Zekeriya Çakabey

Zekeriya Çakabey

EĞİTİMİN PAYDAŞLARI VE AİLE

Erkek çocuklar okumalı;

Ama kız çocukları mutlaka okumalı!

  Kız çocuklarının okumasındaki mutlaka şerhi, belki de çoğu insanın sessizce içinden geçen; kadınların toplum içindeki yerine ve toplumun şekillenmesindeki kadınların önemine binaen ısrarlı bir vurgulamadır.

    Bizim toplumumuzu başka toplumlardan ayıran en büyük özellik çekirdek aile yapısının olması ve bizim önemsediğimiz değerler içinde ayrı ve özel bir yeri arz etmesidir. Geçmişte aile bağlarının daha güçlü; aile bireyleri arasındaki iletişimin temelinde saygı, sevgi ve sadakat bağlarının daha az yıpranmış olduğunu görürüz Şu anda ki kadar dijital ortama uyumlu bir gençlik olmasa da koyduğu hedefe varma, milli ve manevi değerlerinden taviz vermeyen bir nesil olduğunu inkâr etmek mümkün değil. Her ne kadar günceli soran, sorgulayan bir gençlik olmanın ötesinde, uzun vadede bazı değerler üzerindeki hassasiyeti ve okuma, bilinçli okuma seviyeleri, okuyan gençlik arasında bugünkü gençlikle kıyasladığımız zaman yüzdelik dilimi bakımından daha yüksek seviyede olduğunu da ayrı bir gerçek. Ki onlar; kazanmayı ve kaybetmeyi, yokluğu ve varlığı; zorluğu ve kolaylığı, tırnaklarıyla toprağı kazır gibi büyük korku ve endişe içinde hayatlarını riske ederek kazandılar. O gençlik ki toplumun hangi yamacında olurlarsa olsunlar, toplumun içinde topluma dair her zaman söyleyecekleri bir sözleri vardı…

    Buradan hareketle, biz gençliği ya da çocuklarımızı, toplumun içine ayakları yere basan bir genç olarak göndermemiz gerekiyor. Toplumda etken, bilinç seviyesi yüksek, soran, sorgulayan ve toplumun değerlerine bağlı bir gençlik… Aynı zamanda kendi değerlerini de ortaya koyabilen… Böyle bir neslin yetişmesi, hem kişinin kendisi adına, ailesi adına, ülkesi ve insanlık adına büyük bir kazançtır.

    Ama asıl meselenin odaklandığı nokta da bu olsa gerek. Bilinçli bir gençlik isterken; o bilinci gençliğe verebilecek bilinçli bir aile modeline ihtiyacımız, içtiğimiz su kadar, teneffüs ettiğimiz hava kadar elzemdir.

    Burada erkekler okumalı; ama kızlar mutlaka okumalı şeklindeki slogan anlayışı içeren bu sözümüzün temelinde yatan hadise de budur. Çocuğun yetişmesinde tek etken olarak yalnız anneyi düşünmediğimiz muhakkak. Babanın bir gencin yetişmesindeki etkisinin fevkalâdeliğini bir kenara atamayız. Ancak dokuz ay hamilelikten tutunda belli bir yaşa gelinceye kadar anneyle beraber olan ve tüm davranış, düşünce ve kazanımlarının neredeyse anne tarafından atıldığını düşündüğümüz zaman, annenin okuması ve bilinçli bir duruma gelme zorunluluğu gün yüzü gibi net ve aşikârdır. Bir gencin kazanımlarının kalıcı karakteristik bir yapıya dönüşmesinde, bu süreci etkileyen paydaşların alabildiğine çok olması ve günümüz dünyasında en büyük etken olarak iletişim araçlarının belirleyiciliği anne- babanın işini daha da zorlaştırmaktadır. Zaman tünelinde geçmişe doğru yol aldığımızda, onların okuma şansını yakalayıp- yakalayamadığı; yakaladıysa bile okuduğu okulun ve ortamın niteliği, topluma nasıl bir bilinçli anne kazandırmıştır.

    A’dan Z’ye sorgulanabilir, tartışabilir, en basiti dönütleriyle sağlaması yapılabilir olan bu eğitim sürecinin ve paydaşlarının zorlamasıyla, nasıl bir sağlıklı sonuç verebileceği muamma değildir. Bu yüzden en belirleyici etken olan aile yapısının ve eğitimdeki payının ve payını küçülten etkenler göz önüne alınarak acil hareket alanımız olan bilinçli aile oluşturmada ne yapmamız gerektiğinin teori- pratik ve uygulama sonrasındaki oluşan dönütlerle masaya yatırılması gerekir. Toplum değerlerine aykırı birisinin bile bazı değerlere karşı hakaret içeren durum karşısındaki tavizsiz tavrı, ailenin küçük yaşta attığı formattan kaynaklanmaktadır.

    Sevgili anne-baba; ağzını açıp önüne gelene veryansın etmen yavrularına doğruyu kazandırmadığı gibi, seni de sorumluluktan kurtarmayacaktır. Asıl değerlerin yüklenmesinin en etkili olduğu dönem sana aittir. Eğriyi ve doğruyu ilk önce seninle öğrendi. Doğru bildiğin yanlışları ya da yanlış bildiğin doğruları hiç sorguladın mı? Ağladığı zaman onun neden ağladığını sorgulamak ve onu avutmak yerine vazgeçemediğin dizilerini seyredebilmen için bugün uygulama alanı çok geniş olan cep telefonunu mu yapıştırdın eline. Veya ahlakı bozuldu diye suçladığın okullarda geçen zamanla, senin yanında geçen zamanı hesapladın mı?

    Lütfen bunları bir yap, yarın bu toplumun yükü onların omuzlarına binecek. Onlarda anne- baba olacaklar. Çekirdek aileler her gün parçalanıyor. Parçalanmış aile çocukları serseri mayın durumunda.

    “Avrupalı bir ailenin mirası köpeğine kalmış,” diye haberler ülkemiz içinde yazılmasın… Bulduğu boşluklardan içeri sızmaya çalışan hainlerin karşısında kaya gibi duran oğlun ya da kızın, sen hayatta olmasan dahi en zor şartlarda dahi kardelenler gibi masmavi mutluluklar açtıracaktır ülkende…

                                                                              

Önceki ve Sonraki Yazılar