Mehmet TAŞ
ISRAF VE BEDEL ÖDEME
Malum yaşlanıyoruz artık. Yaş otuz beşi çoktan geçti. Sabaha çıkacagımız, sabah serinligini bir daha hissedecegimizin garantisi yok.
Öyle olunca da dogal olarak belirli yaştan sonra "para hırsı tısss " diye bitiyor. Artık ölümün soguklugunu ensemizde zaman zaman hisseder olduk.
Öyle degil mi sevgili okurlar?
Kimi zaman sabahları yatagımızdan kalkmaya başladıgımızda belimiz tutuluyor, kalkmakta zorlanıyoruz.
Bazen de çocuklarımızın her yıl biraz daha büyüdügünü görünce yaşlandıgımızı hatırlıyor, çogu zaman "keşke" tarzı acı bir gülümseme ile kendi kendimize konuşmuyor muyuz?
Ve şu Ramazan günlerinde; bizler evlerimizde "tıka basa" doyarken komşumuz hangi durumda oldugunu merak ederek bir akşam üstü kapısını çalıyor muyuz? O yürek bizde var mı?
Vesselam işte?
Yaşlanıyoruz ya malum.
Günler ayları, aylar yılları kovalıyor.
Bir bakıyorsunuz bir yıl ne çabuk geçti diyor, bazen de çok bunalımlı oldugunuz anlarda "vakit" hiç geçmez olur.
"Gece" bitmez. Uyku girmez gözlerimize. Yatakta bir o yana bir bu yana dönüp durursunuz. Bu sadece ekonomik sıkıntıdan kaynaklanan bir sorun degildir.
Bu insan yaşamında ki sevgisizligin benlige hakim olması "bencil ruh" ile "vicdanın" karşılıklı savaşı gibi bir şey!...
Bizler "zaman" denilen kavramı hoyratça israf ederek geçiriyoruz. Bu gün ne yaptın sorusuna hiç birimiz dogru dürüst cevap veremiyor ve kıvırıyoruz.
Tabii bu kıvırmanın bedeli o uykusuz gecelerde ödeniyor. Ödeniyor ama kimse bunu kabullenmek istemiyor.
Günümüzde hemen hemen her insan hasta.
Bu hastalık görünen hastalıklardan degildir. Adamın ayagı kırık falan degil.
Adamın "kafası" hasta.
Arıza beyinde degil aslında. Beynine enjekte etmeye çalıştıgında.
Eli ile dili farklı.
Cebi ile vicdanı arasına sıkışan bir yürek, bir vucut.
Dogal olarak hastalık taşıyor.
Beden degil.
Ruh ve akıl hastalıgı taşıyor.
Yüregindeki merhamet ve sevgi kırıntıları her geçen yıl biraz daha azalan insan 40 yaşına geldiginde "merhamet" duygularının yerini "kin ve nefrete" bırakıyor.
Beton insanlar.
Hastalıklı bedenler.
Ve günümüz insanı.
Para hırsı, emek harcamadan, alın teri akıtmadan servet hırsı, dirsek çürütmeden makam ve mevkii hırsı.
Bunca arızı hırslar bir bedene girince, hastalıklı bir insan tipi çıkıyor ortaya.
Sokaga çıktıgımızda etrafa şöyle bir bakalım lütfen.
Ben dahil saglıklı insan kalmadı dostlar.
Biraz yüregimizde merhamet kırıntıları varsa onu kaybetmemek için şu ramazan günlerinde, komşumuzun haline bir bakalım isterseniz.
Var mısınız?
Cevabınız "evet" ise bu kırıntıların izleri sizde var.
"hayır" ise yandın arkadaş!..
Ne senin kimseye faydan olur, ne kimsenin sana!...
Israf ettigimiz yılların bedelini saglıksız bir nesil yetişmesine imza atarak bütün toplum ödüyor.
Sen, ben, biz ve hepimiz!..
Nice güzel ve huzurlu günlere!...
YENİ BİR BAŞLANGIÇ: ZAMANIN RUHUNU YAKALAMAK
24 Nisan 2026 Cuma 13:42Eğitim Modelimiz Ne Kadar Milli?
22 Nisan 2026 Çarşamba 12:08Tanıtım Günleri: Bir Şehrin Sessiz Gücü
17 Nisan 2026 Cuma 13:41KURŞUNLAR YÜREĞİMİZE İŞLEDİ
16 Nisan 2026 Perşembe 11:41Dijital Vicdan: Kaybettiğimiz Şey Tam Olarak Bu mu?
13 Nisan 2026 Pazartesi 14:32KARDEŞLİK VE DOSTLUĞUN ADI SELİM CÜCE
04 Mart 2026 Çarşamba 09:17İŞİYLE KONUŞAN BİR SANAYİCİ CENGİZ ONARAN
26 Şubat 2026 Perşembe 11:18BİR DÖNEMİN EFSANESİ METE ESKİGÜN
23 Şubat 2026 Pazartesi 22:50BİR SİYASET USTASI OSMAN OKUMUŞ
19 Şubat 2026 Perşembe 22:15KUMAŞTAN UÇAK YAPAN ADAM
15 Şubat 2026 Pazar 23:54

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.