e, nice edebiyat ve düşünce insanından günümüze uzanan güçlü bir kültür mirasına sahibiz.
Böylesine zengin bir birikime sahip olan şehrin, edebiyatı yalnızca fuar günlerinde hatırlaması yeterli olabilir mi?
Bence olamaz!
DUBLİN BAŞARMIŞSA KAHRAMANMARAŞ NEDEN BAŞARAMASIN?
Dünyada edebiyat ve kültür kimliğini günlük hayatın bir parçası hâline getiren şehirler var. İrlanda’nın başkenti Dublin bunlardan biri.
Dublin’e gittiğinizde edebiyatı yalnızca kitap raflarında görmüyorsunuz. Sokaklarda, duvarlarda, sanat eserlerinde ve kültür bölgelerinde hissediyorsunuz.
Temple Bar bölgesinde sokak sanatıyla karşılaşıyorsunuz. Love Lane’de şiirsel ifadeler ve renkli seramikler dikkatinizi çekiyor. Creative Quarter’da tasarım, sanat ve yaratıcılık iç içe geçiyor. Camden Street çevresinde duvar resimleri şehre ayrı bir kimlik kazandırıyor.
Francis Street ise antikacıları, sanat galerileri ve el sanatlarıyla öne çıkıyor.
Yani Dublin, kültürünü yalnızca anlatmıyor; yaşatıyor, gösteriyor ve ziyaretçilerine hissettiriyor.
Bir de dönüp kendi şehrimize bakalım.
Kahramanmaraş’ın eksiği edebiyat mı? Hayır!
Eksiğimiz, sahip olduğumuz bu büyük edebiyat mirasını şehrin her köşesinde görünür kılacak dokunuşları yeterince hayata geçirememek.
Elbette Dublin ile Kahramanmaraş’ın tarihî ve şehircilik şartları aynı değil. Ancak kültürü sokağa taşıma fikrinden öğreneceğimiz çok şey var.
İLK ADIM BASİT: ŞAİRLERİMİZİ VE YAZARLARIMIZI SOKAKLARIMIZDA YAŞATALIM!
Büyük projelerden, milyonlarca liralık yatırımlardan söz etmiyorum.
Önce küçük ama anlamlı bir adım atalım.
Bu topraklarda yetişmiş, yaşamış veya şehrimizin kültür hayatına iz bırakmış şairlerimizin, yazarlarımızın ve fikir insanlarımızın isimlerini caddelerimize, sokaklarımıza ve uygun kamusal alanlarımıza verelim.
Ama yalnızca isimlerini yazmakla yetinmeyelim.
O sokağa girdiğinizde sizi o ismin hikâyesi karşılasın.
Bir tabelada hayatı anlatılsın. Eserlerinden kısa bir bölüm yer alsın. Şehre ve edebiyatımıza katkısı birkaç cümleyle anlatılsın.
İmkân olan yerlerde QR kod uygulamasıyla vatandaşlarımızın ve turistlerin o kişinin eserlerine, hayatına ve biyografisine ulaşması sağlansın.
Düşünsenize…
Bir öğrenci okuluna giderken bir şairin adını taşıyan sokaktan geçiyor. Merak edip tabelayı okuyor. O güne kadar adını yalnızca ders kitaplarında duyduğu bir edebiyatçıyı tanımaya başlıyor.
Şehrimize gelen bir turist, sokak sokak dolaşırken Kahramanmaraş’ın edebiyat tarihini öğreniyor.
Bir çocuk, yaşadığı mahallenin neden bir yazarın adını taşıdığını soruyor. Ailesi ona bu şehrin kültürünü anlatıyor.
İşte edebiyat şehri olmak biraz da budur.
KAHRAMANMARAŞ’IN BİR EDEBİYAT ROTASI OLMALI
Bu çalışmayı yalnızca sokak tabelalarıyla da sınırlamayalım.
Şehrin tarihî ve kültürel dokusuna uygun alanlarda edebiyat durakları oluşturalım. Şairlerimizin ve yazarlarımızın eserlerinden kısa alıntıların yer aldığı duvarlar, şiir köşeleri, okuma alanları ve açık hava kültür noktaları hazırlayalım.
Kahramanmaraş’a gelen bir ziyaretçi, bu rotayı takip ederek şehrin edebiyat hafızasını tanıyabilsin.
Bunun için belediyemizin ilgili birimleri; üniversitelerimiz, edebiyatçılarımız, kültür insanlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız bir araya gelebilir. Şehrin edebiyat haritası çıkarılabilir. Hangi isimlerin hangi bölgelerde yaşatılacağı, hangi eserlerin tanıtılacağı ortak akılla belirlenebilir.
Böylece hem geçmişimize sahip çıkar hem de gelecek nesillere kalıcı bir kültür mirası bırakırız.
Üstelik bu çalışmaların tamamını bir anda yapmak zorunda da değiliz.
Şehrin alt ve üst yapı çalışmaları ilerledikçe, yenilenen caddelerde ve düzenlenen meydanlarda bu projeler de aşama aşama hayata geçirilebilir.
Yeter ki bir hedefimiz, bir irademiz ve bu şehre dair bir hayalimiz olsun.
UNVAN ALMAK KADAR O UNVANA LAYIK OLMAK DA ÖNEMLİDİR
Kahramanmaraş’ın UNESCO Edebiyat Şehri unvanı hepimiz için gurur vesilesidir. Fakat unvanlar, yalnızca törenlerde hatırlanmak için alınmaz.
Onları yaşatmak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak gerekir.
Kitap fuarımız bu anlamda çok kıymetli bir organizasyondur. Her yıl daha fazla yazarın, yayınevinin ve okurun buluşması şehrimizin kültür hayatına güç katıyor.
Ancak fuarın kapıları kapandığında edebiyatın şehrimizdeki yolculuğu sona ermemeli.
Tam tersine, fuarda başlayan heyecan yılın 365 gününe yayılmalı.
Kahramanmaraş’ın her sokağında bir hikâye, her meydanında bir kültür izi, her mahallesinde edebiyatı hatırlatan bir dokunuş olmalı.
Bunun için ilk adımı bugün atabiliriz.
Kahramanmaraş’ın edebiyat birikimi, birkaç güne sığdırılacak kadar küçük değildir. Bu şehrin yetiştirdiği değerler, yalnızca kitap sayfalarında ve fuar salonlarında kalmamalıdır.
Biz bu mirası sokaklara taşırsak çocuklarımız yaşadığı şehrin kıymetini daha iyi anlayacak, ziyaretçilerimiz Kahramanmaraş’ı yalnızca gören değil, hisseden insanlar olarak buradan ayrılacaktır.
Kitap fuarı elbette devam etsin. Yazarlarımız gelsin, şairlerimiz konuşsun, kitaplar okurlarla buluşsun.
Ama gelin, bununla yetinmeyelim.
UNESCO EDEBİYAT ŞEHRİ UNVANINI SADECE TAŞIMAYALIM; KAHRAMANMARAŞ’IN HER SOKAĞINDA YAŞATALIM!
Çünkü bir şehri büyük yapan yalnızca binaları, yolları ve meydanları değildir. O şehri büyük yapan, geçmişinden aldığı kültürü geleceğe taşıyabilmesidir.
Kahramanmaraş’ın böyle bir gücü var.
Şimdi sıra bu gücü şehrin her köşesinde görünür kılmakta.
Kalınız sağlıcakla
Başbaşa’da Çarpıcı Değerlendirmeler: Gençlik, Siyaset ve Sosyal Medya Tehlikesi
08 Eylül 2026 Salı 17:42Binalar Yükseliyor, Vicdanlar Çöküyor Mu? "Kalkınmak Sadece Zenginleşmek Değildir!"
05 Eylül 2026 Cumartesi 16:33Yarım Asırlık Kanayan Yara: Tekke Mahallesi’nde Kentsel Dönüşüm Bilmecesi
04 Eylül 2026 Cuma 16:37Ekonomik Sıkıntı mı, Doyumsuzluk mu?
03 Eylül 2026 Perşembe 16:33"Siyaset Bir Üçgendir: Kahramanmaraş İçin Ego Değil, Hizmet Zamanı!"
01 Eylül 2026 Salı 17:03Yıkılan Değil, Yeniden Ayağa Kalkan Şehrin Hafızası: Kahramanmaraş Deprem Müzesi
31 Ağustos 2026 Pazartesi 17:16YENİ BİR BAŞLANGIÇ: ZAMANIN RUHUNU YAKALAMAK
24 Nisan 2026 Cuma 13:42Eğitim Modelimiz Ne Kadar Milli?
22 Nisan 2026 Çarşamba 12:08Tanıtım Günleri: Bir Şehrin Sessiz Gücü
17 Nisan 2026 Cuma 13:41KURŞUNLAR YÜREĞİMİZE İŞLEDİ
16 Nisan 2026 Perşembe 11:41

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.