Fetö'nün Tarihsel Kökleri Şahkulu İsyanı Ve 15 Temmuz

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bundan tam iki yıl önce hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Bu darbe girişiminin arkasındaki güç ise Fetullah Gülen Terörist Örgütü.

Peki Fetö bu gücü nereden buldu ve tarihimizde buna benzer vakalar daha önce yaşandı mı? Bu günkü yazımızda bu konuyu irdelemeye çalışacağız.

Coğrafyamız darbeler coğrafyasıdır desek abartmış olmayız. Osmanlı tarihi boyunca bir çok isyan ve darbeler yaşanmıştır. Denebilir.

Tarihimizde buna benzeyen dini-sapık isyan ve hareketler olmuştur. Baba İshak isyanı, Şeyh Bedreddin olayı ve Sabatay Sevi vakaları gibi bir çok tarihsel olay  yaşanmıştır.

Biz ise bu yazımızın başlığında yer alan Şah Kulu olaylarını kısaca hatırlatmak istiyoruz.

sahkulu_isyani1.jpg

Şahkulu İsyanı 1511 yılının Nisan ayında Şah İsmail’i Kurtarıcı-Halife-Seçilmiş İmam ve Mehdi olarak gören Şahkulu (Hasan Halife oğlu) önderliğindeki Kızılbaşlar tarafından, Sultan II. Beyazid’e karşı yapılan bir isyandır.

Osmanlı Türk Devleti’ni yıkmak için Şah İsmail tarafından çıkartılan bir isyandır, Şeyh Bedreddin İsyanı Anadolu’daki ilk defa dini içerikli Sünni-Şii bir ayrışmaya tefrikaya ve bölünmeye sahne olmuştur.

Şeyh Haydar’ın müridlerinden olup onun tedrisatından geçen Hasan Halife memleketi Teke yöresine döndükten sonra Kızılkaya mevkiine kendisine mesken edilmiş ve burada Teke Türkmenleri’ni irşada başlamış onun telkinleriyle pek çok Kızılbaşlı’ğa meyletmişti.

Hasan Halife’nin ölümü’nden sonra yerine oğlu Şah Kulu halife olmuştu. Şah İsmail eliyle atılan fitne tohumları ile bu olaylar sonraki yıllarda da devam edecek, huzuru ve güveni yeniden tehsis etmek için büyük mücadeleler verilecektir.

Osmanlı tarihçileri bu isyanı şeytan kulu olarak da tanımlar. Bu isyan Burdur, Antalya, Sivas, Isparta ve Kütahya gibi geniş bir alanı kapsar. Bu isyanın amacı doğrudan doğruya Osmanlı Devleti’nin iktidarını yıkmak için hedeflenmiştir. Şah Kulu isyanına katılanlar Alevi-Türkmenleri ve Rumlardı.

Şahkulu Osmanlı karşısında hezimete uğramış ve idam edilmiştir. Tahta Çıkan Yavuz Sultan Selim bu tür fitnelerin bir daha yaşanmaması için Fitnenin kaynağına yani İran daki Şah İsmail'in üzerine yürümüş ve Onu da hezimete uğratmıştır.

 Şah İsmail, Osmanlı karşısında yenilgiye uğrayarak kaçmasının ardından bazı rivayetlerce Şah Kulu'nu yenilgisinin sebebi olarak görmüştür. Eğer isyan etmeyip beni bekleseydi Osmalıyı gafil avlayacaktım diye hezeyanlarda bulunmuştur.

Şah İsmail yenilmiş fakat Osmanlı Büyük sıkıntılar çekmiş yıkılma tehlikesi yaşamıştır.

Tarihten günümüze uzanan pencerede Fetö'nün yapılanmasına bakacak olursak;

Fetö adlı örgüt kendine dinsel bir misyon yükleyen, gizliliği esas alan bir yapılanma olarak ortaya çıkmıştır.

Fetö ezoterik kökleri olan sinsi bir yapılanmadır. Fetullah Gülen kendi taraftarlarını bir MEHDİ ve ALTIN ÇAĞ efsunuyla yetiştirmiştir.

15 Temmuz hain darbe girişiminde rol alan askerlerin basına yansıyan konuşmalarında halkın üzerine bomba atan pilot; Görev başarıyla tamamlandı. Diyebilecek kadar şuursuzlaşmıştır.

Bu yapı küçük yaşta çocukların ve gençlerin zihinlerine Allah ve Peygamber gibi kavramları kullanarak bir seçilmişlik duygusu yerleştirmiştir.

Fetö örgüt üyelerinin genç yaşta seçilmelerinin sebebi onların kişilik gelişimlerine müdahale  etmektir.

14-15 yaşlarında bir çocuğu düşünün ki bu çocuklar büyük oranda yoksul çocuklarıdır. Zeki ve kullanılabilecek gençleri ışık-abi evleri veya yurtlarda yetiştirirken manevi duygulardan faydalanılmıştır. Bu çocuklar seçilmiş kişi sendromuna kapılmışlardır.

Örneğin genç dimağlara şu şekilde telkinde bulunulmakda olduğu söylenmektedir; 'Sözde Hoca Efendi rüyasında peygamberimizi görmüş peygamberimizin yanında bir genç varmış o genç sensin' şeklinde telkinler verilerek genç beyinler mankurtlaştırılmış.

 Gelecek olan MEHDİ ve ALTIN ÇAĞ için verilecek olan her görevi sorgusuz sualsiz kabul etmeleri sağlanmıştır.

Fetö yapılanması içinde koşulsuz kabullenen kişiler yükseltilmiştir. Ordu-Emniyet ve bürokraside Fetö tarafından verilen talimatları şartsız kabul eden ve uygulayan kişiler yükseltilmiştir.

 15 temmuz darbesine uzanan süreç tüm boyutlarıyla incelenmelidir. Bir eğitimci olarak gençlerimizin bu ve buna benzer yapılanmalardan korunmasının önemini toplumsal anlamda kavrayamadığımızı görüyorum.

Fetö, Adnan Oktar vb. gibi dini duyguları kullanan oluşumlar gelecekte ve günümüzde her zaman karşımıza çıkacaktır.

Devlet ve toplum olarak benzer acıları yaşamak istemiyorsak gençlerimizi önce bizler yetiştirmeliyiz.

 Din eğitimini ailesinden ve yetkili-sorumlu mercilerden alan bir genç bu tür oluşumların ağına düşmeyecektir. Denebilir.

Fakat gençlerimizi Allah'a emanet edip biz gereğini yapmazsak sonradan pişman olmak işe yaramayacaktır.

Allah, milletimize ve devletimize bir daha bu tür acılar yaşatmasın.

Son olarak Nasrettin hocanın şu fıkrasını hatılatmak isterim;

Nasreddin Hoca kızının eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp :

- Testiyi kırma ha ! diye öğüt vermiş .

Bunu gören komşulardan biri :

- Yahu Hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı ?

Hoca cevap vermiş :

- Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader !

Önceki ve Sonraki Yazılar