Jülide DEMİRTAŞ

Jülide DEMİRTAŞ

GAFLET UYKUSUNDAN GERİNMEYE GEÇEN KİM ?

“Büyük balık küçük balığı yer”

Ekolojik sistemde bu böyledir. Dünya ülkelerine baktığımızda da durum pek farklı değildir.

Bakıp gördüğümüzde Ortadoğu ne yazık ki bunun örneğini taşımakta. Dış mihrakların pençesinden kurtulamayan devletler kargaşa ortamına sürüklenmiştir. ”Size demokrasi getiriyoruz.” Sloganı altında halkı ikiye bölen yaklaşımlara yabancı değiliz. Bu filmi birkaç kez gördük. Ve ne yazık ki devam ediyor. Başrolde Amerika ve İsrail ve Müslüman Devletler…

***

 Kendine güveni olmayan insanın yıkılması nasıl kolay olursa, kendi gücünün  ve konumunun farkında olmayan, bir devlet bilinci geliştirmeyen, halkıyla hemhal olmayan  ülkeler yok olmaya mahkumdur.

***

Amerikan’ın Kudüs’ü başkent olarak tanıyıp, elçiliğini buraya taşımak istemesi Müslüman Devletler arasında infiale sebep oldu, haklı olarak.

Sürekli yayılma politikası içinde olan İsrail Devleti bu haberle ihya oldu. Ortadoğu’da sakinliğini koruyan ve minik bir devlet olan İsrail “koynumuzda yılan beslemişiz” dedirtiyor.

 Bunun karşılığında Müslüman Devletler ne yaptı? Ne yapabiliyor ?

Bağırıp, çağırmalar ve tehdit etmeler ve öfke gösterileri.

Bir de dua ile tüm sorumluluğu Allah’a havale ediyorlar. Oysa Kur’an da demiyor mu, “biz sizin kaderinizi çabalarınıza bağladık.”

 Herhangi bir çaba söz konusu değilse kaderi nasıl değiştireceğiz? Var olan durumu değiştirmek için çaba sarfedilmemişse dualarla inancımız güç kazanır . Duanın  yeri ayrı. İçten edilen duaların kabul gördüğü olmuştur.

Lakin biz devemizi sağlam yere bağlayalım ki, sonra içimiz rahat tevekkül edebilelim. Eğer deveyi  bağlamaz” Allah’ım sana emanet “deyip bırakırsak, çalındığında kimseyi suçlayamayız. Duamız kabul olmadı diyemeyiz. Dua etmekte  böyledir. tedbirimizi alır, duamızı eder sonra da tevekkül ederiz. Çünkü sonrası bizi aştığı için Yüce Yaradan’dan yardım dileriz. Ve duamızın kabul görmesini isteriz. Bu nedenle Ortadoğu’daki kargaşadan ülkemizin uzak olması için tedbir alınmalı ,yediden yetmişe.

”Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.”

Bilinen bir şey var ki oda gün geçtikçe İsrail güçlenirken İslam Ülkeleri her geçen gün etkisiz ve tepkisiz hale getiriliyor. Uyuyan bir İslam alemi ne zaman uyanıpta birlik ve beraberlik meşalesini yakacak.56 Müslüman ülkenin bu karar karşısında herhangi bir yaptırım gücü yok !!!

Sadece dua ve beddualarla bu kaos atlatılabilir mi ?

***

İslam aleminin haklı oluşu lehine bir karar çıkmasını sağlayamıyor ne yazık ki. Çünkü yeterince güç yok. Durum böyle olunca da sonucun değişmesi için yaptırım gücü kullanılamıyor. Nasıl kullanılsın ki ? Gücü olmayan devletleri gücüyle , maşalarla, bilimle, teknolojiyle, askeri mühimmatıyla altını üstüne getiriyor. Ve diğer İslam ülkeleri bu durum karşısında sessiz kalıyor. Bilinçlendiremediği halkı, güçlendiremediği devletiyle kısa zamanda güçlü devletlerin oyununa geliyor.

Ne yazık ki şahit olduğumuz bir gerçek; İslam Ülkeleri  mühimmat olarak düşmandan alıyorsa ve onlara bağımlıysa nasıl bir karşı koyma çabası olacak. Geri kalmışlığın pençesinde olmak kader değildir. Gaflet uykusundan bir türlü uyanmak istememesindedir. Fen, bilim, ilim, bilim, kimya, eğitim, sanata yeterince önem verilmeyip ,  gelişmesini sağlamamak ,gaflet uykusundan kalkamamaktır.

Üç semavi dinin  sayılan bu kutsal şehir hakkında yapılabilecek en doğru karar tüm kararsızlıklardan iyidir. Tüm İslam devletleri toplanıp bu konuda karar vermeli ve buna riayet edilmelidir. Eğer birlik sağlanabilirse. Ortadoğu’nun bu denli karışmasının sebebine inince İsrail hayallerini gerçeğe dönüştürme çabası içinde.

***

Ticaret olarak baktığımızda, bugün birçok ürünümüz İsrail’ den. Buğday bile. Önce yayılmacı olarak ticari mallarını yaydı. Ürün sattığı ülkeleri kendinden ürün almaya mahkum etti. İnsanları tembelliğe alıştırdı. Ülke ticaretlerinin içini boşalttı. Kendileri ticari zekalarını ve arkalarına da Amerika’yı alınca Müslüman devletleri rahatlıkla karşısına aldı.

Bunun karşısında ne yapmalı? Güçlü ve dik bir duruş sergilenmeli. Özümüze sahip çıkıp kendi yağımızla kavrulmayı, ihracatı artırıp, ithalatı azaltmaya yönelik çalışmalar yapılmalı. Savaş yanlısı bir tavırla değil de barış yanlısı olmalı.

Birlik , dirlik ve bütünlük içinde insanlarımızın en iyi şekilde eğitilmelerine, halkın bilinçlenmesi için basın ve yayın politikalarına çok dikkat edilmeli. İnsanları ekran başında zamanını boşa harcayan dizi ve yayınlar yerine eğitici ve öğretici yayınlar yapmaya, fikir üretme ve bu fikirlerden yararlanmaları için gerekli yöne kanalize etmek gerekir. Gelişmişlik düzeyini, çağa ayak uydurmayı bir an önce bilinç geliştirmeye yönelik çalışmalara ağırlık verilmeli.

Varlığımızın temeli  insan olmaksa tüm insanların barış içinde savaşsız dünya diliyorum. Lakin petrol yataklarının güçlü görünen devletlerin salyalarını akıttığını da unutmuyorum. Ve…Sadece kendilerine Müslüman (!) olduklarını…

Ülkemiz lehine olan tüm güzellikler biz de kalsın…

Önceki ve Sonraki Yazılar