İslamiyet – Allah’a Teslimiyet
İslam, Tanrı’nın birliğini öğretmektedir ve Tanrı, Arapça’da Allah olarak bilinmektedir.
Aynı şekilde, "İslam" kelimesi de "Allah'ın iradesine teslimiyet" anlamına gelen Arapça bir kelimedir ve bu kelime, Arapça “barış" anlamında "salam" kelimesiyle aynı kökten gelmektedir.
İslam, gerçek bir zihin huzuruna ve gönül rahatlığına ulaşmak için kişinin Allah'a teslim olması gerektiğini öğretmektedir.
İslam Öğretileri
İslam öğretileri, insan ruhu için birer rahmet ve şifa kaynaklarıdır.
Tevazu, samimiyet ve sabır teşvik edilmektedir. Kibir ve kendini beğenmişlik ise kınanmaktadır. İslam ayriyeten, insanları ırksal ve etnik önyargıdan arındırmaktadır. Çünkü; insan doğruluğunun tek hâkimi Yüce Allah'tır.
İslam'a göre, yaşam biçimi saf ve sağlıklıdır. Düzenli namazla ve oruçla, öz disiplin ve öz denetim geliştirilmektedir.
Ahiret İnancı
İslam, yaşamın bir imtihan olduğunu ve tüm insanların Allah'ın huzurunda hesap vereceğini öğretmektedir. Bu nedenle, ahiret yaşamına samimi bir şekilde inanılmalıdır. Zaten, ahiret inancı, dengeli bir yaşam sürmenin yegâne anahtarıdır.
İslam'ın dini metni, Cebrail aracılığıyla yıllar boyunca Hazreti Muhammed'e iletilen, Allah'ın insanlığa mesajlarının derlendiği Kur'an'dır.
Beş Özel Şart
Bir Müslüman’ın gerçekleştirmesi gerekli beş özel şart vardır: Arapça'da Şehadet olarak bilinen İman İkrarı: "Allah'tan başka ilah yoktur ve Hazreti Muhammed O'nun peygamberidir"; günde beş vakit namaz; Ramazan ayında oruç; maddi ve fiziksel olarak mümkünse, en az bir defa Mekke'ye hac ve zekât.
Müsevitoğlu, İstanbul'dan Bildiriyor
Eğitimci, program yapımcısı ve sanat yönetmeni Nesibe Müsevitoğlu, İslam’a ilişkin araştırma konuma yönelik bana açıklamada bulundu.
İslamiyet'in sadece bir teslimiyet olmadığını aynı zamanda bir hürriyet yolculuğu olduğunu düşünen Nesibe Müsevitoğlu, kendi ifadesiyle, Yüce Allah'a teslim olduğunda, bir insanın ancak o zaman dünyanın geçici yüklerinden ve kibirliliğin prangalarından özgürleşebileceğine inanmaktadır.
Etiğin ve ahlaki dengenin tüm insanlığın ortak huzuru için temel reçete olduğu görüşünü savunan Müsevitoğlu, samimiyetin ve barışın rehberliğindeki bir yaşamın ruhun en büyük şifası olacağını vurguladı.
Bana Özel Açıklama - II
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Bosna–Hersek Komisyon Başkanı Selçuk Kurtsatar, araştırma konuma ilişkin bana özel açıklamada bulundu.
İslamiyet'in barış, hoşgörü ve sevgi dini olduğunu vurgulayan Başkan Kurtsatar, Arap coğrafyasına gelse de İslamiyet'in Türk insanının yapısına çok daha uygun bir din olduğunu iddia etmektedir ve iddiasını şu sözleriyle desteklemektedir:
"Türk insanı yaşamında sevgiye, hoşgörüye ve barışa daima yer vermektedir ve kendisini bu doğrultuda yönlendirmektedir."
Başkan Selçuk Kurtsatar, Türk milletinin Balkanlar'da Hristiyan ahaliyle yüzyıllar boyunca bir arada rahatça ve huzurla yaşayabilmesinin başlıca sebebinin de Türk insanının yapısından ileri geldiğini belirtmektedir ve buna ilaveten, Türk insanının mensubu olduğu İslam dininin barış, sevgi ve hoşgörü dini olmasından kaynaklandığını vurgulamaktadır:
"Böylelikle, Balkanlar yüzlerce yıl boyunca Osmanlı hâkimiyeti altında, Türk egemenliğinde huzur içerisinde idare edilmiştir."
Ne var ki; günümüzde, Batı Trakya'da Türk milletine, Türk insanına İslam'ı huzur içinde rahatça yaşama izni verilmediğinden ve hatta Müftü seçimlerine bile Hristiyan ahalinin müdahale ettiğinden yakınan Başkan Kurtsatar, şu tespitte bulunmaktadır:
"Bugün Batı Trakya'da, egemenlik başka din mensuplarında olduğundan dolayı, hiç kimse dinini Osmanlı Dönemi'ndeki gibi rahat yaşayamamaktadır. Bu durum, İslam'a mensup Türk insanının ne kadar karakterli, ne kadar yüce bir millet olduğunun ispatıdır."

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.